UKRAYNA’DAN… Büyükelçi Bilge Cankorel ile söyleşi

– Sayın Büyükelçi, Ukrayna’dakı görevinizi tamamlamış bulunuyor ve bu ay içerisinde Türkiye’ye dönüyürsunuz. Bu dört yıl içerisinde Sizin himayenizde Türkiye ve Ukrayna arasında çok önemli çalışmalar yapılmıştır. Fakat, ben Sizin 4 yıl öncesine gitmenizi istiyorum ve Ukrayana ve Türkiye arasında o güne kadar yapılan ne tür faliyetler yapılmıştı ve Siz göreve başladıktan sonra gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerden kısa da olsa bahsetmenizi istiyorum.

– Ben Ukrayna’dakı görevime 1Aralık 2001 tarihinde başladım. Ben görevime başladığımda bizim Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkilerimiz belirli bir düzeyde bizim çevremizde temaruz  etmiş bir hale gelmiştir. Ukrayna toprak büyüklüğü bakımından çevremizde en büyük belli başlı ülkelerden biridir. Hiçbir siyasi sorunumuzun olmadığı bir ülke. Bu ülkeyle ticaretimiz aşağı yükarı 1 milyat dolarin üzerindeydi. Uçaklarımız gelip gidiyordu, ama haftanın belirli saatlerinde. Devlet bakımından, özellikle Devlet Başkanları arasında gayet yakın ve samimi bir hale gelmiştir. Fakat birçok da eksiğimiz vardı.

Şimdi ise kısa da olsa Size 4 yıl boyunca neler gerçekleştirmiş olduğumuzu size söylemek istiyorum. Bir kere, 4 yıl süresi içinde Türkiye ve Ukrayna arasında siyasi bakımından iki Cumhurbaşkanın ziyareti oldu, bizim Cunhurbaşkanımız Sayın A.N.Sezer 2 Haziran 2003 tarihinde Ukrayna’yı ziyaret etti, ve Ukrayna Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Ukrayna Cumhurbaşkanı Sayın V.Yuşçenko Türkiye’ye yaptı. Bu çok önemli. Bunun yanında Başnakanlarımız geldiler, gittiler.  Başbakanımız Sayın T.Erdoğan Ukrayna’ya geldi, Ukrayna’nın o dönemdeki Başbakanı Sayın V.Yanukoviç Türkiye’e gitti. Dış İşleri Bakanlarımız iki kere geldiler gittiler. Bir kere aski Dış İşleri Bakanımız Sayın İsmail Cem, daha sonra şimdiki Dış İşleri Bakanımız Sayın Abdullah Gül, keza Ukrayna’nın Dış İşleri Bakanları Lenkov ile Kiriçenko Türkiye’yi ziyaret etiller.

Bu süre içinde 24 tane anlaşma imzaladık ve Türkiye Ukrayna’nın Avrupa Atlantik  Entegrasyon hedeflerine, tekliflerine uluslarası ortamlarda sürekli olarak destek verdi.Ticaretimiz bu süre içerisinde 2.8 misli arttı ve bu yıl içerisinde 4 milyara ulaşacağını tahmin ediyoruz. Bu rakam Ukrayna’nın dünyadaki en büyük  5-ci ticaret adresidir. Ve  Ukrayna’nın en  büyük 3-cü ihraciyat  adresi de Türkiye’dir.

Ülkemize turizm artışı sürdü. 2001 yılındaki rakam Ukrayna’dan Türkiye’e 177 bin turisttir. Bu yıl itabari ile ülkemizi aşağı yukarı 390-400 bir turistin ziyaret etmiş olduğunu tahmin ediyoruz.

Türk Hava Yolları uçuşları 2001 tarihinde haftada 9 iken, 2005 tarihinde haftada 17-ye çıktı. Ukrayna da, Ukrayna uçakları  2002-de Türkiye uçuşlarını haftada 2 iken şimdi 9-a çıkardı. Bunlar ancak tarifeli uçuşlardı, bunun ötesinde yaz aylarından başladı, şimdi kış aylarında da devam eden Antalya, İstanbul hatta Erzurum’a çarter seferi ile çok sayıda Ukraynalı turist gerek gineş ve plaj tatiline, gerek kayak tatiline, gerekse İstanbul’a hafta sonu alış veriş turizmine gidiyorlar. Bu gittikçe artmaktadır.

2001 yılı içinde, ben göreve başladığımda Ukrayna’da sadece Kiev Büyükelçiliği vardı, son 4 yıl içinde 3 tane Başkonsolosluk açtık: biri Odesa Başkonsoloğumuz, diğeri de Simferopol ve Dnepropetrovsk Başkonsolosluklarımız. Bu bakımdan Ukrayna’da diplomatik temsil bakımından Türkiye en geniş bir şekilde temsil edilen ülke haline geldi diye düşünüyorum.

Askeri ilişkilerimiz yoğunlaştı. Özellikle Kara Deniz’in güvenliğini  kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yaptığımız çalışmalarda Ukrayna ile çok yakın bir işbirliği içinde olduk.

Sevastopol’de 1853-56 yılları arasında şehit düien Türk askerlerinin anısına bir anıt yapılma çalışmaları 1992 yılından beri sürüyordu ve on yıllık aşan bir süre içinde malesef siyasi sebeplere dayanan engellerle bu anıtımızın inşaatı yapılamamıştır. Nihayet Eylül 2004 yılı içinde Kırım şehiti anıtını biz açmış bulunuyoruz. Bu aramızdakı tarihi konularda bir uzlaşıya vardığımızı ve geçmişi artık bugünümüzle  yarınımızla  barış için kullanmaya karar verdiğimizin cok önemli güzle gürülür bir anıtı olmuştur. Bundan özellikle çok memnunum. Türkiye’nin 1914-15 yılları arasında Ukrayna’nın batısındakı Galiçya bölgesinde Ukrayna bağımsızlığı özlemlerini savunmak üzere yaptığı bir başka savaş vardır. Buna galiçya savaşları derler. O bölgede de çok sayıda askerimiz şehid olmuştur ve 58 tane şehitliğimiz vardır. Bu şehitliğimizi bir düzene kavuştuırmak için son yıllarda bir girişimde bulunduk, anlaşmalara başladık ve bu çalışmalar da sürüyor. Bu da çok önemli, gizel bir gelişmedir.

Türkiye – Ukrayna İş Adamları Derneği’ni kurduk. Ukrayna-Türkiye Tarih- Kültür Derneği’ni kurduk. Bu iki derneğimiz ikili ilişkilerimizin  çok önemli iki yönünü teşkil eder-ekonomik ve kültürel ilişkilerimizde halklarımızın doğrudan katkısını sağlıyacak biçimde bir kurumsallaşmaya gitmemiz bakımından çok önemli bir gelişme teşkil ediyor.

Ukrayna’da geçtiğimiz yılları içerisinde Türkçe öğrenimine talep gittikçe artmıştır. Bu talebi karşılamak için pek çok üniveristede Türkçe öğretmenler görevlendiriyoruz. Bunlar Kiev’de, Herson’da, Odesa’da, Livovda, Harkov’da var ve bu talepler başka üniversitelerden de gelmeğe devam ediyor. Tarasş Şevçenko Üniveristesi’nde 2003 yılı içesinde Türk Araştırma ve Enformasyon Merkezisi açtık. Bu da kültürel faaliyetlerimizin цnemli bir ayağını oluşturdu.

Ve nihayet, insani yardım açısından, TİKA’nın Simferopol’de yerleşik koordinatör ofisini yıllardab beri çözülemeyen statü problemi bir anlaşmaya bağlanarak çözüldü,  ve TİKA’nın faaliyetleri Kırım’da şimdi artarak devam ediyor. Bu faaliyetler içerisinde özellikle kültürel konular ağırlıklı. Yeni Tatar gençlerinin ana dillerini unutmamalarını konusunda yapılan eğitim, folklor programlarını hazırlamak, bunların ötesinde eski binaların onarılması gibi projeler. Sağlık ile ilgili bazı projeler, ve en fazla alt yapı prjeleri. Meselâ ücraat bölgelerine  Kırım’da  su getirtilmesi gibi, zaman zaman BM le de yapmış olduğumuz projeler. Ve yine de altını çzerek söylemek istediğim bir husus- tarihi Osmanlı aserlerini ayakta tutmak ve onarılması için projeler yapılmakta. İşte bunların içinde Bahçesaray’da Han Sarayı onarımı var. Bunları tamamıyle ayaga kaldıracak biçimde büyük projeler içine girmiş bulunuyoruz. Yine Bahçesarayda, Zincirli Medrese dediğimiz ve Avrupa’da dünyanın ilk merdesesi de deniyor, Sovyetler zamanında başka maksatlarla suiistimal edilmiş ve mimari önünden sıfıra indirilmiş önemli bir eserdir. Bunu da eskisine uygun bir şekilde yeniden restore ediyoruz. Dört yıl içerisinde yaptığımız çalışmalarımızı böylece kısa olarak size bahsetmiş bulunuyorum.

– Sayın Büyükelçi siz o kadar net ve dolu bilgiler verdiniz ki benim size soracağım başka soru da nerdeyse kalmadı. Fakat , madem ki Ukrayna’da oturan Türk halklarında bahsettiniz. Bildiğiniz gibi Ukrayna’da Tatarlar’ın dışında yerli sayılan Karay, Gagauz ve Urum Türk halkları da oturmaktadırlar. Bu halkların kültürel, tarihi gelişimi bakımından Büyükelçilik tarafından bir girişim yapıldı mı, projeleriniz ne?
         
– Evet, Ukrayna’da bu halklar oturmakta, ama buna ilaveten bildirmeliyim ki burada ayrıca Kazan Tatarları, Azeriler, Türkmenler vd. Türk asıllı nüfüs olarak Ukrayna’da benim hesabıma göre en az 1.5-2 milyon halk yaşıyor.

Sizin dediğiniz küçük nüfuslar , bunlar hakikaten birer tarih müzesinin ender parçaları kadar cok kıymetli varlıklar. Bunlarla ilgili olarak malesef çok fazla birşey yapamadık. Yalnız fazla bir talep de gelmedi. Karayimlerin bir mezarlık konusu vardı, Çufur Kale’de cok değerli ve önemi olan bir mezarlıktır. Turistik sebeplerle yapılan bir planlama sonucunda zarar görmesi söz konusuydu. Onun üzerine bazi şikayetler geldi bana ve ben o planlamayı durdurdum. Böylece bu tarihi mezarlığını ticari planlama pencesinden kurtarmayı hic değilse sapladık. Fakat onun dışında düzenli pek faaliyet olmadı. Bunu gelecekte düşünmemiz gerekecek. İşte yeni kurulmuş olan Ukrayna_Türkiye Tarih-Kültür derneği çerçevesinde gerek akademik olarak , gerekse Türkiye ve Ukrayna Cumhuriyetleri devletlerinin neler yapılabileceğini tesbit edip hükümetlerden taleplerde de bulunmak ve sözünü ettiğiniz halkları da katmak cok iyi bir fikir olur.

– AB içerisinde Ukrayna ve Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz ?

– Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri 17 Aralık 1974 yılında alınan kararla 3 Ekim 2005 üyelik müzakirelerinin başlaması Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde tarihi bir dönemeç teşkil eder. Bu o kadar önemli bir konu ki , bu yalnız Türkiye’nin tarihinde değil, Avrupa’nın tarihinde de çok önemli . Türkiye zaten kendisini bir Avrupalı bir devlet olarak biliyor , yani Türkiye Avrupa Birliğine üye olsa da olmasa da bugün neyse yapın da o olacak. Türkiye NATO’nun parçasıdır. Türkiye bütün  Avrupa Birliği kuruluşlarının kurucu üyesidir. Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik Teşkilâtı yani ne kadar avrupa teşkilâtı varsa Türkiye kurucu üyesidir. Türkiye Birleşmiş Milletlerde Batı Avrupa gurubu kurucu üyesidir. Avrupa Birliği’ne zaten ortan üyeliği vardır ve 10 küsür sene de Gümrük Birliği içindendir. Geriye katedilmesi gereken çok önemli, fakat az bir yol kalmıştır. Bu yıllardan süren bir çalışmanın sonucu ve zannediyorum ki bu on yıl içinde bu sürecin sonuna da gelinecek. İşte bu sonuca gelindiğinde bana göre Avrupa kimliği tamamlanmış olacak. Bu Türkiye açısından da büyük faydaları olacak, çünkü Türkiye Avrupa ilişkilerinde kücük bir etnik halkayı tamamlanmış olacak.

Ukrayna Avrupa ilişlikeline gelince. Ukrayna’nın Avrupa Birliği ile entegrasyon hedeflerine , beklentilerine gidişini çok büyük bir takdirle karşılıyoruz ve destekliyoruz Türkiye olarak. Çünkü herşeyden önce biz tüm komşularımızın Türkiye’nin sahip bulunduğu demokratik değerlere kavuşmasında büyük yarar görüyoruz. Amacımız, beklentimiz Türkiye’nin içinde olduğ gibi, Türkiye’nin etrafında da demokratik, üstün değerlere uygun bir çevrenin oluşturulması. Ukrayna Avrupa Birliği’nin içinde yer alan mimari bir ülkedir. Bu da inkâr edilmeyecek bir gerçek. Ancak Ukrayna’nın bu yolda kattetmesi gereken belli bir mesafe de olduğu da ayrı bir gerçek. Ukrayna Bağımsızlığından bu yana demokratik hedeflerini gerçekleştirme yolunda önemli kademeler kaydetmiş, kuşkusuz ve özellikle 2004 yılında yapılan başkanlık seçim konusunda Ukrayna halkının oylarına sahip çıkmak için gösterdikleri cesuz ve medeni hamle bütün dünyanın dikkatini çekti. Fakat Ukrayna’nın yapması gereken daha çok şeyler var. Ukrayna’nın önünde bir Anayasa Reformu konusu var, Ukrayna Pazar konusunda koşullarını geliştirmek zorunda . Yani hem yasal hem de uygulanması gereken önemli adımlar bulunuyor.

Ukrayna Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne girmesi için attığı adımları çok yakından  takip ediyor. Biz çok sık Ukrayna ‘na basımında cok sık Türkiye örneğinin alımlası gereken haberleri okuyoruz.

– Açık Gazete okurlarına ne söyleyebilirsiniz?

– İlk önce böyle bir gazetenin var olmasından ve   dünyada Türkçe konuşan  insanlara hizmet etmesinden dolayı kutlamak istiyorum. Kendi kimliğimize sahip çıkmak ve böyle bir gazetede tüm konuları dile getirerek dünyanın birçok ucunda yaşayan insanlara duyurmak son derece önemli bir görev diye düşünüyorum.

__________

* Yazarımız Tudora Arnaut’un bazı yazılarının ne yazık ki izin almadan, kaynak gösterilmeden üstelik değiştirilerek aralarında bazı siyasi partilerin internet sitelerinin de bulunduğu basın yayın kuruluşlarınca yayınlandığını saptadık. Söz konusu hırsızlığı kınıyoruz. Ayrıca eğer söz konusu yasadışı uygulamaya derhal son verilmezse Açık Gazete’nin çatısında bulunduğu Turkish Gateway Ltd haklarını yasal olarak arayacaktır…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.