UIA Kongresi ve İstanbul

Temmuz ayı başında İstanbul’da düzenlenecek UIA Kongresi’nin cazibesini artıran en önemli etkinliklerden biri de dünyanın önde gelen mimarlarının İstanbul’da konferanslar verecek olmaları. Kongre tanıtım metninde ‘Yıldızlar Takımı’ olarak adlandırılan bu ünlülerin içinde kimler var? Japonya’dan Sigeru Ban (kendisini deprem sonrası acil geçici barınak ihtiyacını karşılamak için yaptığı kağıt evler projesinden hatırlıyoruz) gibi mimarlık estetiğinin kitlelere ulaşmasını, ilişki kurmasını savunan ve sosyal kurumlar, STK’lar içinde yer alan bir mimar; Hindistan’dan Charles Correa gibi piyasa mekanizmaları dışında kalan, farklı tüketim imkanları olan insanların mimarlıktan yararlanması için çaba gösteren ve kent planlamacılığının demokratikleşmesi için aktif mücadele veren bir mimar; Tayland’dan Sumet Jumsai gibi gene STK hareketleri, mülteci çalışmaları, sosyal hizmetler içinde yeralan bir mimar; ABD’den Robert Venturi gibi bundan tam otuz sene önce modernizmin eleştirisi ve çok kültürlülük konusunda teorik ve pratik çalışmalarıyla çığır açan bir mimar-düşünür; İngiltere’den Zaha Hadid gibi tasarımın ve uygulamanın sınırlarını zorlayan ve sorunsallaştıran Bağdat doğumlu bir mimar; ABD’den Joseph Rykwert gibi kitaplarıyla ve teorik çalışmalarıyla günümüzün mimarlık düşünürlerini etkileyen çok önemli bir mimarlık tarihçisi; Hollanda’dan Rem Koolhas gibi daha bina inşa etmeden ‘meşhur’ olan, bir entelektüel profesyonel olarak günümüzün mimarlığına etkileri bulunan bir mimar; ABD’den Peter Eisenman gibi Derrida, Chomsky gibi düşünür-felsefeci kişilerle mimarlık pratiği arasında ilişki kuran, yapıtlarıyla ‘postmodernizmin öncülerinden sayılan bir mimar; İtalya’dan Massimilliano Fuksas gibi varoşları etkileyen kentsel problemler üzerine çalışmalar yapan… ve daha burada adını sayamadığım daha bir çok ünlü mimar İstanbul’da konferanslar verecekler. Hiç şüphesiz mimarlık dünyasında önde gelen kişilerinin İstanbul’da buluşacak olması, onların bu kenti tanımaları ve bu kentin de onları tanıması için çok önemli bir fırsat.

Diyebilirsiniz ki bu buluşmayı en çok kongreyi düzenleyen kişiler ve mimarlar önemsiyor. Sözgelimi İstanbul’da sağlıkla ilgili önemli bir kongre yapılsaydı ve dünyanın ünde gelen doktorları bu kente gelecek olsaydı, hiç şüphesiz bu buluşma da kent için önem taşırdı. Ancak dünyada mimarlığın ve kentin konuşulacak olması, kongrenin geçtiği mekanı da ister istemez önemli kılıyor. Ama daha önemlisi kültür ve sanatla ilgili kurumların ve kişilerin kent hayatında oynadıkları rol. Belki bir çok kişi bu mimarların onları sıradan insanlardan farklılaştıran olağanüstü becerilere sahip olduklarını düşünüyor olabilir. Ben ‘meşhur olma’ konusunu ve İstanbul’a gelecek olmalarına atfedilen değerin böyle bir bağlamda anlaşılacağını zannetmiyorum. Örneğin olağanüstü bir iş yapmak bir takım fazla akıllıların aklına uyup, moda olan projeleri kopyalamaya çalışan kent yöneticilerinin, sermayedarların bu profesyonelleri anlamaya dahi çalıştıklarını da tahmin etmiyorum. Bu mimarların meşhur olmalarını sağlayan yaptıkları binaların güzelliği, mimarlık kabiliyetleri değil. Onları ‘ilginç’ kılan güncel mimarlığın kendileri açısından özel bir dil olduğu kadar bu dili, kendilerini sorgulayan bir üst dil olduğunun bilincinde olmaları. Bir bakıma onları kendilerinden dahi bağımsızlaşan, kendi konumlarını paranteze alan profesyoneller olarak görebiliriz. Onları yakından tanıma fırsatı bulanlar, kendilerini ‘ne oldum delisi’, meşhur olmanın sarhoşluğuna kaptırmayacak kişiler haline getirmediklerini kolaylıkla görebilirler. Batı modernleşmesi, bir taraftan UIA kongre sunum metninde söylendiği gibi böyle bir ‘Yıldızlar Takımı’ yaratırken, aynı zamanda bu büyük mimar (sanatçı) öznelerin ölümünü de zorunlulaştırmıştır. Ölüm sözcüğünün buradaki kullanımının söylemek istediğimi ifade etmediğini, hatta tersini ifade ettiğinin farkındayım. Çünkü meşhur olmanın ‘özne’ olarak mimarı öldürmesi, bir ölümsüzleşme, hayatta kalma mücadelesidir aslında. Bu diyalektik, yıldızın ‘yıldız’ olabilmek için kendisini feda etmesi, ilk bakışta kolay anlaşılmayan bir durum, başlı başına ele alınması gereken bir konu. Suhail Malik’in (1) deyişiyle bir ‘şehit’ olma mertebesi, kendisini feda etmesi olarak da bakabiliriz. Yıldız bir ‘ideolog’ profesyonele dönüştüğü, iktidara yanaştığı anda söner, biter, yokolur. Yıldızın sürekli parlamasını sağlayan kendisinin ve güncel mimarlığın farklı bir yerde durduğunu fark etmesi, yarattığı hayali nesneden bir kopuştur: Kendi konumunu paranteze almadan, kendi konumunu sorgulamadan bir profesyonel zaten hayatta kalamaz…

UIA Kongresi’ne kritik bir gözle bakmak gerekli

Bence bu mimarların İstanbul’a gelmesi, kentin mimarlığı tanıması açısından da ‘altın tepside karşımıza gelen’ bir fırsat. UIA Kongresi’nin bu kentte düzenleniyor olması her şeyden önce bu kentte mimarlığın profesyonelleşmesi için de önemli. Bu fırsatı kullanırken zannedersem mimarlığın kente katacakları, kenti nasıl dönüştüreceğini de tartışabiliriz. Bir takım mimarların kapalı ilişkiler içinde kendi iktidarlarını nasıl kuracakları, iktidarın gölgesinde kenti nasıl biçimlendireceklerini durmaksızın sorun etmeleri yerine profesyonellikle kent arasındaki ilişkiyi sorgulayabiliriz. Evet, çoğu zaman kent yönetimlerine bir dolu proje -deyim yerindeyse- akar. Ancak bu görüntüye bakarak kentte mimarlığın rol aldığını, mimarların kentle ilgili bir işlev gördüklerini düşünmemeliyiz. Bu ‘bolluk’ çoğu zaman yanıltıcı da olabilir: Mimarlığın uygulamayı disipline ettiğinin değil, uygulamanın mimarlığı disipline ettiğini gösterebilir. Unutmamak gerekir ki mimari profesyonelliğin uygulamayı disipline etme -ya da siyasetçileri sakinleştirme- gücü bağımsızlığından gelir. Profesyonellik bağımlı bir işlev haline gelirse, mimarlık fikir geliştiren değil, adeta akıntıda sürüklenen bir konumda yer alabilir. Demek ki mimarlığın ne işe yaradığını kente, kentlilere anlatmaları, pratikleriyle profesyonelliklerini kanıtlamaları, kentle ilgili kalıplaşmış ilişkiler içinde proje işleri almalarından daha çok işlev görmelerini sağlayabilir. Bu açıdan bakıldığında UIA Kongresi gibi etkinliklerin her zaman kritik bir gözle değerlendirilme ihtiyacının olduğunu söyleyebiliriz.

1. Kongreye eş zamanlı olarak düzenlenen fuar konusunda bence temel bir sorun var. Mimarlık kongresine eşlik etmesi gereken fuarın yalnızca uluslar arası mimarlık ve tasarım kuruluşlarını kapsaması beklenirdi. Ancak pazarlama kaygısıyla inşaat malzemeleri, banyo mutfak ekipmanları gibi mimarlara ürün pazarlamaya yönelik firmalara alan açılmış. Bu durumun mimarlık ve tasarım ofislerini iteceğini kestirmek zor değil. Gerekiyorsa inşaat firmalarından, malzeme sektöründen sponsorluk alınabilirdi ama kongrenin paralel etkinliğinin mimarlıkla ilgili profesyonel kuruluşlara yönelik bir platform olması, bu kuruluşların kendi deneyimlerini paylaştıkları bir alan haline gelmesi desteklenebilirdi.
Bu konuda cesaretli bir adım atmak, kente de etkinliğe de daha fazla değer katabilirdi.

2. STK’lara parkta panolarını sergilemek için bir yer açılmış. Bu çok olumlu. Ancak organizasyon kongreyi düzenlemek için katılımcılardan, sponsorlardan, fuar alanında yer alanlardan para alıyor. Belediye, kamu kuruluşları önemli katkılarda bulunuyor. Bu durumda belediyenin ayırdığı kaynakların ve imkanların küçük bir bölümü bağımsız bir hakemlik kurulu ile STK’lara ayrılabilir ve kentle ilgili proje geliştirmeleri, toplantılar, atölyeler, etkinlikler, sergiler düzenlemeleri desteklenebilirdi. Özellikle mimarlıkla ilgili bağımsız kuruluşların önerecekleri fikirler kongrenin profesyonel yapısının dinamizmine çok şey katabilirdi. Öyle yapılacağına konsorsiyum bütün kaynakları kendi denetimine alıyor ve kendisi sergiler, etkinlikler düzenletiyor.
 
3. Gördüğüm kadarıyla bir taraftan kongre hazırlıklarında profesyonel bir kuruluşla işbirliği yapılırken, diğer tarafta organizasyon profesyonellik alanında işbirliğine açılamıyor. Meslek kuruluşunun vizyonunun yerini ‘kar amaçlı’ bir kuruluş olan şirketin vizyonu almış durumda. Hazırlıklar bu şirketin temsilcileri tarafından yönlendiriliyor ve temsil ediliyor. Bir şirket doğal olarak, başka kuruluşlara mal olacak profesyonel ürünlere değil, kendisine mal olacak ürünlere ve hizmetlere yönelir. Bir şirketin amaçları ile bir meslek kuruluşunun amaçları arasındaki fark olması doğaldır. Bir şirket aldığı görevi yerine getirir, taşaronlara da iş dağıtır, hizmet üretir. Meslek kuruluşunun yapacağı iş, bir müteahhitin yapacağı işten farklıdır. Kongre hazırlıklarının her ne kadar STK’lara, profesyonellere açık olduğu söylense de bugün kurulan ilişki biçimi, profesyonellerle kurulan iletişim işbirliği yapmaya yönelik gibi gözükmüyor.

4. Türkiye’de mimarlıkta profesyonel ortama ilişkin bir platform oluştuğu pek söylenemez. Ancak (hiç olmazsa) meslek kuruluşu geçmişte zaman zaman bir takım görüşler ortaya koyuyordu. Kongre hazırlık sürecinde meslek kuruluşları bunu da yapamaz oldu. Profesyonellik alanı iyice gündem dışı kaldı. Bu nedenle de kongre hazırlıkları için oluşan ortam profesyoneller arasında genişleyen değil, daralan bir platforma dönüştü. İstanbul’da mimarlık etkinliklerinin yapı malzemeleri sektörü tarafından desteklenmesi, profesyonel ortama katkıda bulunmaları sevindirici olduğu kadar düşündürücü. İstanbul’da eğitim, yayın ve etkinlik amaçlı bir çok dinamik kuruluş var. Bu kuruluşlarla işbirliği yapılarak bu buluşmanın ‘kongre turizmi düzenleme profesyonelliği’ dışında bu kentin mimarlık ortamına bir şeyler kazandırması mümkün.

5. Profesyoneller arasında meslek odasının etkinliklerine ve kongreye karşı yeterli bir ilgi yok. Ancak bunun sorumlusunun yalnızca meslek kuruluşu ya da şirket olduğunu söylemek mümkün değil. Unutmamak gerekir ki, kongrenin yerel ayağını kendi çıkarını temsil eden bir ticari kuruluş değil, bir meslek odası düzenliyor. Türkiye’deki mimarlar bu kongrenin düzenleyicisi olan uluslararası mimarlık örgütünde kendi meslek kuruluşları aracılığıyla temsil ediliyorlar ve bu örgütün gündemine katkıda bulunma imkanına sahipler. Bu yüzden kongre için meslek odasında yapılması gereken işleri önemsiz gören, ciddiye almayan kişilerin ‘zaten böyle olacağını biliyorduk’ demesi genellikle ifade edilenden farklı bir soruna işaret ediyor: İstanbul’da henüz mimarlığın çıkar amaçlı sermayeden ve iktidar amaçlı yönelimlerden ayrışmadığını görüyoruz.

6. UIA Kongresi’nin İstanbul’da düzenlenecek olmasının profesyonellik ortamında bir gelişme yarattığı söylenemez. Bunun nedeni meslek örgütünün kendi içine kapanıklığı. Mimarlar Odası farklı katılımlara açık, bağımsız bir profesyonellik alanı açacağına, sanki bir kesimi temsil eder gibi gözüküyor. Oysa nasıl meslek kuruluşu mimarların ortak örgütü olarak bir anlayışı dayatamazsa, ortak etkinlik için de kendi yöntemlerini dayatamaz. Kongre meslek formasyonu/ eğitim/ akademik yönelimler, kamu/ özel sektör/ profesyonellik ilişkileri, üyeler arası ve uluslararası rekabet ortamı üzerine ve başka şeyler üzerine ihtiyaç duyulan konularda farklı görüşlere açık olmalıydı. Bu tartışmaların yer alacağı platformlar teşvik edilmeliydi. Komite profesyoneller, STK’lar, akademik kurumlar, düşünce insanları ve sivil toplum arasındaki etkileşimi güçlendirici bir rol oynamalıydı.

7. Belediyenin bu işi sahiplenmesinin kent yönetiminde mimarlık hizmetlerinin profesyonelliğine bir katkısı olamamakta. UIA Kongresi dolayısı ile İstanbul Belediye Başkanı’nın mimar olmasından sözedilirken dahi, profesyonellikle ilgili bir deneyim ilişkisi değil, sanki ‘aynı memleketten olmak’ gibi bir ilişki anlaşılıyor. Oysa bir uzmanlık kimliği ile sivil toplum kesiminin kimliğinin temsili arasında bir fark olmalı. Meslek kuruluşu kendi kamu yararı anlayışını temsil eden bir sivil toplum kesiminin bir örgütü değil, profesyonellerin bir örgütü. ( Bu nitelik bir ayrıntı değil, ayırdedici bir özellik olarak görülmeli…) Meslek çevresinin, ki buna akademik kuruluşlar da dahil, meşruluğu siyasal otoriteden istemesinde, mimarlığın iktidar alanını genişletme özleminde ve böylesine bir ‘cemaatsi’ temsil biçimine yönelim gözlemleniyor.  

8. Meslek kuruluşunun eskiden olduğu gibi sürekli profesyonel alanın dışından sesini çıkarması, yani mesleki konuları iktidar perspektifi açısından yorumlaması beklenmemeli. Ancak bugünkü durum bu çok ‘siyasal’ gözüken ‘mücadele’ biçiminin aynı zamanda ne kadar ‘kof’ olduğunu gösteriyor. Nitekim profesyonellik açısından bir tartışma tam da UIA Kongresi açısından olması gereken bir şey iken iktidar mücadelesi perspektifi ile karıştırıldığı için tam tersi oluyor. UIA Kongresi’nin mesleki düşünce geliştirme zemini için yaratacağı fırsatlar kullanılamıyor. Dolayısı ile, mesleki konularda ortaya çıkan kamu ile kurulan ‘koalisyon’ tam da profesyonellik dışı bir beraberliğe dönüşüyor. Bu yeni bir durum değil. Kent yönetimi-mimarlık ilişkisinde meslek kuruluşundan bir ses çıkmıyor.

9. Meslek kuruluşu UIA Kongresi’nin kullanacağı kaynaklarda ve imkanlarda çıkar sermayesine ve kamuya bağımlı hale geldiği ve profesyonelliği geliştirecek bir tartışma platformu yaratamadığı için (yani yapacağı her açıklama, ortaya süreceği her görüş kendisini bağladığı için) kongreye hazırlık, sanki mimarlık ortamının gelişmesine değil, bağımlı hale gelmesine ve fakirleşmesine yol açıyor. Oysa bu çelişkiyi aşmak için meşru bir tartışma ortamından güç alınmalıydı. Böylece meslek kuruluşu daha etkin bir rol oynayabilir ve her türlü görüşün dile getirilebileceği tarafsız bir alan oluşturabilirdi. Bugün meslek kuruluşunda yönetimde bulunanların kendi görüşlerini açıklamasından daha kapsamlı bir profesyonellik ortamına ihtiyaç bulunuyor. Meslek kuruluşunun bağımsızlığını koruması için bağımsız bir platform oluşturması gerekir.

Sonuç: Kongre vadisi için yapılan yarışmanın koşullarının yeterince kamuya ve ilgili aktörlere mal edilememesi, yarışma sonuçlarının uygulanmaması hazırlık sürecinde yaşananlar açısından kötü bir tecrübe olmuştur. Ancak bunlardan daha önemlisi, bu sorunların ötesinde profesyonellik alanının nasıl dönüşeceğini düşünmek ve tartışmak için çok daha fazla sorun olduğunu tespit etmeye ihtiyaç var. Bunun için eski alışkanlıklarımızı bir kenara koyup, tartışmayı başarabilmeliyiz. Açıkça söylemek gerekirse eleştiri getirenlerin, az sayıda da olsalar, bu etkinliği çok daha fazla sahiplendikleri gibi bir düşünceye sahibim.


Korhan Gümüş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.