Ufuk sorunu ve politik psikoloji

bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum.


Politik psikoloji üzerine derin çalışmalar yapan dostumla sohbetim, Kıbrıs sorununa tıkanmış bir sol kesimin açmazları üzerine yoğunlaştı. Ülkemizde sol, ekonomi üzerine, tarım politikası konusunda, susuzluk ve kuraklık gibi alanlarda, işsizlik ve istihdam artışı gibi ciddi sorun alanlarında, uluslararası arenadaki ani ve küresel değişimler üzerine  hemen hemen hiçbir görüş açıklığına sahip değil. Bunun nedenini uzun süredir bulmaya ve bu tıkanmışlığın aşılır olup olmadığını anlamaya çalışıyorum.


Politik psikolojinin Kıbrıs solunun tıkanma noktasını oluşturan bu sorun alanına nasıl baktığını ve bu açmaza nasıl bir çözüm getirmeye çalışacağını doğrusu çok merak ediyordum. Dostumla sohbetimde, konuşma döndü dolaştı, Ufuk Sorununa geldi. Ufuk Sorunu derken ne anlatmak istediğimi, sevgili dostumun anlattığı bir anekdotu sizlerle paylaşarak açıklamaya çalışacağım.


Bir köyde çalışmalar yapan bir politik psikoloji uzmanı, köylüleri kahvede yakalayıp her birine aynı soruyu sormaya başlamış. Soru aynı olduğu halde çok farklı yanıtlar alınca, köyde bir Ufuk Sorunu yaşandığını gözlemlemiş.


Köylülere sorulan soru “Köyünüze en uzak yer neresidir ?” sorusuymuş. Soruyu soran uzman, çok ilginç ve değişik yanıtlar alıyormuş.


Köylünün birisi, köyüne en uzak yerin uzaktaki köy olduğunu iddia ederken, diğeri kasabayı işaret ediyormuş. Bir diğer köylüye göre, köylerine en uzak yer kent merkezi, bir diğerine göre ise ülkenin başkentiymiş. Bazı köylüler de ülkenin en uzak yeri olduğunu iddia etmişler. İşte bu noktadan sonra, Ufuk Ötesi ile açıklanan yanıtlar gelmeye başlamış.


Bazı köylüler, köye en uzak yer neresidir sorusunu, dünyanın uzak ülkeleri, Avustralya ve kutuplar biçiminde yanıtlamışlar. Birkaç köylü de Samanyolu gezegenlerinden ve uzaydan söz etmiş. Bu farklı yanıtlar, köylüler arasında bir Ufuk Sorunu yaşandığını ortaya koyuyormuş. Yanıtların farklılığı ve birbirine uzaklığı, Ufuk Sorununun kanıtıymış.


Köylüler, bilgi ve ufuklarının elverdiği kadarıyla soruya yanıt vermekteymiş. Hayatında hiç kente gitmemiş olanların yanıtları ile hayatında hiç yurt dışı görmemiş olanların yanıtları farklıymış. Okuyanla okumayanın, bilenle bilmeyenin, merak edenle etmeyenin yanıtları birbirinden farklılaşıyormuş. Bu durum, politik psikoloji uzmanı dostum tarafından Ufuk Sorunu olarak isimlendirilmiş.


Görünen o ki, Kıbrıs Türk solu da bir Ufuk Sorunu yaşıyor. Dünyanın merkezinin Kıbrıs olduğunu sanıyor ve ülkedeki en büyük sorunun da Kıbrıs Sorununun çözülmesi olduğuna kendisini inandırmış durumda. Başka bir konu düşünmüyor, başka bir konu üzerinde tartışmıyor, yazmıyor ve dinlemek bile istemiyor. Ülkenin ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve diğer alanlardaki sorunlarıyla ilgili ne ilgi ve merakı, ne de bir çözüm önerisi bulunuyor.


Kıbrıs Türk solu, gazetelerde, televizyonlarda, kitaplarda, makalelerde, derslerde, sokakta ve meydanlarda Kıbrıs sorunu ile yatıp Kıbrıs sorunu ile kalkıyor. Hal böyle olunca da ciddi bir Ufuk Sorunu ile karşı karşıya olduğu anlaşılıyor.


Küçük bir köyde yaşayan Kıbrıs Türk Solu, ufkunu genişletmeye ve Ufuk Ötesini düşünmeye bir türlü yanaşmıyor. Ufuk Sorununun, ülkemizdeki en büyük çelişkilerden ve sorunlardan birisi olduğunu düşünüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.