UBP ile CTP de zengin olmuşlardı!

UBP ile CTP de zengin olmuşlardı!

0
PAYLAŞ

14 Haziran 2009 Pazar Günü Berlin’de SPD Parti Kongresi’ne katılıp Almanya’nın Başbakanı olmaya kararlı sosyaldemokrat aday Dış İşleri Bakanı Frank Walter Steinmeier’in “ateşli” bir konuşmasını dinledikten ve bu arada Avrupa Parlamentosu Seçimi yenilgisinin “şokunu yeni atmış” gibi görünen Martin Schulz’u teselli ettikten (ayrıca onun KKTC’deki yeni hükümete yönelik sorularını da cevaplandırmayı ihmal etmeksizin) ve Gerhard Schröder ile fotoğraf çektirirken onun da Kıbrıs!a yönelik sorularını ayak üstü cevaplandırtıktan sonra son uçakla Frankfurt yoluna koyuldum. Ancak Frankfurt’ta fırtına nedeniyle iniş ve kalkışlara kapalı olan havaalanı nedeniyle Köln’e inen uçakta beklerken sizleri Avrupa Parlamentosu Seçimleri’nin aslında partiler için ne derece karlı bir “business işi” olduğunu anlatmaya karar verdim.

KKTC’nin siyasi partileri AB’nin sözünü tutmaması ve Rum Kesimi’nin her türlü “numarayı” çevirerek Türkler’in hakkı iki meclis sandalyesini kapması nedeniyle tazminat bile talep edebilir aslında AB’den. Eğer Kuzey Kıbrıs’ta AP Seçimi yapılabilinseydi ve UBP, CTP, DP, TDP ve ÖRP en az CDU, CSU, SPD, FDP ve Yeşiller kadar “uyanık davranıp” seçim kampanyası “yapıyormuş” gibi yapsalardı şimdi zengin olmuşlardı.

Nasıl mı?

Çok basit! hak etmedikleri halde ve de fazla para harcamadan tam “Turgut Özal’lık” bir şekilde “köşeyi dönebilirlerdi”!

Ben Frankfurter Allgemeine Gazetesi’nin 14 Haziran 2009 günkü haberini sizlerle paylaşarak şaka yapmadığımı sizlere kanıtlamaktan yanayım.

Gazetenin haberine göre FDP’nin saymanı Hermann Otto Solms çok mutluymuş. Nasıl olmasın? Beş yıl önce yüzde 6,1 oy oranı ile yetinen FDP bu defa yüzde 11’e ulaştı. Toplam 2.887.331 Alman seçmeni oylarını FDP’ye vermişler. Tam 1.321.900 daha fazla seçmen oy vermiş son seçime göre! FDP için “Milli Piyango” anlamına geliyor bu rakamlar. Çünkü her oy 70 Cent demek! FDP seçim için 1,55 milyon avro harcamış. Şimdi bunun karşılığında 4,5 milyon avro alacak. Buna “köşeyi dönmek demezler mi Özalca da”?

O çok “namus polisi rolünü” seven Yeşiller’de de durum farklı değil. Onlar da Avrupa Parlamentosu Seçimi için ellerini sıkı tutup hepsi, hepsi 1,4 milyon Avro harcamışlar. Seçim sonunda kasalarına girecek miktar 3,3 milyon avro. Onlar da “döndü anlayacağınız köşeyi”!

SPD Avrupa Parlamentosu Seçimi için 10 milyon avro harcamış. Yüzde 20.3 sonucunu 70 cent ile çarptığınızda bilanço ortaya çıkıyor. CDU, CSU ve Sol Parti de durum farklı değil. Avrupa Parlamentosu Seçimleri gerçekten de karlı bir iş. Bir yatıran en az üç alabiliyor.

Ondan sonrada şaşırıyoruz seçime katılım az olunca. Partiler Avrupa Seçimi Propagandalarını “dostlar alışverişte görsün” tarzı yapıyor ve paraları parti kasalarına koyuyorlar. Avrupa Parlamentosu bir şekilde Federal Parlamento Seçimi, Eyalet Parlamentosu Seçimleri ve yerel seçimler için “ek bir gelir kaynağı” durumunda.

Çünkü bu sözünü ettiğim seçimler için çok farklı çaba veriliyor. Sadece SPD’nin Federal Parlamento Seçimi için öngördüğü bütçe 25 milyon avro.

Gördüğünüz gibi UBP, CTP, DP, ÖRP ve TDP Avrupa Birliği’ne ne kadar kızsalar haklılar. Böylesine karlı bir seçimin Kuzey Kıbrıs’ta yapılması engellenmekte.

Bu arada ben de “acaba biz de Almanya’da firma kurmak filan gibi uğraşları bırakıp bir grup Türk biraraya gelip parti mi kursak” diye düşünmeden edemiyorum. Partiyi kurup her seçimlere katılıp “seçim kampanyası yapıyormuş” gibi yapıp seçim sonrası aldığımız oy sayısını 70 cent ile çarparsak fena olmaz. Hatta biz Türkler tüm yaratıcılığımız ile bu işi geliştirip bize oyunu verdiğini kanıtlayan herkese “o oy için aldığımız 70 Cent’in 35’ini de” vaad eder ve sürümden kazanabiliriz.

Dikkat! Kimse uyanık davranıp fikrimi çalıp Almanya’da parti kurup seçimlere katılmaya kalkmasın. Çünkü hemen bu yazıyı yazdıktan sonra akla gelebilecek tüm parti isimlerinin haklarını satın almaya gidiyorum. Yağma yok!

BİR CEVAP BIRAK