UKRAYNA’DAN… Ana dilim tatlı bal…”

“Ana dilim tatlı bal…”
 
Ana dilim-tatlı bal,
Salkım çiçää kokusu,
Şırasını üklü dal
Vermiş gömeç dolusu…..

Dili lääzım bilelim-
Ona biz inan evladız,
Dili hiç kaybetmeyelim-
Salt onunnan biz insanız.
(D.Tanasoğlu)

Halkların tarih sayfalarında her zaman önemli hadiseler, olaylar, şahsiyetler vardır. Onlar o halkı, devleti ölümsüzleştirir, yüceltir, tarih sayfalarına geçirir.

Gagauzların arasında da Dionis (Deniz) Tanasoglu bu şahsiyetlerin başında gelir. . Kendisine Gagauzlar’ın  arasında Deniz ağa diyorduk. Uzun boylu, kır saçlı, güler yüzlü, yakışıklı, emin adımlarla sakin yürüyüşü ile tanınan Deniz ağa tam bir Oğuz tipiydi. Gagauz tabiriyle “ esaplı” yani ahlâklı, sözünü bilen  bir adamdı.

 Dionis Tanasoğlu 1922 yılında Gagauz Yeri’nde bulunan  Çadır ilçesine bağlı Kiriyet köyünde dünyaya geldi. Babası Gagauzlar’ın önemli edebiyatçılarından Nikolay Tanasoğlu ana dilinde yaratan ilk Gagauz yazarı ve eğitimcisidir. İlk eğitimini ve ana diline sevgisini babasından alan genç yazar, daha genç yaşlarında itibaren  kendini kendi halkına adamış ve tüm hayatını bu yola yöneltmiştir.

1957 yilinda Gagauzlar’ın hayatında önemli bir karar alınması gerekirdi: ya dillerini o güne kadar sözlü gelenekte yaşatacaklar , ya da ana dillerini unutmamak için  yazılı edebiyatı oluşturacaklar. 30 Temmuz 1957 yılında Moldova Sovyet Sosyalist Respublikası’nın almış olduğu karara ve “Sovetskaya Moldaviya” gazetesindeki açıklamaya göre, Gagauzlar kiril alfabesi temelinde ö, ä, ü harflerini ekleyerek gagauz alfabesini kurdular.

 Bu alfabenin kurulması ve gramerin yazılmasının başında Dionis Tanasoğlu vardı. O güne kadar ancak sözlü gelenekte yaşayan dilin yazıya geçirilmesi ve dil kurallarının hazırlanması, kitapların yazılması ve en önemlisi de okullarda dili öğretmek için öğretmenlerinin yetiştirilmesi gibi sorunlar başta geliyor ve bu işe girişecek cesaretli insan aranıyordu. İşte Deniz ağa için yıllarca ana dilinde eğitim vermek için sıkça Moskova’ya kadar yazdığı mektuplar sonucu bu şans doğmuştu. Kendisi kolları sıvadı ve Moskova’dan gelen türkolog Prof.Dr.Lüdmila Pokrovskaya ile birlikte Gagauz alfabesini oluşturdular.

 Daha sonra da yazar kendi başına okul kitaplarını hazırlamaya başladı. Aynı zamanda Gagauz köylerinden ana dilini bilen öğretmenlerinin arasında ana dilini öğretmek için propaganda yapmaya başladı ve onları eğitmek için o zamanki adıyla Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nde (şuankı adı Pedagoji ve Psikoloji Araştırmaları ) kurslar düzenlemeye başladı.

 Onun   hazırladığı kitaplarda unutulmaya yüz tutmuş eski Gagauz kelimeleri yeniden canlanıyor, yetersiz olan kelimeler de Türkiye Türkçesinin öz türkçe kelimelerinden ekleniyordu. Moldova Yazarlar Birliği ile çok yakın temasta olan Tanasoğlu  1957-1960 yıllarında Moldova’nın en fazla okunan ve saygın gazetesi olan “ Moldova Soçialiste” adlı haftalık gazetede Gagauz edebiyatı ve yazarları ile ilgili birer ek sayfa hazırlamaya başladı. Burada eseri çıkan yazar veya şair tüm ülkeye tanıtmış oluyordu o nedenle Tanasoğlu genç yeteneklere çok önem veriyordu.
Deniz ağa ayrıca çok da iyi bir sanatçıydı.İlk  radyo verilişlerini o başlattı. Bu programlarda Gagauzlar’ın kimliklerini, tarihlerini, örf ve adetlerini anlatan sanatçı halkın milli kimlik uyanışına neden oluyordu. Kendisi de kemençede çok güzel havalar çalan Deniz ağa çok da gagauz türküsü bilir ve söylerdi.

Gagauzlar’a ait sempozyum, seminer, festival vd. etkinliklerinde yer alan Denis ağa mutlaka kemençesi ile gelir ve yemek öncesi,  en heyecanlı anında Deniz ağa kalkar ve bir bardak şarap oradakilerin sağlığına içip kemençesi ile herkesin yüreklerini hoplatır ve ağlatırdı. Onun kemencesini dinlerken Bucak yerinin çilekeş bahtını düşünür ve aynı zamanda da bu toprağın evladı olduğumdan da ne kadar gururlu olduğumu hep düşünürdüm.

Deniz ağanın propagandaları ile  Gagauz köylerinde oyun ekipleri kurulmaya başlandı ve Moldova, Moskova, Ukrayna, Bulgaristan ve diğer yabancı ülkelerdeki etkinliklere katılmaya başladılar.

 Dionis Tanasoğlu, SSCB Yazarlar Birliği’nin üyesi olan ilk Gagauz edebiyatı yazarıydı.  Ondan sonra diğer yazarlarımıza da üye olma yolları açıldı. Çok iyi bir folklor toplaycısı olan yazar, 1959 yılında Gagauz dilinde ve Gagauz alfabesi temelinde  “Bucaktan sesler” kitabı basıldı. Bu eserde ayrıca ilk defa Gagauz aydınları da bir kitapta kendi eserlerini yayımlama imkanı buldu. D.Tanasoğlu, N.Tanasoğlu, N.Arabacı, N.Baboglu, K.Vasilioglu, D.Karaçoban, M.Köse, F.Popaz, A.Tukan, I.Çakır gibi Gagauz edebiyatın önemli şahısları bu kitabın sayfalarında yer alan kişilerdi.

 Evet, ilk adım atılmıştı ve o yıldan sonra art arda birçok kitaplar basılarak;  Gagauzlar’ın arasında edebiyat temelinin ilk sağlam harcı koyulmuş oldu.

Türk dünyasını yakından tanıyan D.Tanasoğlu,   kendi doktora çalışmasını Bakü’de savundu. Oradan esinlenerek ve eski tarihimizi öğrenerek Gagauzlar’ın tarihini kadim Orhon Yenisey Yazıtlarından başlatan bilim adamı Gagauzlar’ın ilk ve tek tarih içerikli edebiyat romanını yazdı. “Uzun Kervan” (1985)  adını taşıyan bu eser tıpkı diğer Türk boylarında da olduğu gibi boyun en önde gelen, yaşlı bir ozanı (kauşçu-piyetçi) ile  başlamakta.Üç bölümden oluşan bu eser (1.Uzak dedeler; 2. Balkanda Yurtluk; 3.Bucak kırı) bir çocuğun ve ihtiyar kauşçunun dialogu ile başlar:

-“Annatsana ba dädu, ihtiyar kauşçu-piyetçi, bizim halkımızın geçmiş zamannarı için nelär aklında tutêrsın.Nändan biz çekileriz? Nända, nicä yaşamışlar onnar?

-Ee, dostlarım, bizim halkımızın kök-senseleleri eskidän, pek eskidän çıkacêklar.Ölä eskidän, ani unudulêr şansora da hiç inanamarsınız, ki ne çok aslı işlär olmuşlar, deyciz, iki bin yıldan zeedä geri o çoktankı Türk –Oguzlarda, angıları peyda olmuşlardı  (oluşmuşlar)  eski Altayın legendalı yerlerindä o zamannnar.Masal gibi gelecek ama masal diildir….”Bir vakıtlar varmış….bir vakıtlar yokmuş…” Bölä çekeder sansı (sanki) bizim masallar. E, bän dä bölä çekedeyim, ama aslı gibi işleri annadayım”.

Evet , D.Tanasoğlu bu eseri ile bize kendi tarihimizi anlattı, öğretti. Yıllarca tarihimizi ancak Sovyet döneminin kurulması ile başlatan “sipariş “ eserlere bu eser adeta bir dağ gibi göğsünü gere gere karşı durdu . Perestoyka olduğunda D.Tanasoğlu o güne kadar kendi kimliğimizi koruma mücadelesini daha da güçlendirdi ve Gagauzlar için otonomi istemeye başladı. “Ana sözü” gazetesinin baş redaktörü Todur Zanet  bu anıyı şöyle anlatmakta:  “..çoyu beki bilmeer, açan çekettirdiydik avtonomiya için çalışmaları Dionis Nikolaeviç geldi redakţiyeya da deer: “Yazalım bir kiyat Moldova’nın büüklerinä, ani gagauzlara lääzım avtonomiya.
Hem bu avtonomiya için lääzım sık tutmaa kendimizi”. O kiyadı yazdık. “Ana sözü” sayfalarında tiparladık. Bir şüpesiz: avtonomiyanın kuruluşunda o kiyat ta kendi rolünü oynadı.
İlk adımnar latiniţa için ondan da çeketti. (Ana sözu 2006; Harman ayı (Ağustos)).”

Gagauzlar’ın ilk ve tek üniversitesi olan Komrat Devlet (ilk önce Milli adını taşımaktaydı) Üniversitesi’nde Rektör olan Deniz ağa ilk çalışma gününden beri tüm Gagauz olan veya Gagauz dilini bilen,  personeline ve öğrencilerine Gagauz dilinde konuşmalarını istedi. Her sabah tam saatinden birkaç dakika önce işe gelen Rektör herkese “Günaydın” diyerekten başlar ve işine başlardı. O, her zaman büyükle büyük, küçükle küçüktü. Halkın arasında büyük sevgiyle karşılanan eğitimci yolda giderken mutlaka bir eski öğrencisine rastlar onun hal hatırını sorardı.

 Halkın arasında o “çok esaplı”  yani sözünü bilen biriydi. Deniz ağayı,  fırsat buldukça mutlaka arar veya ziyaret ederdim. Hatırlarım 1993 yılında Bakü’deki Azerbaycan Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesi’nden mezun olup Komrat’a (Gagauz Yeri’nin başkenti) gittim ve daha Ukrayna’daki evime gitmeden kendimi Üniveristede buldum. Rektörün kabul günüydü. Uçağım Moldova üzerinden olduğu için ilk önce Kişinev’e indim , oradan da otobüse bilet alıp Komrat’a , daha sonra da sınırdan geçip, ki o zamanlar sınırlar serbestti kendi köyümüze gidecektim.

Komrat’a vardığımda mutlaka  Deniz ağayı görmek ısterdim, ona Bakü’den anlatacak, ona gönderilen selamları iletecektim. Biraz bekledikten sonra sekreter bana” Geçebilirsiniz” dedi. Elimde iki de valizim vardı. Onları kapının arkasına bıraktım ve kapıyı çaldım. Uzun bir odanın sonunda Deniz ağa evraklarına bakıyordu. Kapıyı açtım. Bana bakmadı bile. Ben selam verdim ana dilimde. “Deniz ağa size Bakü’den selam getirdim”dedim. Birden bire o bana baktı ve gözlerindeki o babacan bakışı tüm yüzüne yayıldı. “Tudorka, sen misin? Nerden , ne zaman geldin? Beni pek sevindirdin. Bana da yardımcı läzımdı. Senden taa iyisini bulamıycam. Nerde çemodanların (bavulların)?” diye art arda bir kaç soru sordu. Ben cevap vermeye yetiştiremeden kapıyı açtı ve sekretere iki çay yapmasını söyledi ve kapıda gördüğü bavullarımı da hemen odasına aldı. Ben ona Bakü’den , oradakı durumlardan, hocalardan bahsedince onun gözleri doldu ve bana sarılıp alnımdan öptü. “Sen bizim Gagauzlar’ın sevinmeliydin, dedelerimizin evlatboylarının arasında yetiştin” dedi.

 Ben kendisine ancak ziyaret için geldiğimi anlatmaya çalışıyordum, ama Deniz ağanın bunu anlamak bile istemiyordu. O, hemen emirler yağdırıp benim için talebe yurdunda kalacak yerimi ve çalışacak derslerimi ayarlamaya çalışıyordu.

 Sonunda,  benden eve gidip evdekilerimi görüp döneceğime ve valizlerimin de burada kalacağına dair söz aldı ve beni gönderdi. Ben de kendisine hayır demedim. Kendisinin başkanlığında çalışmak da çok onurlu bir duyguydu. Onunla boş zamanlarında oturup edebiyatımızdan tartışır, kendi eserlerimi ona okur onun fikirlerini dinlerdim.  Belirli bir süre sonra üniversiteden master yapmak için ayrılmak zorunda kaldım. Rektör beni isteksizce bıraksa da gençlerin okumasını ve iyi yetişmesini istiyordu ve ben de kendi eğitimime devam ettim.

Son zamanlar yaşlılığın verdiği yorgunluk olsa gerek Deniz ağayı az görmeğe başladık. Zamanın büyük çoğunluğunu evinde geçiren yazar, bilim adamı, öğretmen bizlerden Harman (Temmuz) ayın 25 de ebediyen ayrıldı. Onun tabutunu Gagauz aydınları omuzlarında Kişinev merkez mezarlığına, Gagauzlar’ın din adamı, protorey, Gagauz halkın lideri olan Mihail Çakır’ın yanına gömüldü. Deniz ağanın son isteyi buydu. Topracığın ilin olsun Deniz ağa.

 Deniz ağanın Gagauzlar için yazdığı bu güzel şiirle yazımı tamamlamak ve bu büyük insanın daima Gagauzlar’ın gönlünde, ruhunda yaşayacağını söylemek istiyorum.

Gagauzistan
Dannar şen aarêr
Sabaa başında
Gün dä şılêr
Gül başçasında.

Kalkêr taraf işä
Girgin insannar,
Darsık ürekli köşä
Ömürü açar…

Ana tarafım,
Sevgili topraam
Bucak, Vatanım,
Gagouzistan.

Gelmää o günä
Ne zor yollar,
Kısmet önüne
Ecel hep konar..

Çok geldim, Uzun Kervan,
Halkın gagouz,
Ama korudan inan,
Yolu tuttun uz.
 
Ana tarafım,
Sevgili topraam,
Bucak, Vatanım,
Gagouzistan.

Ana tarafım,
Sevgili topraam,
Bucak, vatanım,
Gagouzistan!

Zorlar basılsın
Yollar başından,
Gün hiç kaçmasın
Gül başçasından.

Ana tarafım,
Sevgili topraam,
Bucak, vatanım,
Gagouzistan!

Kalın sağlıcakla. Şen olun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.