Twitt ve Anayasa Mahkemesi…

Uzun süredir Anayasa Mahkemesinin son kararları hakkında yorum yapmak istiyordum.
Araya başka sorunlar girdi, ele alamamıştım.
Mahkeme son olarak Twitter kararını ele aldı ve idarenin durdurma eyleminin önünü kesti.
Yani Twetter’in ABD’deki yöneticilerini sevindirdi.
Sevindirmekle kalmadı, bu şirketin kasalarına milyonlarca doların akmasına da yeşil ışık yakmış oldu.
Twitt kullanan milyonlarca insanın da “bireysel özgürlük haklarının ihlalini” önlemiş oldu.
Helal olsun, ne diyelim.
Ama aldığı son karar ve ondan önceki kararları eleştirme hakkımız ortadan kalkmış değil.
Biz de biraz gerilere gidelim ve Anayasa Mahkemesinin aldığı kararlar, “yetki” ihlalleri”, “ sınır aşma” konularını ele alalım.

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Hakkı’nın tanınmasından sonra bir çok ilk’e imza attı.
Önce Ergenekon sanıklarından Mustafa Balbay’ı serbest bıraktı.
Balbay’ın durumu oldukça değişikti ve uzun tutukluluk süresi yanında serbest genel seçimlere katılmış, hapishanede iken milletvekili seçilmişti.
Diyelim ki bu kararında mahkeme haklıydı.
Bireysel başvurudan CHP milletvekili ve Ergenekon sanığı Mehmet Haberal da yararlandı ve serbest kaldı.
Bu da isabetli oldu.

Daha sonra, hükümetin torba yasayla çıkardığı “ beş yıllık tutukluluk sınırı” uygulaması gündeme taşındı. Sanık avukatları buna dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurdular.

Hükümetin “beş yıllık tutukluluk süresiyle” ilgili çıkardığı yasadan ise yararlanmayan kalmadı denebilir.
Kürt yöneticiler ve belediye başkanları, Balyoz sanıkları ve eski Genel Kurmay Başkanı dahil yüzlerce sanık şartlı tahliye oldular.
Bir tek MHP milletvekili Engin Alan ile eski emniyet müdürlerinden Hanevi Avcı hariç.
Çünkü onların hüküm giymeleri Yargıtay’ca onanmıştı.

Gerek bireysel başvuru hakkı ve gerekse 5 yıllık tutukluluk süresini aşan mahkeme kararları nedeniyle Silivri’nin yarısından fazlası tahliye edildi sayılır.
Bütün bunlar tartışılabilir.
Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlar halkın, mağdur sanıkların ve ailelerinin gerginliklerini giderici nitelikte.
Tabii bu kararların “ adaletin yerine geldiği” izlenimi yaratması da önemli.
Oysa yargı iyi çalışsaydı, zamanı iyi kullansaydı ve her olayı Ergenekon torbasına tıkıştırmasaydı, ne davalar bu kadar uzar ve ne de içeri alınan insanların hakları çiğnenirdi.

Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru hakkının yüürürlüğe girmesinden sonra aldığı kararla bir ilke imza atarken yerinde bir karar verdi.
Yani bu konuda yetkiliydi ve bunu yerine getirdi.
Oysa 5 yıllık tutukluluk süresinin işletilmesi aynı şey değil.
Bu karar hala tartışılıyor ve tartışmaya da açık.
Hatta son aldığı Twit kararı hiç de yerinde bir karar değil.
Her ne kadar Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Twit kuşunun kafese sokulmasından rahatsız olmuşsa da, Anayasa Mahkemesinin aldığı karar “usul” açısından hiç de yerinde değil.
Usul açısından kabul etmemesi gerekirdi.
Kabul etmesi bir yana “esas” hakkında da karar verdi.
Ve kendisine yeni bir “ alan” yarattı.
Bu alan uzun süre tartışılabilir nitelikte.
Bu karar tüm yasal yollar denendikten sonra alınan bir karar da değildir.
Neresinden bakmalı ki ?
Galiba Başbakanla aynı fikirde olduğum tek veya ikinci bir karar budur.
Yani ben de, Erdoğan giibi son twit kararına saygı duymayanlardanım.
Çünkü yüce mahkeme bu kararı usül yönünden ele almalıydı.
Ve ilk toplantıda reddedebilmeliydi.
Olmadı.
Twitter kullananların bireysel özgürlüklerini öne çıkardı.
Haksızlığa uğrayanların, mağdurların, mahremleri teşhir edilenlerin bireysel özgürlüklerini ise görmezlikten geldi.
Türk halkının sırtından milyarlarda dolar kazanıp, Türk Mahkemelerinin aldığı karara aldırış dahi etmeyen Twitter üst yönetimine büyük bir jest yapma ihtiyacı duyan Anayasa Mahkemesi, aldığı karar sırasında kendisini hangi yere koydu anlamak mümkün değil.

Neticede Twitter’in ABD’deki üst yönetiminin alkışını aldı Anayasa Mahkemesi.
Ama benim değil.
Bu son twitt kararı, sanırım uzun süre tartışmaya açık kalacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × 4 =