UK’de süpermarket sorunu

HAZIRLAYAN: Faruk ESKİOĞLU

BAŞTAN ÖNLEMİNİ ALMADILAR ŞİMDİ BAŞA ÇIKAMIYORLAR…

İngiltere’de dev süpermarket zincirleri merkezi ve yerel yönetimin başını ağrıtıyor. Akciğer bronşları gibi ülke çapında yayılarak kanallarını genişleten süpermarketler haksız rekabet etmek, küçük esnafı yok etmek, tüketiciyi korumaya yönelik kurallara direnmekle suçlanıyor… Adil Ticaret Dairesi (The Office of Fair Trade – OFT); Tesco, Sainsbury, Asda ve Morrison dörtlüsüne karşı dava açmaya hazırlanıyor…

Yerel ve merkezi yönetimin söz geçiremediği süpermarket zincirlerinin yıllık cirosu 95 Milyar Sterlin’i buluyor. Bu rakam ülkedeki aile harcamasının yüzde 13.2’sine denk düşüyor. İngiltere’nin ciddi ekonomi gazetesi Financial Times’ın bir araştırmasına göre; İngiltere’de tüketicilerin yüzde 80’i kendisine 15 dakika uzaklıkta 3 süpermarket zincirine kolayca ulaşabiliyor… Son beş yılda süpermarketlerin “süper” gelişimi ise ekonomistleri bile şaşırtıcı boyutta sayılıyor.

EN BÜYÜK TESCO

Dört büyük süpermarket, kullandıkları arazi miktarını yüzde 10 artırıp, günümüzde 6.1 milyon ayak karelik alana sahip olmuş konumda. Yalnızca Tesco ve Sainsbury’s bu süreçte zincirlerinin sayısını 54’ten 1036’ya çıkarmış…

1919’da East End’te bir tezgah olarak Musevi Jack Cohen tarafından kurulan Tesco, günümüzde yüzde 30’luk pazar payı ile kürsüde en üstte yer alıyor. Bunun bir diğer anlamı da ülke çapında ana caddelerdeki marketlerin yarısı Tesco zinciri…Asda ve Sainsbury’s yüzde 16 hisseye, Morrison da yüzde 11.2 pazar payına sahip bulunuyor.

Tesco liderliğini tüketiciyi korumaya yönelik kurallara karşı direnişiyle de gösteriyor. Yiyeceklerdeki tuz, şeker ve yağ oranını sarı, yeşil ve kırmızı renklerle tüketiciyi bilgilendirmeye yönelik plana karşı çıkma cesareti, İngiltere’nin ulusal basınında yer aldı…

PARA PUL DA SATIYORLAR

Günümüz süpermarketleri küçük esnafın oksijenini tamamen kesecek konumda. Londra’nın metro çıkışlarını süsleyen çiçekçi tezgahları ile “kahve ve tütün” dükkanları ilk yok olanlardan… Metro yanında direnen çiçekçide 5 Sterlin olan bir demet papatyayı Tesco’da 1.99’a üstelik daha tazesini almak mümkün… Köşe bakkalında 1.09 olan Fransız Perier suyu ise yine Tesco’da yalnızca 69 pence…

Süpermarketlerde yiyecek ve içkinin yanısıra aklınıza ne gelirse satılıyor; ilaç, elbise, kırtasiye, beyaz eşya, telefon ve hattı, petrol, hatta para (kredi) ve pul bile… Tüketiciyi bağımlı kılmak için de bazı ürünlerde şok fiyat uygulaması, bir alana bir bedava, üyelik kartı ile puan karşılığı hediye, kartlı alışverişte karttan nakit ödeme yapılması sıkca uygulanan taktiklerden sayılıyor.

Süpermarketlerdeki iş gücü ise genellikle ucuz göçmen işçilerden oluşuyor. İrlanda’nın başkenti Dublin’de Tesco’da çalışanların sendikası SDIPU’nun, işveren Tesco’yu, Polonyalı işçilere köle gibi davrandığı için mahkemeye vermesi uzun süre İngiltere basınının da gündeminden düşmemişti.

SUÇLAMA ÇOK, UYAN YOK…

Günümüzde artık rekabet kurallarına ve tüketiciyi korumaya yönelik kurallara milyarlarca ciroya sahip süpermarketleri uydurmak zor görünüyor. 1990’ların ikinci yarısında radikal solun başlattığı ‘Mahalle bakkalımdan alışveriş yapıyorum” ya da “Mahalledeki eczaneden alışveriş yapıyorum” kampanyaları ses getirse de ekonomistlere göre merkezi ve yerel yönetimin “süper” gelişmeyi kamu yararına engelleme girişimlerinde çok geç kalındığı düşünülüyor.

İngiltere’de adil ticaret yapılmasını denetleyen OFT, dört büyükleri, tüketicilerin çıkarına olmayan bir biçimde büyümeye çalışmakla suçlayıp, Rekabet Komisyonu’na (Competition Comission) şikayet etme kararı aldı.

OFT, daha önce küçük bakkalların örgütlendiği The Association of Convenience Stores (ACS) tarafından “büyüklere karşı birşeyler yapmamakla” suçlanmış, hatta ACS, OFT aleyhine “görevini yapmıyor” deyip, yasal işlem başlatmış, mahkemeye başvurmuştu.

ACS, 32 bin küçük bakkal ve köşe dükkanını temsil ediyor. ACS, şu anda OFT tarafndan haksız rekabeti denetleyen Rekabet Komisyonu’na başvurulmasını çok önemli ve çoktan yapılması gereken bir iş olarak değerlendiriyor.

Ulusal basına yansıyan süpermarketlere yönelik ilk sıralardaki suçlamalar şöyle:
– Haksız rekabetle küçük esnafı piyasadan silmek…
– Piyasa fiyatını çıkarlarına göre saptamak…
– Tüketiciyi korumaya yönelik kurallara direnmek…
– Arsaları kapatarak piyasaya girişleri engellemek…

SUÇLAMALARA YANIT

Süpermarketler eleştirilere kapitalizmin altın kuralı “Laisse Fairre Laisse Passes: Birakınız Yapsınlar, Bırakınız Geçsinler” mantığıyla cevap veriyor ve piyasayı düzenlediği söylenen görünmez ele müdahale edilmesini istemiyorlar…

Tesco yöneticilieri, “Biz zaten Rekabet komisyonu tarafından sürekli denetlendik ve denetleniyoruz” açıklamasını yaparken, ABD kökenli Wal Mart’a ait Asda, OFT’nin şikayeti ile yapılacak incelemeyi gereksiz olarak niteliyor. Sainsbury’s yetkilileri ise incelemeyi anlamlı bulmadıklarını belirterek, “Fiyatlar düşerken, kalite ve seçenek artıyor, bu da yanlış değil” diye kendilerini savunuyor…

İMAJ KAYGISI

Süpermarketler çok kültürlü İngiltere’de etnik reyonlarla en çok parça harcayan kesim etnik toplumu da reyonlarına çekmeye çalışıyor. Etnik toplum üyesi küçük esnafının kâr oranını azaltsa da “etnik reyon”ların varlığı ve etnik toplumun dini bayramlarında mağazaların özel dekorasyonlarla donatılması ve çalışanların bayram giysileri ya da ulusal kıyafetleriyle çalışmasına izin verilmesi “imaj çalışması” olarak yorumlanıyor.

Sainsbury’s’in başlattığı bir başka imaj kurtarma çalışması da “Fair Trade-Adil Ticaret” ürünlerine en gözde reyonlarını ayırması sayılıyor. Sainsbury’s özellikle çevre dostu ve emeğe saygının simgesi olan “Fair Trade” markalı ürünleri raflarına taşıyarak, “Kendilerini en çok eleştiren küskün enteklektüel müşteri kitlesiyle barışmaya çalışıyor” denilebilir.

Gelişmekte olan ve üçüncü dünyadaki üreticilerin, küresel dünyadaki haklarını korumak amacıyla 1986’da geliştirilen “Fair Trade” markasıyla ürün ithal edilen yoksul ülke üretim yerinde sosyal haklar da (sağlık, sendikal gibi) “Uluslararası Adil Ticaret Markası Örgütü”nün standartları aranıyor. Ayrıca dış ticarette fiyat belirlenirken yoksul ülke üreticisinin küresel ekonomi karşısında korunması gözetiliyor… İlk kez 1986’da Meksika kahvesiyle başlayan uygulama günümüzde 49 ülkede 422 üreticiyi kapsıyor…

İLK SÜPERMARKET 1869’DA KURULDU

Dünyanın ilk kapitalist ülkesi İngiltere’de süpermarketler neredeyse bir buçuk asırlık… Sainsbury’s yalnızca İngiltere’nin değil, belki de dünyanın yaşayan en eski market markası sayılıyor. 1869 yılında ilk şubesini Londra’nın merkezindeki Drury Lane’de açtı. Sadece süt, tereyağ ve yumurta satıyordu. 1882’de dört market daha açıldı. 1900’de 48 mağazaya ulaşıldı. 1914–1918 yılları arasındaki 1’nci Dünya Savaşı’na, çalışanlarının üçte birini gönderdi. Yerlerine kadın işçiler alındı. 1939’da mağaza sayısı 244 oldu. 1973’te hisseleri satılarak “public company” oldu. Zincirler 1980 ve 1990’lı yıllarda yurtiçi ve yurtdışına yayılmaya başlandı. Yine bu yıllarda, aynı çatıda bankacılık gibi tamamen farklı bir hizmet türüne de el atılarak ürünler çeşitlendirildi.

Süpermarketler ilk meydan okuyuşunu 1990’larda İngiltere medyası ve Canterbury Başpiskoposu’nun itirazlarına karşın pazar günü işyerlerini açarak yapmıştı. Oysa, Londra’da 1840’ta Tanrı’nın evreni 6 günde yaratıp 7’nci günü dinlendiğini savunan dini bütün 150 bin Hıristiyan, pazar günleri dükkanlarını açmak isteyen esnaf ve tüccarların çıkarttığı yasayı protesto etmek için Hyda Park’ta polisle çatışarak pazar günü kepenkleri açtırmamıştı. Hyde Park’ın açık ve serbest kürsü olmasına neden olan bu olay sonrasında pazar kepenkleri açılmak için 150 yıl bekleyecekti…

Süpermarketlerin; Londra’da kırtasiye ağırlıklı Hintli bakkallar ile Akdeniz sebzesi ağırlıklı Türk bakkallarını etkileyen bir başka uygulaması da çalışma saatlerini haftanın 7 günü 24 saata çıkarması sayılıyor. Özellikle 1990’lı yıllarda gece yarısına kadar kepenklerini açık tutarak kârlılık oranını artıran ve büyüme şansı yakalayan sayıları 300’ü bulan Türk bakkalları “süper” fiyatlardan olduğu gibi uzun saat uygulamasından da şikayet ediyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

17 + 18 =