Türkiye’yi yaban hayvanları bile terk etmeye başladı!

Mülteci göçünü önlemek için Bulgaristan sınırına dikenli tel çekilince Türkiye’deki doğa yıkımından kaçan yaban hayvanları ölüm tehlikesiyle baş başa kaldı…

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Dağlarında iş makineleri dolaşıp, dinamitler patlayan Trakya’daki yaban hayvanları Bulgaristan’ın koruma altındaki ormanlık alanına kaçmaya başladı. Ancak AB mülteci göçünü önlemek için Türkiye-Bulgaristan sınırına dikenli teller çekince Trakya’daki yaşanan doğa yıkımından kaçmaya çalışan yaban hayvanları çaresiz kaldı. Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem, Istrancalardaki kentte de ormanda da yaşamların tehdit altında olduğuna dikkat çekerek, “Sermaye vahşi madencilik için dağlara çıkınca, yaban hayvanları kaçacak yer aramaya başladı” diye konuştu. 
 
Bir zamanlar Türkiye’nin en verimli topraklarına sahip olan Trakya Bölgesi, verimli ovaları, zengin su kaynakları ve dağlarıyla Türkiye’nin tarımsal üretim merkezlerinin başında geliyordu. Ancak çarpık sanayileşme ve plansız kentleşme sonucu başta bölgeye yaşam veren Ergene Nehri olmak üzere Trakya’nın can damarları göz göre göre yok edildi. Son yıllarda Istranca ormanlarında başlayan vahşi madencilik ise bölgenin elde kalan son su rezervlerini ve zengin biyolojik çeşitliliğini tehdit ediyor. Bölgedeki ağır doğa yıkımına karşı yıllardır mücadele yürüten yaşam savunucularından biri olan Göksal Çidem, gelecek için alarm zillerinin hızla çalmaya başladığı Trakya’daki yıkıma dikkat çeken bir açıklama yaparak yetkilileri ve kamuoyunu bir kez daha uyardı.
TÜRKİYE’Yİ BESLEYEN ERGENE 2100 TESİSİN ATIK KANALINA DÖNDÜ
Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi ve Kırklareli Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Göksal Çidem, geçmişte Türkiye’nin pirinç ihtiyacının yüzde 80’i, ayçiçeğinin yüzde 60, buğdayın ise yüzde 13’ünü karşılayan Ergene havzasının hatalı uygulamalar yüzünden tarım dışında kaldığına dikkat çektiği açıklamasında, geçmişte havzayı besleyen Ergene nehrinin artık bölgedeki 2 bin 100 sanayi tesisinin atıklarının boşaltıldığı bir drenaj kanalına dönüştüğünü söyledi.
 
‘TOPRAKLARIMIZ, NEHRİMİZ VE SAĞLIĞIMIZ ELİMİZDEN ALINDI’
Ergene nehrinde geçmişte insanların balıkçılık yaparak geçimlerini sağlayabildiğini ancak günümüzde nehirde canlı yaşamı kalmadığına dikkat çeken Çidem, “Zamanla size aş iş getirdik diyenler. Önce topraklarımızı, sonra nehrimizi bugün ise sağlığımızı elimizden alıyorlar.  Nehrimizi kirleten, yer altı sularımızı yok edenler, topraklarımızı tarım yapılamaz hale getirenler, uygulanan yanlış tarım politikaları sayesinde bugün de,  bu toprakları yok pahasına üreticinin elinden alıyorlar. Tanrının yaratırken çok cömert davrandığı Trakya’da,  üç dağda üç orman, üç ormanda üç deniz, bir de nehir vardı. Ergene artık yok” dedi.
 
TRAKYA’YA SON DARBEYİ İKİ TERMİK SANTRALLE VURACAKLAR
Trakya’nın elde kalan yaşam alanlarını da yok edecek iki termik santral yapımı için duyuru yapıldığına dikkat çeken Çidem, Vize, Çerkezköy ve Silivri’yi kapsayan bölgede kurulması planlanan iki kömürlü santral için ilgili çevre düzeni planında değişiklik yapıldığını dile getirdi. Yürürlükteki Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası 1/100 000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda değişiklik yapılarak, daha önce Trakya’da yer almayacak sanayi türleri arasında bulunan kömürlü termik santrallerin önünün açıldığını kaydetti. Termik santral kurulmak istenen bölge, yeraltı suları besleme alanı ve tarımsal niteliği bakımından korunması gereken öncelikli alanlar arasında bulunuyor.
 
‘BAKANLIĞIN BİRİ PLAN YAPIYOR DİĞERİ DEĞİŞTİRİYOR’
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın hazırladığı ‘Tarım Arazileri ve Gıda Koruma Kamu Spotu’nun, televizyonlarda ve internette yayınlanmaya devam ettiğini anımsatan Çidem, “Bakanlığın hazırladığı kamu spotunda şu ifadeler yer alıyor: ‘Domates biber patlıcan. Gelecek nesiller sadece resimlerini görebilir. Tarıma elverişli alanların tarım dışı kullanımı geleceğimize indirilmiş büyük bir darbedir. Bu gidişe siz de dur deyin. Ülkemizde yeterince uygun alan var. Binalar tarım alanlarına değil imara uygun alanlarına yapılmalı. Tarım alanlarına yapılacak tarım dışı faaliyetlerine ruhsat verilmeyeceğini kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız’ denilmektedir. Bir Bakanlık plan yapıyor, diğer Bakanlık plan değişikliği yapıyor. Kaybeden geleceğimiz oluyor” diye konuştu.
 
‘BULGARİSTAN’A KAÇAN YABAN HAYVANLARINA DİKENLİ TEL ENGELİ’
Trakya’nın yaşam kaynağı olan Istranca Dağları’nın üçte birinin Bulgaristan, geri kalanının ise Türkiye sınırında bulunduğunu vurgulayan Çidem, “Istrancaların Bulgaristan tarafında çiçek koparmak, çadır kurmak bile yasakken, bizim tarafta tahribat had safhada. Onlar koruyarak kamu yararı sağlıyor biz ise taş ocağına da termik santrale de çimento fabrikası ve altın madenine de ‘kamu yararı kararı’ alıyoruz. Istrancalarda kentte de ormanda da yaşamlar tehdit altında. Sermaye, vahşi madencilik için dağlara çıkınca, dinamitler patlamaya başlamış, iş makineleri çalışmaya ve kamyonlar taşımaya başlayınca yaban hayvanları kaçacak yer aramaya başladı. Bulgaristan sınırına (Dereköy) AB mülteci göçünü önlemek için 4-5 metrelik dikenli teller çekti.  Karşıya gidemeyenlerin feleği şaştı. Kırklareli’de pazara inen domuzlar, İstanbul’da ise boğaza inmeye başladı. İnsanımız hala ‘Domuzun pazarda, boğazda ne işi var?’ diyor. Ne yapsın? Senin evini başına yıksalar, evinin içinde dinamitler patlasa, bahçende iş makineleri ve kamyonlar dolaşsa sen ne yapardın?” ifadelerini kullandı.
Önceki haberSalih Müslim İngiltere Parlamentosunda konuştu
Sonraki haberBu festival onların hep gülmesi için
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here