UKRAYNA'DAN… Kaybolon etnik gruplar

Dünyada her yıl 50 tane küçük entik gruplar kayboluyor. Bu  etnik gruplar, birer varlık olarak varolsa da kimliklerini kaybedip küresel toplumun okyanusuna  dalıyor ve bir daha çıkamıyorlar.

Bu etnik grupların ve ayrıca da tüm milletlerin kimliklerini oluşturan en önemli etken o da kullandıkları ana dilidir.

Bu konu üzerine diğer yazılarımda sıkça değindim, fakat ne yazık ki bu elektro-kültür ortamında bir gelişme yok, tam aksine yavaşlama var.

Bugün Ukrayna’da 132 etnik grup ve millet yaşamakta. Bunların arasında yok olmakta olan ve çanları tüm dünyaya çalan Karay, Kırımçak ve de Urum Türkleridir. Bu halkların dilleri bugun ölü dillerin sınıfına giriyor. İnsanlar yaşıyor , fakat ana dillerini kullanamıyorlar. Ne yazık ki, Karay ve Kırımçak tarihi ve kültürleri üzerine çalışan bilim adamları yapmış oldukları alan araştırmasındakı sözlü halk edebiyatı örneklerini hemen rus diline çevirip orijinalini vermeden yayımlıyorlar.

Karay veya Karayimler’in aydınları, bilim adamları yaz okulları düzenleyip dillerini yeniden canlandırmaya çalışıyor, fakat bu da çok başarılı ve hemen sonuç verecek bir yol değildir. Zaten Litvanya’da yapılan bu kurslara Kırım’dan maddi durumu iyi olan ve ‘Ben Karay Türküym’ diyen katılıyor. Polonya’dan ve Litvanya’dan da aynı duygu ve düşünceyi oluşturan insanlar bu sıraları doldurmakta.  Bu sayı da parmak sayısını geçmemekte. Kırımçakların ise böyle bir okulları da yoktur.

Urum Türkleri’ne gelince, Azak Denizin etrafında oturan bu topluluk ise ancak yaşlılara şimdilik dua ediyor ve gençler onların konuşturklarına lal gibi bakıyor. Yaşlı dedeler ve nineler ana dillerinde şarkılar söylüyor ve eski günleri anlatırken, gençler de onlara rusça sorular sorup ve birkaç kelime aklılarında tutmaya çalışıyorlar. Yine de o bölgede yapılan Halk kültürü festivalleri, milliyetçi kişilerden oluşturulan halk oyun grupları Urum Türkler’inin canlılığını şimdilik az da olsa korumakta. Maalesef, bu onların bir ayağı çukurda (kuyuda).
 
Bu durumu değiştirmek için genç nesilleri yetiştirmek şart. Bu şahısların kendi anadillerini bilmeleri ve daha sonra da dillerini zenginleştirmek için Türkiye veya Türk cumhuriyetlerine gitmeleri şart. Basının  ana dilinde yayımlanması şart. Televizyon programlarında en az haftada birkaç defa da olsa  yerel televizyonların ana dilinde program yapmaları şart. Ana dilinde kitapların basılması şart. Elbet , bu şartları daha da sıralayabiliriz, fakat bu varolan gerçekleri değiştirmesi gerek.

Ukrayna’da yaşayan Gagauzlar’ın durumları sıralamış olduğumuz halkların arasında en iyi seviyededir. Gagauzlar’ın toplu yaşadıkları köy okullarında haftada 4 saat ana dilinde eğitim verilmekte ve haftada bir  saat Odesa viyatinde ‘Ana tarafım “ adlı televizyon programları yapılmakta. Tüm Ukrayna Gagauzları’na sahip çıkan “Ukraina Gagauzların Birlii” adlı Sivil Örgütü ve vilayetlerdeki daha küçük çapta Gagauz dernekleri mevcuttur. Herbir köyün folklor grupları ve köylerdeki kendi çapları ile düzenlenen halkın yaşantısını anlatan müze odaları vardır. Bir yandan baktığımızda “bunca gelişme ve faaliyet varken siz yine mi şikayet ediyorsunuz” diye de diyebilirsiniz. Ne yazık, ki isyan bayrağı çoktan kaldırılmış ve isyan sesinden rengi bile değişmiştir. Bu durum Ukrayna’da yaşayan tüm halklar için geçerliliği korumakta. Ruslar hariç. Ruslar Eski Sovyet döneminde tek eğemen halk oldukları için Rus dili diğer halkarın arasında ortak konuşma diliydi ve hala da çoğunlukla öyledir.
 
Ukrayna’ya bir yabancı geldiğinde çok çok nadir ki devlet dilini seçsin. “Rusça’yı bilirsem, o zaman Rusya ile daha iyi ilişki kurarım ve beni herkez anlar’ mantığı ile hareket eder. Halbuki devlet dili ukraynaca ve tüm resmi yazışmalar ancak ukraynaca yapılır. Ve bu yabancı şahıs daha sonra Ukrayna’ya yerleşip belki de hiç bir zaman Rusyaya gitmemiş oluyor.  Diğer yandan Ukraynalılar kendileri de aralarında hep rusça konuşur ve resmi dairelerde ise ukraynaca ancak  gerektiğinde kullanılır. Daha tam da grameri ve edebiyatı ile raina oturmayan ukraynaca dili ne yazık ki devlet olarak da tam kendi varlığını  milletine ve dünyaya duyuramamıştır.

İnsanı ayakta tutan dildir. Hangi dilde konuşuyor ve düşünüyorlasan sen artık o millete ait oluyorsun. Çok dil bilmek ise daha da aydın insan olmak demektir. Ukrayna’da azınlık statüsünde olan halklar bugun en az üç dil biliyordur-iyi derecede rusça, azçok kitap  ingilizcesi, televizyon programlarını seyredebilecek ve anlayabilecek kadar ukraynaca, ve kendi diline önem verdiği ….kadar ana dilini. Halbuki bu sıralamanın başında ada dili başta olması gerek. İnsan ana dilini bilmekle zengindir. Çünkü bunun adı bile –ana dili.

Bir firmada çalışan ve  çalışma yerinde bayağı başarılı olan bir Gagauz genci ile konuştum. Tabii ki konuşmamız iki dilde oldu- ben gagauzça konuşur arkadaşımız ise beni çat pat anladığı için rusça cevap veriyordu. Konu ana dilimize geldiğinde “ben Gagauz diline ihtiyaç duymuyorum. Hem de ben bir daha oturduğum köye dönmek niyetinde değilim. Benim işimde bana gagauz dili gerekmiyor, hatta ben Gagauz olduğumu iş yerinde söylemedim bile. Beni Rus olarak biliyorlar” diye dedi. Siyah, kömür saçlı, menekşe gözlü ve gamzeleri olan ve biraz da soluk tenli, orta boylu, konuşmasında ve harekelerinde gagauz damarı…olan kızımıza baktıkça bir Gagauz tipini görmemek elde değil. Fakat, gel gör ki o kendisini bir Rus olarak görür ve kendi dilinden, milletinden utanır. Bir kısmı açık tenli ve renkli gözlü, topluca olan, diğer kısmı ise yazdığımız tipte olan Gagauzlar rusça konuşsalar da biraz aksanla konuşurlar. Taşıdikları Gagauz kimlikleri dialog içerisinde ise hemen ortaya çıkmakta.

Zaten bu açıklama tüm Ukrayna’da ve Eski Sovyetlerde oturan halklar için geçerlidir. Sovyet Birliğinin politikası buydu zaten – herkezi rusça öğretmek ve “insan” olmak, kendi kimliklerini yok etmek  için ana dillerini unutturmak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.