UKRAYNA’DAN… Tarsus’a selam

Türkiye’nin birçok yerlerini görmek ve yakından tanımak, daha sonra da öğrendiklerimi Ukraynadakı talebelerimle paylaşmak beni her zaman çok heyecanlandırmış ve mutlu etmiştir. Bir ülkenin dilini öğrenerek o ülkeyi sıkça ziyaret etmek ve onun kültürünü , yaşama tarzını, dilini hissederek yaşamak, bir eğitimci için son derece önemli bir durumdur. Hele ki, köklerimizin aynı olması bir ulu çinar ağacının dalları gibi kendimizi bu kültürün, varlığının bir parçası olarak bilmek ise Gagauz olan bana çok gurur vericidir.

18-22 Eylül 2006 tarihleri arasında Tarsus Belediyesi tarafından  geleneksel düzenlenen “5 Uluslararası Karacaoğlan Şiir Şöleni” için Tarsus’a davetliydim. Orada  şair ve bilim adamı sıfatı ile  Gagauzlar’ı ve ülkemi temsil edecektim. Tabii ki yola çıkmak için tüm hazırlıkları yapıp biletimi alıp uçağa atladım  ve daha sonra İstanbul- Tarsus otobüsü ile Tarsus’a yola çıktım. Bu gizemli şehire vardığımızda şafak söküyordu, uzaktan gözüken Toros dağları arkasından uyanan gün tüm masalımsı görünüşü ile bu şehirle bizi tanıştırmaya hazırlanıyordu. Geçmişi 800 yıl öncesine kadar dayanan Tarsus’a yakınlaştığımızda ilk girişimiz Kleoparta kapısı ile tanışmamızla başladı. Bu kapı hakkında Mısır’ın ünlü kraliçesi Kleopatranın sevgilisi Romalı General Antonyus ile Tarsus’ta buluşmak üzere geldiklerinde, o zamanın limanı olan Gözlü Kule’de büyük bir törenle karşılanmışlar ve Deniz Kapısından şehre geldiği söylenir.

Bir şehre girerken tıpkı bir kimsenin evini ziyaret etmiş oluyorsun ve ilk gözüne çarpan tabii ki, ilk ayak bastığın yer oluyor. İşte Tarsus’ta da bu yer ototermineldir. Son derece modern, büyüklüğü ve titizliği ile dikkat çeken bu terminelde insanların cana yakınlığı ve yardımseverliği çok mutlu verici bir durum. Bu şenlik için hazırlanan afişler ototerminelin birkaç gözde olan yerlerinde asılıydı. Ben, bu şölenden sorumlu olan ve  yardımseverliği ile herkesin kalbini kazanan eğitimci, Tarsus Belediyesi’nin Kültür ve Turizm İşlerinden Sorumlu Kudret Ünal beyi aradığımda bana terminelde bulunan Zabıta’nın yanına gidip ismimi bildirmemi söyledi. Benim ismimi duyan memurlar tıpkı bir gagauz ayle geleneklerine göre çay ikramında ve hal hatır sorma ile konuya girdiler, daha sonra da bu şehrin en iyi oteli olan Mersin otele belediye arabası ile yolcu ettiler. Kudret bey otelde herkesi karşıladı ve bir baba şefkatile tüm etkinlik boyunca ilgilendi, kendisine de buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

Dört gün dolu dolu geçen şölenin birinci gününde Tarsus şairleri halkın karşısında kendi şiirlerini okudu . Bu şairlerin eserleri Tarsus Belediyesi tarafından “Tarsus Şairleri” adlı antolojide yer aldığı gibi, şairlerin kendi yapıtları da kendileri tarafından katılımcılara dağıtıldı.

Birçok zaman “zamana ayak uydurmak” babında yapılan etkinliklerde  büyük paralar yatırılarak bir pop sanatçısını davet edip halkın beğenisini kazanmlaya çalışan illerimiz vardır. Fakat, ülke dışından gelen katılımcıların davet edilmesi ile ilgilenen ve Tarsus Belediyesine büyük katkılarda bulunan Türk Dil Kurumu’nda hizmet veren bilim adamı Nail Tan’ın da açılış konuşmasında belirttiği gibi, Tarsus Belediye Başkanı sayın Burhanettin Kocamaz bu şenliği organize ederken pop starlarına harcayacağı parayı Türk dünyasından davet edilen bilim adamları ve şairlerine yatırım yaptı ve kendi şehrini tanıtmak için yıllarca kolları sıvadı. Ayrıca , halkın duygu ve ilgisini çekmek için  ülkenin önde gelen aşıklarını da davet edilmişti. Birinci gün ancak Tarsus’ta yetişen aşıklara ayrılan akşamda sazlar Tarsuslular’ın  beğenisini topladı ve  geç saatlere kadar yapılan aşık atışmalarında aşıklara ayaklar verildi, aşık ustalar da aralarında hünerlerini sergileyip seyircileri çoşturdu.

Şölenin ikinci gününde “Doğumunun 400.yılında Uluslararası Karacaoğlan Sempozyumu” adında yapılan sempozyumda yer alan bilim adamları Karacağolan ile bağlı olan bildiriler sundular. Bu etkinlikte  Türkiye’den Türk halk edebiyatının temel taşlarından biri olan , bilim adamı Prof.Dr. Saim Sakaoğlu’nun yanısıra  Prof.Dr.Ali Berat Alptekin, Doç.Dr.Bayram Durbilmez, (Prof.Dr.h.c.) Nail Tan, (Prof.Dr.h.c.) Hayrettin İvgin, Ahmet Özdemir, Feyaaz Sağlam, Şeref Taşlova, Yard.Doç. Dr. Bülent Arı, Etem Çalışkan, Yard. Doç.Dr. Nilgün Çıblak katıldlar. Türkiye dışından ise Doş.Dr. İsmet Zaatov (Ukrayna- Kırım Özerk Cumhuriyeti), Doç. Dr. Tudora Arnaut  (Gagauz Yeri Otonom Bölgesi), Doç.Dr.Tahir Kahar (Özbekistan), Doç.Dr. Makbule Muharremova (Azerbaycan), Doç.Dr.Nezaket Hüseyinkızı (Azerbaycan), Doç.dr. Tamilla Alieva (Azerbaycan), Doç.Dr. İrina Driga (Ukrayna), Doç. Dr.Galibe Haciyeva (Nahçıvan Özerk Cuhuriyeti) katılımcılar bildiri sundular.

Üçüncü akşam Türkiye’nin önde gelen şairleri yer aldı, dördüncü akşam ise Türkiye dışından gelen şairler kendi yapıtlarından birer örnek okudular. Sunulan şiirlerin birçoğu  ya bu etkinlik sürec içerisinde etki altında kalındığı esnada yazılan şiirlerdi veya daha önce  Karacaoğlan , Tarsusla ilgili yazılan şiirlerdi.

Tarsus’a geldiğimiz gün Tarsus Belediye Başkanı sayın Burhanettin Kocamaz bizi makamında karşıladı. Kendisi Tarsus’lu olan sayın Kocamaz bu antik şehirle ilgili müsafirlere bilgi verip herkese Tarsus’u tanıtan yapıtlar hedi etti.

Tarsus’ta kaldığımız sürece birçok tarihi ve turistik yerlerini görme olanağım oldu. Eshâb-ı Kehf, Mencik Baba (Zaviyesi ve Türbesi), Ulu Cami (Camî-i Nur), Eski Cami, Kırkkaşık Bedestesi, Namruh Kalesi (Çamlıyayla Kalesi), Bilâl-i Habeş Mescidi, Altından Geçme (Roma Hamamı), Bac Köprüsü, Aziz Paulus Kuyusu ve Aziz Pavlus Müzesi, antik Yol, Şelâle Roma Kaya Mezarlığı, Şehmaran efsanesi heykeli, Kleopatra Kapısı, Kuvvâ-i Milliye Parkı, Osmanlı Parkı ve Müzesi, Çanakkale Zaferi Kültür Parkı ve Nusran Gemisi Mizesi, Tarsus Şelâlesi Piknik alanı, Kültür ve sanat sokağı, 75.Yıl Gisteri Merkezi, Bilge Kağan Anıtı, Adile Hala Anıtı, Eshâbı Kehf Anıtı, Osman Gazi heykeli, Hacı Bektaş-ı Veli heykeli vd. tarihi ve kültürel yerleri gezerken içimden sayın Burhanettin Kocamaz’a şunları söylemek geldi: “Ne mutlu Tarsuslular’a ki sizin gibi bir Başkanları var! Ne mutlu sizleri ki, böyle bir tarihi şehre sahipsiniz ve buradakı halkla onu yıl yıldan daha da güzel, bakımlı hale getiriyorsunuz!”

Bu yazımı tamamlarken Eshâb-ı Kehf hakkında bilgi ve Tarsus için yazdığım şiirle tamamlamayı uygun gördüm.

Dünyânın çok yerinde makamı bulunan “Yedi Uyurlar” inanışının merkezi Tarsus’takı Eshâb-ı Kehf Mağarasıdır. Eshâb-ı Kehf, mağara arkadaşları manasına gelmektedir.Tarsus eşrâfından yedi îmanlı genç ve bir köpeği ile birlikte sığındıpı bu mağara, devrin putperest kralının zulmüne karşı direnişin timsali olmuştur. Kur’an-ı Kerim’in Kehf Süresinde geçen kıssaya göre; Yemliha, Debernüs, Kefeştatayyus, Mekselina, Mernüs, Mıslîna, Şazenuş ve köpekleri Kıtmîr bu mağarada 309 yıl uyumuşlardır. Uyandıkları vakit Yemlîha’nın ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyle Tarsus’a gönderilmesi neticesinde hadise ortaya çıkmıştır. Mağara, Tarsus’un kuzeybatısında 14 km.mesafede, Dedeler köyü yakınında bulunmaktadır. Ayrıca bu yürede anlatılan bir efsaneye göre Karacaoğlan,  Eshâb-ı Kehf Mağarasına  girmiş bir daha çıkmamıştır.Bu itibarla Karacaoğlan’ın gerçek mezarının nerede olduğu bilinmemektedir.

Tarsus’a selam.
Güneş uaynardı yorgun uykudan
Pencereme şavku urardı sessiz,
Sanki kurtulmaa savaşardı kuytudan,
Tarsus’a getirerdi Karacaoğlan beni.

Kleopatra kapusu açıktı geriyadan,
“sefa geldiniz” lafları büülerdi heptän
Bırda taa yazdı, bizde serinnerdi,
Tarsus’a getirerdi Karacaoğlan beni.

Kasaba Başkanı halis bir ev saabisi
Çıkmış sahip cetlerin kutsal ruhuna!
Büüledi cancaazımı Çanakkale gemi müzesi
Tarsus’a getirerdi Karacaoğlan beni.

Her avşam gecäyi büüledi aşıklar
Türkçemin sesi gül açtı yüzlerdä,
Sizä selam yolladı Gagauzlar!
Tarsus’a baaladı Karacaoğlan beni!
19.09.2006.

Kalın sağlıcakla. Şen olun!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.