Tuzla’da yine ölüm!

Ölüm başucunuzda, durmadan aramızdan yaşayanları çalıyor ve bizler sessizce izliyoruz. Üstelik önlenebilir olan ölümler bunlar. Önlenebilir olduğu için de orada bir katliamdan bahsedilebilinir. Eğer bir yerde önlenebilir ölümler devam ediyor ve önlem alamıyorsak, suçlu oradadır, gözümüzün önündedir.
 
Tuzlada bugün işçi öldü, kaç işçi hayatını kaybetti orada, sayısını anımsayan var mı?
 
Öldüğünün farkında mıyız?
 
Yerel seçimlerin gündemi teslim aldığı bir dönemde, politikacıların bir bir kirli çamaşırlarının ortaya serildiği ortamda, Tuzla dosyası neden görülmez? Orada eli olan, eli ile hortum tutan ve hortumundan kasasına para aktaranlar yok mudur? O hortumcular değil mi, bu kara deliği oluşturan?
 
Hortumu eli ile tutup, yaşamı önemsemeyen, yaşamı bir borsa gibi görüp, oradan daha çok para kazanma hırsı ile saldırganlar gazete sayfalarında gözükmektedir ve düşünüyorlardır ki, ‘bu kriz ortamında orada çalışanlar dua etmeliler, en azından işleri vardır, hayatları pahasına da olsa’. Ekmek aslanın midesinde değil mi? O halde onu almak için riske girmek gerek! Düz mantık bizi nerelere ulaştırır!
 
Onlar, kendileri için riski kabul etmezler ama çalışanların risk alması o kadarda önemli değildir, çünkü önemli olan bütçedir ve bütçenin ulusal ekonomiye katkılarıdır!
 
Tuzla tersaneleri birer çevre düşmanı yerdir, o yerde çevrenin önemsendiğini düşünebilir miyiz? İnsanın hayatının öneminin olmadığı yerde çevre dostu filan öyle parlak sözleri aramanın da anlamı yoktur. Merkezi hükümetin ne düşündüğünü biliyoruz, fakat yerel yönetime aday olanlar, ne düşünür böyle işletmeler hakkında?
 
Aday olanların insan sağlığını ve yaşam kalitesini artırmak için ne gibi projeleri vardır? Benim adaylara bakışım, yaptıkları ile orantılıdır. Beni ilgilendiren, yaşama hakkına ve insana karşı duyulan saygıdır.
 
Bu ölümler hakkında düşünceleri nedir? Kara delik konumuna düşen bu gibi işletmeler karşısında aday olanlar ne düşünmektedir? Çünkü bu işletmelerin kurallar çerçevesinde çalışmasını denetleyecek olan kurum, yerel yönetimlerdir. Orada her ölüm, o bölgeye bakan yerel yönetimin defterine yazılır. O ölümün sorumluları arasında onlarda yer almaktadır. Çünkü yerel yöneticiler kontrol etmezse, göz ardı ederse, denetimini kağıt üzerinde yaparsa elbette suça karışmış olur.
 
Davutpaşa’da patlayan havai fişekler ve ölümlerden ne kadar sorumluysa, tersanelerde ki elektrik kaçağından ya da başka nedenden dolayı ölümlerden o kadar sorumludur. Yerel yöneticiler bu sorumluluklarının farkında mıdır? Bugüne kadar onlara karşı sorumluluk nedeni ile açılmayan davalar, onları yüreklendirmiş olabilir, fakat tarihin açmış olduğu dava insanlık önünde devam edecektir.
 
Yerel yönetimler sadece yol yapmak, tünel açmak ve şirketlerini karlı hale getirmek değildir. Yerel yönetimler insan yaşamının kalitesini artırmak ve yaşamını korumak ile yükümlüdürler. Bu kalite artmıyor ve ölümlerin açmış olduğu kara delikler gün geçtikçe büyüyorlarsa, o zaman suça ortak olmuş oluyorlar demektir. O kara deliği ortadan kaldırmak ile yükümlüdürler, çünkü ölümler önlenebilir koşullar altında olmaktadır. 
 
Bizler bu sorumluluğu onlara anımsatmak ile yükümlüyüz, bir daha Tuzla’da, Davutpaşa’da… yolların kanarına döşenen teller yüzünden, kaza yapan motor bisiklet kullananlar ölmesin istiyorsak, sessiz kalmayalım!
 
Sesimizi duyurabileceğimiz bir fırsattır yerel yönetimlerin seçimi. Bu dönemde adaylardan kara deliklerin kapatılmasını isteyelim! Bir daha ölümler olmasın diye sesimizi yükseltelim! Suçlular, elbette tarih önünde hesap vereceklerdir, bizler her şeyimizi tarihe bırakmayalım!



http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here