UKRAYNA’DAN… Kardeş kavgası mı acaba?

Ukrayna bu aralar bayağı zor günler geçiriyor. Bir yandan 26 Mart 2006 tarihinde yapılan seçimlerden sonra halâ kurulamayan hükümet; partiler arasında anlaşmazlık ülkeyi ekonomik ve siyasi kaosa surklerken diğer yandan da Avrupa Birliğine ve NATO’ya girme isteği bu kadar çalışma ve çabalara rağmen nerdeyse siyasilerin gursağında kalacak durumda.

Turuncu devrimden sonra Ukrayna Cumhurbaşkanı seçilen Viktor Yuşçenko’un ilk açıklaması devleti demokrasi yoluyle ekonomi bağımsızlığını  kazanmak ve ülkeyi istikrarlı geleceğe götürmek; Avrupa Birliği üyeliğine girmek olmuştur. Bunun yanısıra NATO üyesi olma hedefini tutan Ukrayna hükümeti halkın arasında da eğitimci politika götürmeğe başladı ve basın yolu ile AB ve NATO programlarını ve yazılarını daha da yaygınlaştırdı.

Kendi ayakları üzerine kalkıp da bir küçük çocuk gibi adımlamaya çalışan Ukrayna bir taraftan dış ülkelerin (Polonya, Pribaltik Cumhuriyetleri, Gürcüstan,Azerbaycan, Avrupa Birliği ülkeleri, ABD vd.) maddi ve manevi desteğini alırken diğer taraftan da bazı ülkelerin, özellikle Rusya’nın kösteğini hissetmeğe başladı. İlk önce gaz problemi ile başlayan bu sürtüşme daha sonra Ukrayna gıda mallarını “zararlı görme” gerekçesi ile yasak getirdi, parlamento seçimleri sırasında eski Ukrayna Başbakanı, şuan Bölgeler Parti Başkanı Viktor Yanukoviç’i dışarıdan destekleyip Rus dilini ikinci devlet dili şekline dönüştürmek için çalışma çabaları ve nihayetinde uluslararası eğitim amaçlı Kırım’a yanaşan NATO gemilerini limana sokmama protestolarını organize etme gibi Rusya destekli eylemler Ukrayna ve Rusya arasında buzdağını gittikçe daha da büyüttü.

Rusya hükümeti 2004 yılında Ukrayna’da yapılan Cumurbaşkanı seçimlerinde desteklediği Viktor Yanukoviç’in seçimleri kaybettiğini gördükten sonra Turuncu devrim hükümetine karşı soğuk bir tavır aldı ve “küçük slav kardeşini” eskisi gibi “eğitemeyeceğini” görüp sert davranmaya başladı. 

İşte son günler Kırım yarımadası yine herkesin gözdesi oldu. Bir problem yaratmaya çalışıldığı zaman ya başlangıçta veya en sonunda Ukrayna sınırlarında bulunan Kırım Özerk Cuhuriyeti sanki bir “problem yumağıymış” gibi ortaya koyulmaya çalışılır. Günümüzde Kırım’da 350 bir Kırım Tatar’ın yanısıra 400 bin civarında da Rus ve ayrıca Ukrayna, Karay, Kırımçak, Gagauz, vd. halklar  oturmakta. Çok uluslu olan bu adada milli savaş yaşanması da bir kıvılcına bağlı  görünse de insanların hoşgörü içerisinde yaşamaları buna pek derin zemin hazırlamaz.

Rusya’nın askeri deniz gemilerinin orada yerleştikleri ve Ukrayna’dan Tuzla gibi limanlarını kiraladıkları ve devamlı askeri eğitimlerini burada yaptıklarını herkes tarafında bilinmekte. Yıllarca Rus Deniz Kuvvetleri burada kendi askeri eğitimlerini yapmakta ve gemilerini limanlarda tutmakta.

1997 yılında Ukrayna’nın Eski Cumhurbaşkanı Leonid Kuçma tarafından NATO ile yaptığı anlaşmaya göre Ukrayna’da her yıl askeri eğitimli amaçlı gemilerini kendi limanlarına kabul etmekte. Bu yıl Kırım’a yanaşan gemiler ise Kırım’da yaşayan halk tarafından büyük tepkilere neden oldu. çoğunlukla Ruslar’dan oluşan protestocular Kırım Parlamentosu karşında eylem yapmaya başladılar; Feodosya’ya limanlarına yanaşan gemilere karşı canlı kalkan kurup gemilerden indirilecek olan askeri eğitim malzemelerini indirme engelinde bulundular günlerce. Bunun yanısıra Kırım sanatoryumlarında (kaplıca otellerinde) yerleştirilen askerlere yemek hazırlamak boykotunda olan işçiler askerleri aşsız bıraktılar. Bu eylemleri “desteklemek” amacıyle Rusya Parlamentosu’ndan heyetler halinde gelen milletvekilleri eylemcileri destekliyor ve mitinglerde ateşli ateşli konuşmalar yapıyordu. Nihayetinde “Kırım NATO’suz” diye yerli Sevostopol ve Feodosya yerel başkanlıkları tarafından bir karar alındı ve yerli belediyeler Rusya’nın ve Bölgeler Partisi milletvekillerin desteği ile protestocuları daha da körükledi.

Evet, bunun karşında Ukrayna devleti sizce ne yapmalıydı? Tabii ki, bu durum ilk önce devletin dış güçler tarafından kışkırtıldığı ortada olduğu apaçıktı. Ukrayna gizli servisi hemen bu provokasyon oyunların sona ermesini istedi ve bu provokasyonları körükleyen dış siyasi şahısların ve özellikle Rusya Parlamentosu milletvekillerin listesini çıkardı ve Ukrayna’ya girişlerini yasakladı.

Bunun yanısıra, yeni kurulmaya çalışılan Ukrayna Parlamentosu da  NATO askerlerinin eğitim yapması için kararını ise ancak Haziran ayın  14de gündeme koyabileceğini bildirdi. Bunu durumdan yararlanan Kırım Özerk Cumhuriyetinde yaşayan Rus azınlık partileri  Kırım Tatar Meclisi şeklinde kendi “Rus Milli Meclisi” adında parlamento kurduklarını açıkladı… 700 bin kişinin haklarını savunacaklarını bildiren bu parlamento genellikle Rus sosyalist taraftarlarının ve Kırım ve BDT devletleri arasındakı ilişkide belirli rol oynayacaklarını, insan haklarının yerine getirilmesi için kilit nokta oynayacaklarını vs. bildirdiler. Tabii ki, Rusya devleti kendi soydaşlarını açıkça desteklemese de koyu milliyetçi parti lideri olan  Vladimir Jirinovskiy ve Sosyalist Parti lideri V.Züganov hemen Kırım’a gelip yerinde durum incelemi yapmak için geleceklerini bildirdi.

Bu varolan durum Ukrayna ve Rusya arasındakı ilişkileri daha alevli bir şekle sürüklüyor. Bir avuç insanın siyasi provokasyonlara uymaları bir şekilde Kırım Özer Cumhuriyetinde bulunan Rusya Deniz Kuvvetleri için de pek yararlı olmamıştır. Ukrayna Savunma Bakanı Anatoliy  Gritsenko’nun 1+1 televizyon kanalına yapmış olduğu açıklamada Rusya burada devamlı kendi eğitim tatbikatlarını yapmakta olduğunu bildirdi. “NATO askerlerinin eğitim çalışmalarında Rusya Duma’sının parmağını açıkça görüyoruz ve bu bizi üzüyor; bu durum aramızdakı ilişkiyi daha kötü ve çıkmaz duruma sokacaktır” diye açıklamalarda da bulundu.

Evet, bir yandan aynı kökleri olan iki slav halkı; dilleri bir, dinleri bir olan iki kardeş; diğer yandan ise bu iki kardeşin büyük “abi” şeklindeki tavırları ve küçük kardeşe yol vermemek çabaları her iki ülkenin gelişmesi için de büyük manevi ve maddi darbeler yaratıyor. Hele ki işin ucunda büyük aslan payı çıkarları varsa “mühür kimdeyse Süleyman odur” misali Rusya kendi için hala geçerli biliyor…

Kalın sağlıcakla. Şen olun.

_______________

* Doç. Dr.

 ÖNEMLİ NOT: Yazarımız Tudora Arnaut’un bazı yazılarının ne yazık ki izin almadan, kaynak gösterilmeden üstelik değiştirilerek aralarında bazı siyasi partilerin internet sitelerinin de bulunduğu basın yayın kuruluşlarınca yayınlandığını saptadık. Yazarımızı da son derece üzen söz konusu hırsızlığı kınıyoruz. Ayrıca eğer söz konusu yasadışı uygulamaya derhal son verilmezse Açık Gazete’nin çatısında bulunduğu Turkish Gateway Ltd haklarını yasal olarak arayacaktır…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.