UKRAYNA’DAN… Bağımsızlık kutlanıyor

Tam bundan 15 yıl önce Ukrayna, Sovyet Sosyalist Respublikaları Birliği’nden ayrıldı ve 24 Ağustos 1991 tarihinde kendi bağımsızlığını ilân etti. Bu adımdan sonra çil yavrusu gibi dağılmaya başlayan 15 tane Respublika da kendini o çemberin dışına attı. Bağımsızlığına kavuşmaya çalışan devletler kendilerini bir yandan adeta sıcak yuvadan ayrılıyor gibi hissederken; diğer yandan da sanki yıllarca kendilerini bağlayan kalın zincirlerden kurtarmış gibi görürlerdi.

Ukrayna Bağımsız Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı olan Leonid Kravçuk bu adımı atarken; Ukrayna’nın geleceğini parlak ve kendi ayakları üzerinde duran, güçlü, milli kimliği ile dünyaya adeta meydan okuyacak bir devletin olacağını hayal ediyordu. Bu hayalleri acaba gerçekleşti mi?

HALKIN TEPKİSİ

Halk bu adımı televizyonlardan izlerken bir nevi “dünyanın sonu” olduğu düşüncesine kapılma yoluna gitti. Her ay düzenli kendini açlıktan kurtaracak kadar aldığı maaşını düşünürken, diğer yandan devletin  halk için sağlamış olduğu ücretsiz okul ve 8 sınıfa kadar zorunlu eğitim, parasız sağlık hizmetleri, kredilerin cüzi miktarda düşük olması vs. olanakların olmasının bir anda yok olması genel kitleyi korku içerisine soktu. 1986 yılından  beri Perestroykanın başlaması ile zaten sarsılmaya başlayan “dev güc”ün bir günün içerisinde yok olacağını birçok insan tahmin bile etmezdi.

Yine de bu olayları bir seyirci gibi seyreden halk korkusunu saklayamıyordu. Hatırlarım, o dönemlerde insanlar adeta kendilerini televizyondan ayırmıyorlardı. Ukrayna’nın ilk Cumhurbaşkanı Leonid Kravçuk güler yüzle Moskova televizyonunda devletimizin bundan sonra kendi rotasını kendi çizeceğini açıklarken ve daha sonra da Ukrayna Parlamentosu’nda konuşma yaparken sakin, ama güçlü bir kişiliği ile halka hitap ettiği sırada annem babama “Bey, işte din kütaplarında da yazıyor ki, dünyanın sonu işte böyle olacakmış. Herkez biribirinden ayrılacak ve Allah da Hazreti İsa’yı gönderip herkeze cezasına göre verecekmiş” diye seslendi. Babam ise annemi dinleyip “sen yanlış düşünürsün, dünyanın sonu olmaz, ama Stalin günleri geri dönebilir, Rusya çok güçlü, o Ukrayna’ya savaş açabilir….işte o zaman işlerimiz zor….`diye cevap verdi.

Yıllarca üç, beş , yedi yıllık komunist programları doğrultusunda yönlendirilmeye alışmış olan halk yine de kendini bu yolda yol gösterecek lideri ve yöneticileri beklemeğe başlasa bile kendi kaderinin  kendi  eline verildiğinin farkına varmaya başladı..

İLK ADIMLAR

Ukrayna, yolunu çizmiş ve kolları sıvamıştı. Belli bir süre sonra Leonid Kravçuk’un yerini alan Leonid Kuçma Ukrayinska Vlada (Parlamento)’sunu kurdu ve yeni seçimlerde Narodnıy Ruh Partileri de yer aldı. Ulusal kimlik kendini göstermeğe başladı.
 
Ukrayna’da yıllarca ana dilinde ancak konuşma ile  sınırlı kalan  135 halktan fazla millet ve topluluk kendi kimliklerini korumak için mücadeleye başladılar. Çoğunluğu oluşturan Ukrayna halkı bile kendi ana dilini geliştirememiş, ancak belli bölgelerde okullar açmış, sınırlı şekilde okul kitapları basmış, okullarda okutmuştur.

İşte, bu dönemden sonra okul kitapları yeniden gözden geçirilmeye başlandı, özellikle tarih içerikli olanlar. Bu yapıtlar genellikle sosyalizm sistemini övmenin yanısıra, çoğunlukla Rus politikası propagandasını sunmaktaydı. Edebiyat, sanat vd.  konulu yapıtlar da ayını propagandayı gütmekteydi. Ukrayna’nın ünlü şairi Taras Şevçenko’nun vd. eserleri ise ancak kısa alıntılar ile verilmekteydi.

Sovyet Birliği’nden ayrılan Ukrayna hem ekonomik, sosyal, siyasi, hatta yönetim şeklini seçme gibi alanlarda kendini boşluk içinde buldu. Yeni kurulan Bağımsız Devletler Topluluğuna üye oldu ve adım adım bağımsızlığını ve demokrasi derslerini aldı ve  bu konuda yapılması gereken hiçbir fedakarlıktan kaçınmadı.

TURUNCU DEVRİM

13 yıl  Devlet Başkanlığını sürdüren Leonid Kuçma devlet yönetiminde   eski sovyet kadrosundan kişilerle çalışmasını sürdürürken, genç nesil ise bir yandan yabancı ülkelerde kendi eğitimlerini görüyor ve dünyaya açılıyordu. Rüşvetin girdiği yerde demokrasi biter. İşte, bu şekilde devam edemeyeceğini açıkça ileten genç nesil ve küçük sektörde özelleştirmeye giden orta yaştaki insanlar meydana toplanmanın ilk sinyallerini veriyorlardı. 2004 yılın Kış ayında yapılan seçimlerde ise; yanlış oy sayımını yapan ve çoğunluk oylarını kazanmak için halka açıkça rüşvet veren parti liderleri  halkı meydana itti.

Aylarca meydanda karın altında kalan binlerce insan bağımsızlığının ve demokrasinin sınavlarını veriyordu. Mitinglerde eski liderleri, şimdiki Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko ve eski Başbakan, BÜT Lideri Yüliya Timoşenko vd. yandaşları “turuncu” devrimin önderleri oldu ve bu kişiler halk ile yan yana, omuz omuza durdular. Halk onlara inandı. Sarı ve mavi renkte olan Ukrayna bayrağının yanına bir de turuncu renk katıldı, bu renk Ukrayna’ya Avrupa’nın kapılarını açacak ve NATO’ya girmek için bir fırsat diye nitelendirildi…

KUTLAMA

2006 yılında Ukrayna’nın tam 15 yaşı tamamlandı, şimdi tıpkı çiçeği burnunda genç bir delikanlı gibi; hayat okuluna merhaba deme zamanı..Bir devlet için bu  süreç kısa gözükse ve halâ birçok problemler masada çözülmesini beklese  bile (Rusya’nın halâ da Ukrayna’dan el çekmemesi sonucu Ukrayna dilinin yanı sıra Rus dilinin ikinci devlet dili olarak kabul olunması, doğal gaz probleminin halâ çözülmemesi, anarşiye  karşı tam önlemlerin alınmaması.. , Kırım Tatarları hakkında sürgün olduklarına dair belgenin kabul olunmaması , milli azınlıkların birçok problemlerinin masada beklemesi vd.) varolan sorunların yanısıra Ukrayna devleti ve halkı kendi ulusal kimliğini ve kendine güvenini kaybetmedi ve geleceğe büyük ümitle bakıyor.

***

AÇILAN MEZAR / TARAS ŞEVÇENKO

Benim  Ukrayinam
Şavklı tarafım
Anacıım paalı,
Cümbüş koraflım.
Şindi kendicii
Pek ta kahırlı
İİlikleri pek
çıkmadı atırlı.

“Gün duudunda sän
Allaaya dua etmedin mi,
Küçüktän uşacıklarını
Adetlärä üretmedin mi?
“duva ettim, kahırlandım
Gecäyi gündüzä kattım,
Küçücük uşacıklarıma
Adeetleri annattım.
Büüdülär benim çiçeklerim
Benim uşacıklarım,
Bän da kurdum kendimi.
Ama şindi bak Bogdanım
Zavallı anana
Hen duuma vatanına
Nasın   aalayarak
Türkülär dizärdim,
Nasın yalvararak
Serbestlii özlärdim.

Ah Bogdan, benim Bogdanım
Bilseydim ne türlü kısmet
Beni bekler
Taa iyi duumadan can altında
Ölseydi bu ecel.

Arpa, buuday tarlalarım,
Satıldı parasız
Benim paalı evlatlarım
Kul oldu lafsız
Kardaşım Dinep
Gün günden kurêr
Hem benim mezarlarımı
Moskal  kurcalêr….
Ko kurcalasın, eşsin
Ama zaameti boşuna
O saat ölülerin sesi
Moskalleri dizcek kurşuna.
Gömülecek onnar
Hep o mezara
Ananın ruhu
Affetmäz düşmannara”.

Dört taraftan  delim deşik
Kazılı mezar
Onnar orda ne aradılar,
Neçin yaptılar zarar?
Kimi orda gömdülär
Bekim dedelerini ?
Bulsaydılar kemiklerini
Bekim yaş dökmäzdi
Uşaklarımız
Raaat uyiycêydı mezarda
Paalı analarımız.
9 Ekim 1843.Berezan

Bağımsızlık günün kutlu olsun Ukraynam! Slava Ukraini!
Kalın saalıcakla. Şen olun!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.