Üç bakanlığın gözetimindeki defineci tahribatı Mecliste

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Roma hazinesi olduğu iddiasıyla defineciler tarafından devletin gözetiminde yok edilen Gümüşhane’deki Dipsiz Göl TBMM’nin gündeminde.

Gümüşhane’nin merkeze bağlı Dumanlı Köyünde bulunan Dipsiz Gölde adı açıklanmayan iki defineci tarafından üç ayrı bakanlığın temsilcileri gözetiminde yapılan define kazısında hiçbir şey çıkmadı. Ancak define aramak için suyu tahliye edilen göl yok oldu. Tepkiler üzerine Gümüşhane Valiliği iş makineleriyle yapılan ‘izinli’ define kazısının ardından toprakla doldurulan gölün eski haline getirildiğini açıkladı. CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ise tepki çeken define kazısının ilgili yönetmeliğe aykırı olduğunu öne sürerek konuyu Meclis gündemine taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi veren Karaca, “Mevzuat hükmüne aykırı olarak define aranmasına izin veren Gümüşhane Valiliği, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ve Gümüşhane Müze Müdürlüğü yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunacak mısınız?” diye sordu.

İKİ DEFİNE AVCISI VALİLİĞE BAŞVURARAK ARAMA İZNİ İSTEDİ

Gümüşhane’nin merkeze bağlı köylerinden biri olan Dumanlı’da bulunan Dipsiz Göl, define uğruna göz göre göre üç ayrı bakanlığın gözetiminde yok edildi. Yayla ve mera niteliğindeki İstovrama Mevkii’nde, 137 ada 98 nolu ‘Yayla’ niteliğindeki parselde bulunan Dipsiz Göl’de Roma Lejyonuna ait hazinenin olduğunu iddia eden iki kişi, 23 Mayıs’ta Gümüşhane Valiliği’ne başvurarak define araması izni verilmesi talebinde bulundu. Adı açıklanmayan define avcılarının talebini işleme koyan Valilik, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ile Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nden konuyla ilgili görüş talep etti.

GÜMÜŞHANE MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ 14 EKİM’DE DEFİNE RUHSATI VERDİ

Her iki kurum da define aranmak istenen alanın doğal ve tarihi sit alanları dışında kaldığı yönünde görüş bildirdi. Bunun üzerine Gümüşhane Müze Müdürlüğü 14 Ekim’de definecilerden biri adına arama ruhsatı verdi. Müzenin verdiği ruhsatın ardından Dipsiz Gölde olduğu iddia edilen hazineyi çıkarmak uğruna bölgenin en önemli doğal varlıklarından birinin yok oluşuna giden süreç hızlandı.

ÜÇ AYRI BAKANLIĞIN GÖZETİMİNDE BİR GÖL YOK EDİLDİ

İlgili kamu kuruluşlarının verdiği olumlu görüş ve Müzenin arama iznini cebine koyan define avcıları 6 Kasım’da Dipsiz Gölde iş makineleriyle kazıya başladı. İç İşleri ve Maliye Bakanlıklarının da birer temsilcisinin bulunduğu define kazısına Gümüşhane Müzesinin bir yetkilisi de eşlik etti. Jandarma ekiplerinin denetiminde gerçekleştirilen ve dört gün süren define kazısı sırasında Dipsiz Gölün suları tahliye edilirken gölde olduğu iddia edilen hazineye rastlanmadı.

VALİLİK, ‘ESKİ HALİNE GETİRİLDİ’ AÇIKLAMASI YAPTI

Konunun gündeme gelmesiyle büyük tepki çeken devlet gözetimindeki define kazısının ardından önceki gün açıklama yapan Gümüşhane Valiliği, 10 Kasım tarihinde define kazısı yapılan alanın kapatıldığını ve gölün eski haline getirildiğini öne sürdü. Valilikten yapılan açıklamada, “Define araması yapılan alanda taşınır, taşınmaz herhangi bir kültür varlığına rastlanmamıştır” ifadelerine yer verildi. Ancak definecilerin yok ettiği göl toprak ve kazı malzemesiyle dolduruldu.

DEFİNECİLER VE KAMU GÖREVLİLERİ HAKKINDA İŞLEM BAŞLATILMALI

Tüm ülkede tepkilere neden olan definecilik skandalını TBMM gündemine taşıyan CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, yapılan çalışmanın ilgili yönetmeliğe aykırı nitelikte olduğuna dikkat çekti. Dipsiz Göldeki defineci tahribatının medyada yer alan görüntülerle sınırlı olmadığına dikkat çeken Karaca, Dipsiz Gölün geri dönülmez hasara uğratılmasında sorumlu olan kamu görevlileri ile define arayanlar hakkında adli ve idari işlem başlatılması gerektiğini kaydetti.

‘DEFİNE KAZISI YAPILAN ALAN 700 METREKARE BÜYÜKLÜĞÜNDE’ İDDİASI

Define Arama Yönetmeliğine göre; define aranacak alanın 100 metrekareyi geçmemesi gerektiğine dikkat çeken Karaca, Dipsiz Gölde çalışma yürüten yetkililere göre alanın 700 metrekare büyüklüğünde olduğunun iddia edildiğini gündeme getirdi.

‘YETKİLİLER HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAK MISINIZ?’

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle hazırladığı soru önergesini TBMM Başkanlığına sunan CHP’li Karaca, “Mevzuat hükmüne aykırı olarak define aranmasına izin veren Gümüşhane Valiliği, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ve Gümüşhane Müze müdürlüğü yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunacak mısınız?” diye sordu.

‘TAHRİBATIN KAMU GÖREVLİLERİ ELİYLE YAPILMASI ÜRKÜTÜCÜ’

Tahribatın kamu görevlileri eliyle yapılmış olmasının ürkütücü olduğunun altını çizen Karaca, “Kaldı ki define arama izni verilmesine gerekçe gösterilen ‘Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’daki 4 büyük lejyonu arasındaki 15’inci Apollinaris lejyonunun var olduğu’ iddiası karşısında Dipsiz Göl’ün koruma statüsüne alınması gerekirdi. Doğanın haklarının kamu idaresince nasıl gasp edildiğini ne yazık ki Dipsiz Gölde gördük. Gümüşhane’de yaşanan, iline, ülkesine, kendi doğal-kültürel-tarihi varlıklarına sahip çıkma anlayışından yoksunluğun, ihmalin sonucudur” dedi.

‘TAHRİBATIN SORUMLULARI AÇIĞA ÇIKARILMALI’

Önergesinde, Gümüşhane kent merkezine 50 kilometre mesafede, 2140 rakımlı bölgede bulunan Dipsiz Gölün bilim insanlarına göre 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğunun altını çizen Karaca, hazine arama gerekçesiyle yapılan izinli kazı çalışması sonucu geri dönüşü olmayacak şekilde tahribat yapıldığını belirterek, “Basın organlarına yansıyan haberlerdeki görüntülerle sınırlı olmayan bu tahribatın sorumlularının açığa çıkarılması zorunludur” görüşüne yer verdi.

BİLİM İNSANLARI KAZI YAPMAK İÇİN DAHA ZOR İZİN ALIYOR

Gümüşhane Valiliğinin gölün eski haline getirildiği yönündeki açıklamasına da değinen Karaca, 12 bin yılda oluşan gölün suyunu boşaltıp sonrasında tekrar eski haline getirildiğini iddia etmenin bilimsel görüşlerle çeliştiğini belirterek, “Ekosistemin tahribatının, ulusal doğal-kültürel varlıklarımızın kamu görevlilerinin izniyle gerçekleşmiş olması bu yıkım ve yok edişi bambaşka bir noktaya taşımaktadır. Bilim insanları yapacakları araştırma ve kazılar için çok sayıda izne tabi tutulurken define hevesiyle yapılan başvuruya hangi kriterlere göre izin verilip Dipsiz Gölü yok eden bir çalışmaya göz yumduklarına dair eleştirilerini dile getirmektedir” dedi.

TÜRKİYE HER GÜNE BİR DEFİNECİ TAHRİBATIYLA UYANIYOR

Türkiye son yıllarda neredeyse her güne bir defineci tahribatı haberiyle uyanıyor. İşsizlik, gelir dağılımındaki uçurum ve sosyo-ekonomik açmazlar define avcılığının her geçen gün artmasına neden oluyor. Define öykülerinin ve bolca görselin paylaşıldığı sosyal medya hesaplarının takipçilerinin sayıları on binleri buluyor. Örgütlenerek dernek kuran define avcıları, devletin kendilerine hakkı olanı vermesi gerektiği yönünde propaganda bile yapabiliyor. Ancak Dipsiz Gölde yaşanan tahribat Türkiye’nin yoğun gündeminin arasında yeterince tartışılamayan definecilik gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmemizi sağladı. Büyük bir kültür ve doğa mirası talanına neden olan definecilikle ilgili devletin çıkardığı bir yönetmelik var ve izinli define avcılığı bu yönetmelik kapsamında yürütülüyor.

DEVLETİN GÖZETİMİNDE DEFİNECİLİK NASIL GERÇEKLEŞİYOR

1973’te çıkarılan, 1984’te ise güncellenerek “Define Arama Yönetmeliği” adını alan düzenleme arkeolojik ve doğal sit alanları dışındaki define aramalarında uyulacak esasları belirliyor. Buna göre define aramak isteyenler, söz konusu arazinin niteliğini belirterek bağlı bulundukları mülki amire bir dilekçe ile başvurabiliyor. Yönetmeliğin 8. Maddesi, “Define aranacak yer 100 m2yi geçemez. Bu yer verilecek fotoğraflarla harita veya krokiler üzerinde işaretlenir” hükmünü içeriyor. Yönetmeliğe göre en yakın müze müdürlüğünce uygun görülen alanlarda yapılan izinli define kazılarına bir yıl süreli ruhsat verilirken define aramasının süresi ise bir ayı kapsıyor. Örneğin hava muhalefeti vs. gibi nedenlerle mülki amir isterse bu süreyi bir ay daha uzatabiliyor. Yönetmeliğin en ilginç maddelerinden biri ise definenin nasıl aranacağını belirliyor. 11. Madde, “Define araması, define aranacak yere en yakın müzeden görevlendirilecek ihtisas elemanı başkanlığında, Maliye ve Gümrük ve İçişleri Bakanlıklarının mahalli birer temsilcisi gözetiminde yapılır” ifadelerini içeriyor.

KAMU PERSONELİNİN MASRAFLARI DEFİNECİ TARAFINDAN KARŞILANIYOR

Yönetmelik, define aranması sürecindeki ilgili kamu görevlilerinin masraflarının da defineci tarafından karşılanmasını hükme bağlarken buluntu çıkması durumunda nasıl bir yol izleneceği ise şöyle belirtiliyor: “Madde18: Bulunan definenin Maliye ve Gümrük Bakanlığınca geçer akçe olarak değeri tespit edilir. Define Hazineye ait arazide bulunmuşsa %50’si arayıcıya, özel veya tüzel kişilere ait arazide bulunmuşsa, %40’ı arayıcıya, %10’u ise mülk sahibine verilir.”

DEFİNECİYE VALİLİK İZNİ, BİLİM İNSANINA CUMHURBAŞKANLIĞI KARARI

Uzmanlara göre çağ dışı hükümler içeren ve defineciliği özendiren yönetmelik bir an önce yeniden düzenlenmeli. Örneğin mevcut yönetmelikle define avcılarının valiliğe yaptığı dilekçeli başvurunun ardından devlet gözetiminde define aranması izni verilebiliyor ancak arkeolog bir bilim insanının bilimsel kazı yapmak istemesi durumunda Cumhurbaşkanlığı Kararı (Geçmişte Bakanlar Kurulu Kararı) gerekiyor.

Önceki haberİran’da benzin zammı üzerine hükümet karşıtı gösteriler başladı, 1 kişi öldü
Sonraki haberKılıçdaroğlu, Erdoğan’a karşı ‘EYT’ dedi
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.