İNGİLTERE… Türkiye’nin Trump iyimserliği uzun sürmeyebilir

Türkiye’nin ‘öngörülemezliği’ yeterince endişe vericiydi. Amerika Birleşik Devletlerinde Donald Trump’ın başkanlığa seçilmesinin yarattığı belirsizlik, kaygıları daha da derinleştiriyor.Alışageldiğimiz dünya düzeni, gözlerimizin önünde her geçen gün çökmekte. Artçı sarsıntıların Türkiye’yi, pek çok ülkeden daha fazla etkileyeceğine kuşku yok.

Türkiye, Donald Trump’ı seçim zaferinden dolayı ilk kutlayan ülkelerin başında geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan halkının tercihinin demokrasi ve bölge için hayırlı adımların atılmasına vesile olmasını temenni etti.

Başbakan Binali Yıldırım ise, seçim sonucunun,  Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri  dostluğu için yeni bir başlangıç olması umudunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanının danışmanlarından Yiğit Bulut, Trump’ın söyleminin Türkiye’ninkiyle uyuştuştuğunu, Hillary Clinton’ın ise Gülen hareketine yakın olduğunu ileri sürdü.

Hükümet yanlısı medyada Trump’ın seçim zaferine tepkiler, genelde ikili ilişkilerde yeni bir sayfa açılacağı beklentisi doğrultusunda ve iyimserdi.

Donald Trump’ın kampanya boyunca dile getirdiği ‘güçlü lider’ hayranlığı ve Türkiye’deki darbe girişimi ardından yaptığı ‘diğer ülkeleri hak ve özgürlürlükler konusunda yargılamamak gerektiği’ yorumu hatırlanırsa, aslında bu tepkiler şaşırtıcı değil.

15 Temmuz darbe girişimi ardından artan baskılar, basın özgürlüğü ihlalleri ve yargı bağımsızlığının çiğnenmesi yüzünden ağır eleştirilere hedef olan Türkiye için, Trump’ın yaklaşımı yüreklere su serpen cinsten.

Avrupa Komisyonunun bu hafta yayınlanan en son İlerleme Raporunda, 15 Temmuz’dan bu yana, Türkiye’de bütün kriterlerde gerileme yaşandığı belirtildi.

Türkiye, ise, eleştirileri, objektif olmadıkları gerekçesiyle reddediyor.

Oysa, bu tür görüşler,  Türkiye’nin Avrupa birliği üyeliğini destekleyen, normalde tolerans ve sempatisi yüksek kesimler tarafından da artık yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.

Bu hafta içinde Londra’da görüştüğüm bir üst düzey İngiliz diplomata göre, Türkiye, ‘tamamen yanlış yolda’ ilerliyor.

Avrupalıları  hırçın ve önyargılı, Obama yönetimini ise yeterince sadık bulmayan Türkiye’nin, Trump’a ümit bağlaması şaşırtıcı değil.  Ancak, popülist ve sözünü esirgemeyen liderleriyle Trump arasındaki benzerlikten dolayı rehavete kapılanların iyimserliği uzun sürmeyecek.

NATO’dan ‘ömrünü tamamlamış’ bir ittifak diye bahseden, Amerika Birleşik Devletlerinin uluslararası anlaşmalarını yırtıp atma niyetini ilan eden Trump, Türkiye için hiç de umut verici görünmüyor.

Amerikan karşıtı söylemlere, Rusya ile yeniden canlanan yakınlığa ragmen, Türkiye, NATO’ya sırtını dönme lüksüne sahip değil.

Trump’ın Suriye’de Esad yönetiminin devamından yana olması, Kırım’ın Rusya tarafından ilhakına göz yumması, Filistin’de iki devletli çözümü reddetmesi ve Mısır’da Sisi yönetimiyle yakınlaşma niyeti, Türkiye’nin kolay kolay kabul edeceği politik dönüş seçenekleri değil.  Amerika’nın geçen yıl İran’la imzaladığı nükleer anlaşmanın yırtıp atılması tehdidinin  ise Türkiye’nin çıkarlarına tamamen ters düşeceği açık.

Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletlerinin güvenlik yüklenimlerini altüst etme vaatleri, Irak ve Suriye’deki çatışmalara taraf olmak için can atan Türkiye açısından yüzüstü bırakılmak demek.

Trump tarafından oluşturulacak yeni yönetim, sadece Amerika Birleşik Devletlerinde değil, bütün dünyada yeni bir jeo-politik düzenin habercisi.

Türkiye’nin, eski düzenin çöküşüne sevinmeye başlamadan önce, yeni düzenin ne  anlama gelebileceğini iyi düşünmesi lazım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here