UKRAYNA’DAN… Yazarlar Birliği Türk edebiyatına kucak açtı

Bir kültürün temsilcisi olmak, onu diğer kürtürün içerisinde tanıtmak ve devamlı bu doğrultuda içtenlikle çalışmak çok zevkli ve aynı zamanda da zordur. Bu yolu tutan insanlar kendi hayatlarına buna adar ve kendilerinden ziyade onlardan sonra kalacak olan yapıtlara  önem verirler.

Ukrayna’da türkolojinin gelişmesi çeşitli inişli, çıkışlı dönemlere göre farklı şekillerde devam etti. 1928 yıllarında “Türkoloji Bölümü” kurulurken kendi çalışmaları ile P.Tıçina, T.Grunin, O.Gladstern, ( bu bilim adamı F.Köprülü ile de uzun zaman yazışmalar yapmış), Osman Akçokraklı, Yakup Kemal vd.büyük hizmetleri ile anılmaya başlandılar. İnişli ve en acı dönemlerden Stalin dönemi adlandırdığımız bu süreç ne  yazık ki, çeşitli rejim baskıları ve kurşuna dizilmeleri  ile tanınır. Malesef bu  çalışmalar 1933 yılında devlet tarafından kurulan bir komisyon kararı ile durdurulur, 1934 yılında ise Şarkıyat Merkezi kapatılır. Bu uzun suskunluk 1960 yıllarına kadar devam eder. Ancak  bu yıllardan itibaren Türkoloji çalışmaları yeniden hız kazanır.Başta Tatar asıllı  Prof..Dr.A.Kırımskıy olmak üzere Prof.Dr.A.Aybatulin, Prof.Dr.O.Gargavets, Prof.Dr.O.Pritsak, Prof.Dr.İ.Çernikov, Prof.Dr.G.Halimonenko, Prof.Dr.Yar.Daşkeviç, Prof.Dr.Ostapçuk, Dr. V.Buşakov vd. gibi bilim adamları tarafından çanlandırılır.

Daha sonra bu çalışmaları 1995 yılında Prof.Dr.G.Halimonenko’nun girişimleri ile Ukrayna’nın önde gelen  Taras Sevcenko Kiev Devlet üniveristesi’nde Şarkıyt Bölümün kurulması takip eder.

Ukrayna Türkiye’ye karşı her zaman çok sıcak ve dost bir ülke gözüyle bakmakta. Perestroykadan sonra Ukrayna-Türkiye dostluk, kültür, tarih içerikli çeşirtli başlıklar altında derneklerin kurulması bu dostluğun gerçekçiliğini daha da pekiştirdi. Son yıllarda ise Ukrayna-Türkiye İş adamları derneğinin kurulmasıyla birçok alanda yeni iş alanlarının açılmasına ve birçok türk ticaret, inşaat sektirünün zemin hazırlamasına destek oldu. Fakat, bu konuyu başka bir yazımızda yazmayı planlıyorum.
Belirttiğim gibi Türkoloji veTürk kültür varlığının yaygınlığı burada güngünden daha da artmakta. Türkolojinin gelişmesi ile doğal olarak türk biliminin, kültür derneklerin, kuruluşların ilgisi de arttı.

2005 yılın Mayıs ayında  Taras Şevcenko Kiev Devlet üniveristesi Edebiyat Enstitüsünde ilk defa KIBATEK (Kıbrıs Balkanlar avrasya Edebiyatları Kurumu ) X. Uluslararası KIBATEK Edebiyat Şöleni adlı  sempozyum gerçekleştirdi. Bu sempozyumun gerşekleşmesinde büyük katkısı olan Univeristenin Türkoloji Bölümünün yanısıra T.C.Kiev Büyükelçiliği ve Ukrayna Yazarlar Birliği olmuştu.

Belirtmeliyim ki, Türk bilim adamları ve yazarların yanısıra ilk defa KKTC bilim adamları ve aydınları büyük bir heyetle bu ülkenin konukları oldu.

Bu çalışmaların yanısıra Türk edebiyatının tanınması için çeviriler yapılmaya başlandı. İsmail Bozkurt’un “Bir gün belki” romanı rus diline çevirilirken, Metin Turan’ın “Suları ıslatan Mecnun” adlı eseri Ukrayna diline tercüme edildi ve hemen kendi okuycusunu buldu. Taras Şevcenko Kiev Devlet üniveristesi’ni ziyaret eden dünyaca ünlü yazar Orhan Pamuk’un “Kar” adlı romanı da Ukrayna diline çevirildi ve bu yazarın eserleri üzerine  Taras Şevcenko Kiev Devlet üniveristesi Türkoloji Bölümü öğretim üyesi Anna Rog doktora çalışmasını yaptı.Ayrıca “Bir gün belki” adlı roman da iki master öğrencisi tarafından master çalışması olarak  işlendi ve master mezunıyet tezi şeklinde savunuldu. Şuan ise Suna Atun ve Bület Fevzioğlu’nun hazırlamış oldukları Kıbrıs Türk destanlarından seçilen  16 destan benim ve Master öğrencim Kate Şport tarafından Ukrayna diline tercüme edildi ve M.Vasilenko tarafından da edebi uyarlamalar sonucunda baskı haline getirildi.

Akademik çalışmalarınun yanısıra Ukrayna-Türkiye ilişkileri Ukrayna Yazarlar Birliği’ne de taşındı. Yıllarca bu arzu ancak yazarların kalplerinde kalmış ve bir şekilde bir acı, korku dolu düğüm gibi çözülememişti. Yazarlar arasındakı kişisel ilişkiler dil farklılıkları üzünden ve tercüman eksikliğinden dolayı olsa gerek pek ileri büyutlara taşınmamıştı. Sovyet zamanında rejimin göstermiş olduğu eserler türkçeden ukrayan diline tercüme edilmiş, fakat bunlar yetersiz kamıştı, çünkü bazı eserler ne yazık ki rus dilinden tercüme edilmişti.

2006 yılının Mart ayında Ukrayna Yazarlar Birliği KIBATEK Vakfi ile bir anlaşma imzalamaya karar verdi. Bu anlaşma ilk önce Belorusya ve Ukrayna Yazarlar Birliği arasında imzalandı. “Sınırsız edebiyat” adında bu anlaşma siyaseti, ticareti ve dikte edilen idiolojileri katmadan ancak o milletin edebiyat ve kültür zenginliklerini tanımak ve karşılıklı tanıtmak amacıyle kurulan bir birliğin oluşumuydu.

Hatırlarım , bu Birliği’nin kurulması hakkında Yazarlar Birliği Başkan Yardımcısı Mıhaylo Vasılenko’dan duyduğumda çok heyecanlandım ve hemen yıllarca kalbimde sır gibi taşıdığım arzumu kendisine bildirmek istedim. Kendisine nasıl söyleyeceğimi de tam karar vermemişken sayın Vasılenko bana: “Tudora hanım, sanırım bana söylemek istediğinizi ben şimdiden destekliyorum ve Ukraya Yazarlar Birliği Başkan’ına da iletirim, ama ilk önce siz bana arzunuzu söyleyin”diye bana umit verdi. Benim ise Türkiye’de master yaptığım yıllarda Ukrayna Edebiya’tının Türkiye’de ve Türk Edebiyatının da Ukrayna’da yeterince tanınmamasından kaygılarım ve bunun eksikliği altında zorluk çekmemdi. Bunun kişisel ilikşiler boyutundan ziyade daha çok kurumlar arasında olmasını ve meyvelerin daha da çok olmasıydı arzumdu. Bu fikrimi kendisine bir solukta anlatıp tam gözlerimin içine bakıyordu. “Tamam, bu Birliği mutlaka kurmamız gerek ve ilk adım atıldı, şimdi 70 yıl içerisinde devletlerin yapamadığını biz yaparız”dedi. “Ben Başkan’la konuşur size haftaya fikrimizi bildiririm” diye de sözleri ile bana az da olsa ümit verdi.

Birkaç gün sonra beni aradı ve “biz hazırız” dedi. Benim içimde ise bir heyecan kalbimden  fırlayacaktı sanki…  2006 yılının Mart ayında  KIBATEK Başkanı İsmail Bozkurt Kiev’e geldi ve protokol anlaşması yapıldı. Fakat, bu ancak başlangıçtı. Nisan ayında bu çalışmalar hız kazandı ve asıl arzum gerçekleşti. Ukrayna Yazarlar Birliği ve Türkiye Edebiyatçılar Derneği arasında da protokol anlaşmasına imza atıldı. Türkiye Edebiyatçılar Derneği temsiler Yönetim Kurulu üyesi Metin Turan imzayı atarken yılların içerisindeki kapalı demir kapılar yazarların sağduyuları ve Ukrayna’da demokratik aşama adım atmasıyle kaldırıldı. “Sınırsız edebiyat” Birliği Polonya, Romanya ve Bulgaristanı da kendi üyeliğine aldı.

Bu bir yıl içerisinde Ukrayna’nın en fazla okunan gazetesi “Literaturna Ukraina” sayfalarında defalarca türk çağdaş edebiyatından örnekler yer aldı. Bu hafta ise Kıbrıs Türk Edebiyatı hakkında tam bir sayfaya yakın edebiyat tarihi, şairlerin eserlerinden örnekler ve KIBATEK hakkında bilgi yer aldı.

Kiev’e gelen  Türkiye Edebiyatçılar Derneği Yönetim Kurulu üyesi yazar, edebiyat eleştirmeni Alper Akçam’ın Kiev ile yazdığı “Kiev’de aşk” adlı öyküsü ise gazetenin diğer sayfasında yer alacaktır.

2006 yılın 14-17 Temmuz  arasında ise İstanbul adalarında gerçekleşen  3.Ulusrararası İstanbul Adalar Kültür ve Sanat festivali planlanmakta. Festival Komite Başkanı Türkiye Edebiyatçılar Derneği Başkanı Gökhan Cengizhan Ukrayna Yazarlar Birliği Volodımir Yavorivskiy, Belorusya Yazarlar Birliği Başkanı Aleks Paşkeviç’i ve KIBATEK Ukrayna temsilcisi olan beni bu etkilikte yer almamızı ve “Çok kültürlülük ve kültürlerarası uyam” adlı etkinlikte birer bildiri ile katılmamızı uygun gördü. Sanırım bu etkinlikte bundan sonra anlatılacak çok şey vardır…

Tren yerinden kıpırdadı ve hızını aldıkça çalışmaların da artığını gördükçe insan kendi içinde şöyle düşünür: “uzakta Türk olmak zor derler, ama kendi kültürü, edebiyatını tanıttıkça ve  insanların ellerinde metroda, otobüste, talebelerin üniversitede, yazarların edebiyat toplantılarında bir Türk yazarın eserini Ukrayna diline çevirilmiş şekliyle okunduğunu, tartışıldığını gördükçe insan çok  mutlu oluyor ve kendini başka halkın kültürü ile daha bir adım yakınlaştığını hissediyor.

Sevgili okurlarım, bu etkinliğinin sonuçlarını döndükten sonra sizlerle paylaşırım. Kalın saalıcakla, şen olun!

_______________

* Doç. Dr.

 ÖNEMLİ NOT: Yazarımız Tudora Arnaut’un bazı yazılarının ne yazık ki izin almadan, kaynak gösterilmeden üstelik değiştirilerek aralarında bazı siyasi partilerin internet sitelerinin de bulunduğu basın yayın kuruluşlarınca yayınlandığını saptadık. Yazarımızı da son derece üzen söz konusu hırsızlığı kınıyoruz. Ayrıca eğer söz konusu yasadışı uygulamaya derhal son verilmezse Açık Gazete’nin çatısında bulunduğu Turkish Gateway Ltd haklarını yasal olarak arayacaktır…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

9 − four =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.