UKRAYNA’DAN… Gagauzlar’ın sesi Bilimler Akademisi’nde

Azınlık olan hakların kaderi diğer çoğunlukta olan halklara göre her zaman daha da ateşli ve kendini dünyaya ısrarla tanıtmakla geçiyor. Bu dilde basılan herbir eser son noktasına kadar okunur, yapılan sıradan bir etkinlik bir bayram gibi karşılanır, bu toplumu dünyaya tanıtan bir şahıs ise halkın gözünde adeta bir kahraman gibi karşılanır.

Gagauzlar’ın kaderi de aynen böyle. Kendi varolma mücadelemizi yıllarca yılmadan vermeğe çalıştık ve her olayı büyük bir istek ve heyecanla karşıladık.

Hiç unutmam, “Ana sözü” adında ilk gagauz gazetesini çıkarma kararı alındığında tüm aydınlar büyük bir heyecan icerisine girip çıkacak olan gazetenin son noktasına kadar düşünmüşlerdi. Gazete çıkmaya başladığında ise ben Azerbeycan’nın o zamankı adıyle Kırov Azerbaycan Devlet Üniversitesi’nde okuyordum. Bir gün haber geldi ki, gazetenin tirajı az olduğundan dolayı kapatma kararına gidilebilir. Moldova Hükümeti bunu bir bahane görüp “boşuna masraf” diye izni hazırlamaya başlamıştı bile. Gazetenin redaktörü Todur Zanet bu haberi gazeteye yazdı ve tüm Gagauzlar’a gazeteye yazılması için çağrıda bulundu. Bu haberi alan ve bu gazetenin her sayısını adeta ezbere bilen ben, Gagauzlar’ın dostu olan ve Gagauz edebiyatını Azerbaycan’da tanıtan Doç.Dr.Güllü Yologlu’nun girişimi ile Azerbaycan’ın devlet kanalına çıkıp bir konuşma yaptım ve çok ucuz olan gazetemizi yok olmaktan kurtarmak için bu gazeteye halkın yazılmasına çağrıda bulundum. Kısa bir süre sonra Baküye gelen Todur Zanet de gazeteyi destekleyen  Azerbaycan halkına yine televizyondan teşekkürlerini bildirmişti. O konuşmalar sonucunda “Ana sözü” gazetesine Azerbaycan’dan tam 50 bin kişi yazılmış, Gagauzlar’dan da 16 bir civarında. Böylece gazetemizi hem kurtarmış hem de sesimizi duyurmak için büyük bir gişimde bulunmuştuk. Şimdi ise gazete ayrıca internet sitesine de sahip ve www.anasozu.com adresinden tüm ilgilenenlere açıktır.

Geleneksel olan festivallerin geçirilmesi ise bir büyük bayram havasında geçer ve tüm Bucak bu şenliğe katılmaya çalışır. Bir kitabın basılması ise hemen okunmaya ve yayılması için reklamı yapılmaya başlanır. Gerçi sıradan halk kendi dilini ancak 1957 yılında başlayıp birkaç yıl okuduktan sonra 1990 yıllara kadar yine ana dilinde eğitim görmedi, o nedenle yeni çıkan eserler halk için hem cazip gelir hem de yabancı gibi gelirdi. O nedenle halka bu kitabın önemini ve içeriğini anlatma yine de Gagauz aydınlarına düşerdi.

Hatırlarım, bir gün Çadır kasabasındakı kitap dükkanına girdim ve gagauz dilinde  kitap var mı diye sordum. Beni  tanıyan mağaza sahibi: “Tudora , bak Gagauz kiyatlarını nasın getirdiler, ole da durer, salt iki üç kiyat satıldı. Ben, pek gücenerim , ani bu kiyatlar böle ucuz,ama insanımız annamer onun lazımnıını” dedi. Bu kitapların tirajın çok az olduğunu  ve bir süre sonra bu kitaplari gündüz mumla da arasak bulamıyacağını bilen ben, raflarda olan hemen hemen tüm kitapları hemen satın aldım ve daha sonra yıllarca köyde veya gereken kişilere bedava verdim bu kitapları.

Asıl anlatmak istediğim olay ise başka bir bilimsel etkinlikle ilgilidir.

Her hafta Ukrayna Bilimler Akademisi Şarkıyat Enstitüsü’nde belirli bir konu üzerine bilimsel seminerle düzenlenir ve sunulan konu tartışılır. Bu hafta bu tür bir seminer vermek için ben davetliydim. Bu tür teklifi aldığımda mutluluğumun nekadar yüksek olduğunu tahmin edebilirsiniz, çünkü Gagauzlar’ın sesini bilim yuvası olan Bilimler Akademisi’nde duyurmak bizim için çok ayrı bir duygu.

Seminerin konusu “Gagauz folklorun dünü ve bugünü”. Kütüphanemden alabildiğim kadar bir çanta kitap doldurup seminere koştum. Konuşma saatimden once  gelip hemen kitapları masaya dizdim ve heyecanla belkelmeğe başladım. Bana “ heyecanlı mısını? “ diye sorduklarında “evet , size biran önce halkımızı tanıtmak, anlatmak isityorum” dedim. Semineri başlatan Doç.Dr. Yuriy Koçubey Gagauzlar’dan kısa bilgi verdikten sonra bana söz verdi.

Tüm ayrıntıları ile anlatmaya çalıştım konumu- bazı mani, atasözü ve deyimlerdeki örnekleri ukrayna diline çevirmeğe çalışırken onların nedenlerini de açıkladım, mesela bir mani örneğinde olduğu gibi: İki kayık uz gider, içi dolu kız gider, kayın biri kıymıklı, kız istemer bıyıklı. Bu örnekteki aklına gelen soru şudur: niçin kız bıyıklıya varmak istemez? Gagauz folklorunu, gelenek göreneklerini araştırdığınızda ise evvelden genç, delikanlı oğlanların bıyık bırakmalarından ziyade, evli erkeklerin bıyık bırakmaları gerekirmiş. O nedenle kız evli olana değil, bekar olana gitmek istediğini manide de dile getirir. Konuşmam bu tür örneklerle doluydu ve bir saatin nasıl geçtiğini hiç anlamadım. Gagauzlar’la ilgilenen toplantıdakı türkologların sorularına cevap vermek, onlara sesimizi duyurmak ise heyecanımın artmasına da neden oldu.Seminere katılan Gagauzlar’ın  Kiev Derneği Başkanı Vasiliy Kilioğlu da Ukrayna’ da failyet gösteren Gagauz Dernekler’den de geniş bilgi verdi.  

Toplantıdan çıktığımızda kendimizi daha da güçlü ve son derece mutlu hissediyorduk, çünkü Ukrayna’da Gagauzlar’a verilen önem ve merak bizi yeni çalımalara, planlara itti.

Bu toplantıya katılmamı sağlayan  genç, dinamik ve Ukrayna türkologları arasında önde gelen Doç.Dr. İrina Drıga arkadaşıma da hem kendi adından hem de Gagauzlar adından teşekkür etmeği bir borç biliyorum.

Size kalın saalıcakla, şen olun! derim.

_________

* Doç. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.