Tuvalet sıkıntısı

Tuvalet sıkıntısı

0
PAYLAŞ

Kanada’nın Batı kıyısındaki Vancouver kenti Belediye Meclisi bugünlerde her yönüyle tuvalet tartışması yapıyor.
Kent merkezine geçen yıl yerleştirilmiş kendi kendini temizleyen tuvaletler uyuşturucu kullanıcılarının tercih ettiği buluşma yerleri, evsiz barksızların işgal alanı, kendini bilmezlerin saldırı hedefi olunca milyon milyon Dolarlık projenin iptali gündeme geldi.
Tek kişiye hizmet edecek biçimde tasarlanmış olan tuvaletler bir Fransız şirketi tarafından üretilmiş, Vancouver halkının vergileriyle ödemesi yapılmış, geçen yıl en işlek caddeler üzerine, meydanlara, parklara yerleştirilmişti.
İhtiyaç gidermek isteyen modern Kanadalı vatandaş zorluk çekmesin, kaldırımda oraya buraya seyirtmesin diye kurulan tek kişilik tuvalete asansör görünümlü otomatik açılır kapanır bir kapıdan giriliyor, içerde hacetini gören tuvaletten kalkıp üstünü başını toplamaya giriştiği sıra tuvalet taşı ilaçlı sıvıyla iyice temizleniyor, ardından sifon suyu akıyor, bu işlem sırasında sadece tuvalet değil, yer zemini dahil olmak üzere çevreye de fıskiyelerden sular dökülüyor, sonra bir kurutucu devreye girip ortalığı kupkuru yapıyor. Bu kadarla kalmıyor, otomatik esans makinası çalışıyor, tüm bunlar olurken içerdeki sıkılmasın diye müzik yayını tercihe göre ayarlanabiliyor, dışarıda hava eksi 20 derece olsa yahut yaz sıcağından ortalık kavrulsa tuvalete girenin rahatı düşünüldüğünden bu WC’ler her zaman bahar havasında tutuluyor. Acil durumlarda dışarıya ulaşmak üzere servis telefonuna kadar her şey tasarlanmış olduğundan gayet hoş, nezih, ferah,1.sınıf lüks, hasılı içinden çıkılmaması gereken bir yer olarak görünüyordu.
Gel gelelim, tuvaletler kısa sürede Vancouver’ın başına bela olmaya başlayacaktı. Giren içerden çıkmak bilmiyor, artık orada ne yapıyorsa işini uzattıkça uzatıyordu. Fransız firmasından bu duruma karşı yardım istendi, sonunda mühendisler bir çare buldular: İçeride kalış süresi 20 dakika ile sınırlandırıldı. Eğer o dakikaya kadar işiniz bitmezse, hooop diye kapılar açılıyor, tuvalette oturan pantolonunu toplamaya fırsat bulamadan kaldırımdan geçenlere rezil rüsvâ oluyordu. Tuvalete iki kişi girip uygunsuz bir şeyler yapmasın diye, ayrıca bir düzenek daha hazırlandı: Normal kilosu olan bir insanın, şişman-obez olanları da dikkate alınarak, ayrıca çocuğuyla veya köpeğiyle içeri girmek isteyenleri kapıda bir terazi otomatik olarak tartıyor, eğer istiap haddini aşan olursa alarm düdükleri çalıyordu. Belediye bir ara kameralar yerleştirmeyi de düşündü, ancak insan hakları savunucuları kıyameti koparınca vaz geçti. Fakat yine de WC kapısının dışına bir adet taktılar; orası kaldırıma bakıyor diye… Vancouver’ın bir kısım muzır halkı önlemlere karşın tuvaletlere takmış durumdaydı, bu kez sifon sistemiyle uğraştılar. Normal olarak yılda en çok 10 bin kez çalışacağı düşünülmüş tuvalete oyun olsun diye girip çıkıp, tuvalet kapağını her kapatışta akıtılan sular yüzünden belediyeye zarara girdi. Geçen yıl kentin otogarındaki tuvalet 20 bin 800 defa çalışmıştı. Zarar gide gide artıyor, üstelik duvar edebiyatı yapmayı sevenlerin karaladığı, kirlettiği tuvaletlere ayrıca temizlik şirketi kiralandığından, Zihni Sinir icadı olan tuvalet belediyenin ocağına incir ağacı dikmeye karar vermiş gibi sıkıntı yaratıyordu. Tartışmalar hâlen Vancouver’da sürüyor, kapatalım mı yoksa devam mı, diye… Bir kısım meclis üyesine destekçi olan aydın, gün görmüş, efendiden Vancouver halkı “Bu bir medeniyet savaşıdır, sonunda insanlar doğruyu görecektir, kötü olmadan iyi olmuyor” demekteydi. Böylece felsefenin ünlü teodise kuramına sıkı sıkı sahip çıkılıyordu. WC karşıtlarıysa “Tuvaletleri insanlık dışı emelleri için kullanan bu çağdışı yaratıklara karşı cevabımız kesin olmalıdır, size bundan sonra rahat yüzü yok, sakın sokakta sıkıştım demeyin, ona göre…” diyordu. Anlaşılan o ki Vancouver’daki WC siyaseti bir süre daha sürecekti. Basın, haliyle duruma el attı, çarşaf çarşaf haberler yayınlandı, gazete köşe yazarları da günlük fıkra yazılarında yorum yaptı. Her kafadan bir ses çıkıyordu, fakat bu işin evveliyatı olduğu gözden kaçırılıyordu.
Sonunda yine iş geldi, edebiyata dayandı: WC tartışmasının romanını eskiden yazan bir edebiyatçıydı. Fransız romancı Gabriel Chavellier’in 1923’de yayınlanan Clochemerle adlı romanında aynı isimli kasabada yaşanmış bir tuvalet kavgası işleniyordu.
Komünist Parti’den seçilmiş belediye başkanının, kasabada halk tuvaleti olmadığından bir tane açmak istemesi üzerine Clochemerle ikiye bölünür. Üstelik tam kasaba meydanında kurulan tuvaletin kapısı kiliseye bakıyor diye dindarlar kıyameti koparacak, “Dinsiz belediye reisi kiliseye karşı çiş yaptırıyor” diye ayaklanacaktır. Sonunda kasabanın sağcıları halk tuvaletini bir gece gizlice bombalayıp ortadan kaldırır, olaylar çıkar. Fransız Ordusu ise kasabada olağanüstü hâl ilan edip sokağa çıkma yasağı koyar.
1960’larda TV dizisi olarak uyarlanıp BBC’de gösterilen Clochemerle’nin komik öyküsündeki gibi Vancouver’da kimse Kanada Ordusu’nu darbeye çağırmıyor, ama tartışmanın kısa sürede tatlıya bağlanacağı da pek görünmüyor.

Cumhuriyet, Pazar yazısı, Haziran 2011, msenol34@yahoo.com
Mahmut Şenol, Vancouver, Kanada

BİR CEVAP BIRAK