UFO'lara TÜBİTAK onayı

Türkiye’de uzay bilimci var mıdır, ya da uzay bilimci deyince akla ne gelir bilmem ama, Haktan Akdoğan’ı bu konularla ilgilenen pek çok kişi tanır. Uzay bilimci diye tanınan Haktan Akdoğan, 8 Ekim 2008 Çarşamba günü bir basın toplantısı düzenledi ve 2007 yılının mayıs ve eylül ayları arasında Kemerburgaz’da çekilen filmdeki cisimlerin UFO olduklarının TÜBİTAK onaylı raporunu basın mensuplarına gösterdi.


Aslında olay yeni değil. Kumburgaz'daki bir sitenin bekçisi olan Yalçın Yaman, 2007’de yaz ayları boyunca görülen garip cisimleri, onlarca site sakininin gözleri önünce kameraya çeker. Bu görüntüleri de Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi başkanı olan Haktan Akdoğan’a verir.


Merkez tarafından incelenen bu görüntülerdeki cisimlerin UFO olduğuna karar verilince, Haktan Akdoğan da 17 Ocak 2008 günü Dedeman Hotel'de düzenlenen bir basın toplantısıyla bu görüntüleri kamuoyuyla paylaştı. Bilim adamlarının bu görüntülerin incelemeden ve gerekli analizleri yapmadan kamuoyuna duyurulduğu suçlamalarıyla karşılaşan Haktan Akdoğan, bir televizyon programında seyircilerin gözleri önünde bandın orijinalini istediği kurumda inceletmesi için Prof. Dr. Adnan Öktem'e teslim etti. Prof. Adnan Öktem, görüntülerin Antalya'da bulunan TÜBİTAK Gözlemevi tesislerinde incelenmesini istedi. Yine aynı televizyon programının kameraları eşliğinde Antalya’da bulunan TÜBİTAK tesislerine gidildi ve bant TÜBİTAK'ta görevli bilim adamlarına incelenmek üzere teslim edildi.


Bir süre önce TÜBİTAK incelemelerini tamamladı ve hazırladığı raporu gerekli yerlere sundu. İki gün önce yapılan basın toplantısında da TÜBİTAK’ın bu raporunun sonucu açıklandı.


Rapor, bahsi geçen çekimlerde görünen cisimlerin kesinlikle bir bilgisayar animasyonu olmadığı ve özel bir video etkisi veya stüdyoda canlandırma şeklinde oluşturulmuş görüntüler veya maket olmadığını söylüyor.


Raporda görüntülerdeki cisimlerin fiziksel ve maddesel yapıları olduğu ama, bunların uçak, helikopter, meteor, Venüs, Mars, uydu, ateş topu…vs gibi hiçbir kategoriye girmediği açıklanıyor.


TÜBİTAK’ın Ulusal Gözlemevi Müdürü Prof. Dr. Zeki Eker imzalı raporda, görülen cisimlerin ne olduğunun tam tespit edilemediği için, bu tür şüpheli cisimler için kullanılan UFO (Tanımlanamayan Uçan Cisim – Unidentified Fliying Objects) ifadesinin kullanılabileceği, ancak bu tanımın ve bu görüntülerin uçan daire vb. gibi dünya dışı bir cisim olduğu anlamına gelmeyeceği de belirtilmiş.


Evet, rapora göre bu görüntülerdeki uçan cisimler UFO’ydu ama, UFO olması uzaydan geldiği anlamına gelmiyordu.


Peki uzaylılar var mıydı? Ben uzun zaman önce bu konu hakkında düşünmekten vazgeçtim. Zaman zaman bu tür konular popüler oluyor ve o dönemlerde konu hakkında birçok kitaplar yazılıyor. Örneğin Erich Von Daniken’in “Tanrıların Arabaları” yayınlandığı zaman dünyada fırtınalar koparmıştı. O dönemlerde bizde de uzaylı yaratıklarla ilgili kitaplar yazıldı, çizildi. Giovanni Sconamillo’nun “Dünyamızın Gizli Sahipleri” ve “Uzaydan Geldiler” kitapları bizde de epey baskı yapmıştı. 1980’li yıllarda bu kitapların bazılarını okumuştum.


Genellikle bu kitaplarda dünyamızın geçmişinden, kayıp ülkelerden, eski tanrılardan, efsanelerden, uzay yaratıklarından ve dünyayı ziyaret eden kimliği belli olmayan uçan nesnelerden söz edilir.


Bu kitapları okuduğum yıllarda şu kanıya varmıştım. Uzaydan dünyamıza geldiler ve gelen bu yaratıklar tanrı kabul edildiler. Yunan, Çin ve Güney Amerika mitolojilerindeki doğaüstü tanrılar uzaydan gelmiş olmalıydı. Hatta sadece onlar değil, geçmişte olduğu gibi bugün de dünyamızda binlerce onbinlerce farklı yaşam biçimlerine sahip insanlar var. Bunlardan biri kapı komşunuz bile olabilir. Bu insanlar sanki başka bir gezegenden dünyamıza yanlışlıkla gelmiş gibi bir duygu uyandırır insanda. Belki bu farklı insanlar da uzaylıdır.


Aslında daha sonraları okuduğum bazı makaleler bu konunun şakaya alınmayacak kadar hassas bir konu olduğunu düşündürttü bana. Çünkü o makalelerde doğaüstü insanların varlığı kabul ediliyordu. Bilimin ya da sanatın  belirli kişilerde olağanüstü bir şekilde ve birden bire ortaya çıkması dünya dışı uygarlıklardan dünyamıza gelindiği şeklinde yorumlanıyordu.


Hatta Einstein’ın “dünya dışı uygarlıkların biliminden yararlanmak gerekir” sözü bu düşünceyi destekliyordu. Tabii Einstein böyle bir söz söyledi mi bilmiyorum. Yine  Einstein’ın uçan dairelerin binlerce yıl önce dünyadan göç etmiş bir ulus tarafından yönetildiğine inanması durumu da var.


Einstein’a göre dünyamızı ziyaret eden uzaylılar dünya çıkışlı. Dünyadan gittiler ve geri gelmek istiyorlar.


Ya da tam tersi, tesadüfen dünyaya geldiler ve ilk insanlarla karşılaştılar. Onları eğittiler ve şimdi ara sıra uğrayıp kontrol ediyorlar.


Olamaz mı?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.