UKRAYNA’DAN… Gagauzların kimlik arayışı

Bizi tanıyor musunuz? Gagauzların kimlik arayışı

Birçok topluluk asırlarca kimlik arayışına girmiş ve kendi benliğini kaybetmemek için arayışlarını sürdürmüş. Bu arayış bazılarını gelişmeğe, kendi kültirlerini, dilini, tarihini korumaya eğlerken, bazılarını yok olmaya mahküm etmiştir. İşte bunların arasında bugün dünyada az insan tarafından bilinen Gagauzlar asırlarca kendi kimliklerini koruyan ve günümüze kadar yaşatan bir halktır.

Bazı halklar onları topluluk diye adlandırsa da, onlar kendilerini halk diye adlandırmayı uygun görüyorlar. Bu yazımızda Gagauzlarla ilgili kısa bir bilgi verdikten sonra, diğer yazılarımızda çeşitli alanları kapsayan bir dizi yazı yazmayı amaçlıyoruz.

Gagauzlar Türk köküne mensup olan kadim Oğuz grubuna dahildirler. Bu gruba Türkiye Türkleri, Gagauzlar, Azerbaycanlılar, Türkmenler ve Kırım Tatarlar’ın Oguz kısmı dahildir. Dilleri Türkçe olan Gagauzların dinleri ortodoks hristiyandır.Kadim tek Tanrı’ya inanan ve tabiat inançlarını günümüze kadar koruyan bu halk XI asırda hristiyanlıkla tanışıp bu dini kabul etmiş, İslamiyet’iise Osmanlı Dönemi zamanında dolaylı şekilde tanımıştır. İsimleri hristiyan olmakla beraber (Marıya, Dmitriy, İvan, Domnıkıya, Saveliy vs) soy adları türkçedir-Kazancı, Demirci, Sarı, Kör, Baboglu, Kuru, Taşoğlu vs. Ayrıca lakapları da türkçedir.
 XI asrın başlarından XIIIV asrın başlarına kadar Balkanlar’da oturmuşlar ve 1880-ci yıllardan başlayıp III. Aleksandr tarafından çıkarılan fermana göre Basarabya’dakı Bucak bölgesine göç etmişler. Fakat, bu zorlu göçe rağmen halkın bir kısmı Bulgaristan’ın Varna ve Romanya’nın Dobruca bölgesinde oturmaya devam etmiş ve günümüze kadar birçok asimilyasonlara rağmen, kendi kimliklerini korumaya çalışıyorlar.

Göç ettikleri topraklar susuz ve çöl halindeyken Gagauzlar bugün bu yerleri deyim yerindeyse cennete dönüştürmeği başarmış. Üzüm yüretimi, hayvancılık Gagauzların en büyük gururlarından biri haline gelmiştir. Herbir Gagauzun  evinde mutlaka şarapla dolu mahzenlerin bulunduğunu, fakat içkiciliğin çok kötü algılandığı bir ortamda insanlar gelen misafire mutlaka en temiz ve lezzetli şaraptan ve ev yapımı peynirden ikram etmeden bırakmazlar.  

1940 yıllara kadar Gagauzlar Odesa vilayeti, İsmayıl vilayeti, Komrat vilayeti diye bölgelere oturdukları yeri ayırırken Ukrayna ve Moldova Respublikalar’ının kurulmasından sonra, Gagauzlar’ın büyük bir kısmı Moldova sınırlarında kalıp, küçük bir kısmı Ukrayna topraklarına dahil oldu. Halkı ikiye bölmeğe çalışan sınır yıllarca bunu başaramamış ve başarması da mümkün değil. Bugün Moldova’da oturan Gagauzların nüfusu 200 bin civarındayken, Ukrayna’da oturanların sayısı ise 45 bindir. Kendi kaderine bırakılan bu halk yok olmaya yüz tutarken Perestroykanın  başlaması ile meydanlara döküldü ve bu yakınlarda Ukrayna’da yapılan ve dünyaya demokrasi simgesini daha bir defa simgeleyen “kadife devrimi”, 1990 yılında Bucak’ta yapıldı ve Gagauz Yeri adında bir otonomi kuruldu. Kendi Cumhurbaşkanı’na ki, Gagauzlar onu Başkan diye adlandırır, Halk Meclisine(Halk Topluşu) ve milletvekillerine sahiptir. Gagauz Yeri ‘nde üç kasaba mevcut, tıpkı Kuzey Kıbrısta olduğu gibi: Çadır, Komrat ve Volkaneşt. Başkenti Komrat. Köylerin isimleri de türkçe-Beşalma, Beşgöz, Caltay, Satılık Hacı, Kurtçu, Tomay, Baurçu vd.

Gagauz Yeri’nde üç  dil resmidir: Romence (moldavca), Gagauzca ve Rusça.Öğrenciler ayrıca okullarda bir de yabancı dil okumakta- ingilizce, almanca veya fransızca. Gagauzcanın ilerlemesi için Komrat Devlet Üniversitesi, Gagauz okullarına yetiştirmek için Öğretmen yetişitme meslek Enstitüleri, kendi televizyon programları ve ana dilinde radyo programları çalışmakta. Bu devlet kurumlarına okumak için Ukrayana’da oturan Gagauzlar da gelmekteler.

Yıllarca kendi dillerini sözlü halk edebiyatında yaşatan bu halk, asırlarca kendi kimliklerini yaşatmak için nesilden nesile dillerini, adeetlerini, gelenek göreneklerini, tarihlerini, kültürlerini korur ve çocuklarına öğretmeğe çalışırlar. Hatta köylerde, ki buradaki köyler 3-10 bin nüfus arasıdır, bir Gagauz ana dilinde konuşmuyor ve rus dilinde konuşuyorsa, yadırganır ve “ey, sen nesoy Gagauzsun, açan bilmersin bizimce lafetmee?” diye ayıplanır.
 Gagauzlar 1957 yılından 1993 yılına kadar kiril alfebesini kullandı ve 1993 yılında latin alfabesine geçti ve böylece gerek dünya edebiyatına, gerekse tüm türk dünyasına daha da yakın oldu ve böylece  kendi sesini duyurmaya başardı. Bugün “Ana sözü”, “Gagauz sesi” ve yerli gazetelere ve “Sabaa yıldızı” dergisine sahip oldukları için gagauz aydınları kendi eserlerini burada yayınlamaktalar.Ayrıca çeşitli şiir, öykü, deneme, roman gibi eserler de basılmakta.

Oturdukları toprakları tırnakları ile tırmalamayı ve yaşatmayı başaran Gagauzlar kendi kimliklerini de asırlar arası korumuşlar ve gittikçe de büyük bir hazimle yaşatmaya devam ediyorlar.

Diğer yazımızda Gagauzlar’ın dili ve eğitim sisteminden bahsedilecektir.

Sizlere “şen olun, kalın saalıcakla” diye Gagauzça veda ediyorum…

__________

* Doç. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.