Uçların tahriki…

Erbakan Hoca iktidarını yerle bir eden güç, bir elin parmaklarından az sayıdaki milletvekili, Belediye başkanı, ya da partiliydi.
Erbakan’ı kandıranlar da yakın çevresine üşüşmüş bazı aklıevvellerdi.
Çevresinde konuçlananlar Erbakan’ın Kıblesini şaşırttılar.
Herkes Batıya giderken, Erbakan Hocayı önce pusulasını bozupyönünü saptırdılar, sonra belki de Almanya’ya gidiyoruz deyip Libya Lideri Kaddafi’nin çadırına taşıdılar.
Üstelik  Kaddafi’nin“hakaret”ini bile farketmediler, bedevi çadırında Kaddafi’nin ne idüğü belirsiz söylemine karşı “Yarabbi şükür” çektiler.
Ne oldu sonra?
Erbakan Hoca ve yakın çevresi rehavete kapıldı.
Bir kaç kişinin, yani uçlardaki  ikibuçuk siyasetcinin tahrikinden birşey olmaz deyip işi ciddiye almadı.
Tabii bir süre sonra da, İslam’i devleti referans kabul eden, geçmişi gölgeli bir avuç politikacıya hakim olamadı Erbakan.
Yüzlerce belediye başkanından bir ikisi uçlardaydı.
Onlarca milletvekilinden ise bir kaçı.
 Ama önemsenmeyen uçlardaki ikibuçuk siyasetci, Erbakan Hocanın geleceğini hazırladı.
Yani Erbakan Hoca Efendi Hazretleri “uçtaki adamlar”  yüzünden, onları zapt-ı rapta alamadığından kendisi tepetaklat gitti.
Bunları neden hatırlattım.
İktidara gelmek çok iyidir.
Çoğunlukla gelmek daha iyidir.
Üstelik AKP gibi, iki kişiden birinin oyunu alıp, devletin en önemli üç noktasında oturmak da iyidir.
Ama bu çoğunluğun gücüne güvenenler, bir avuç azınlığın, ikibuçuk siyasetci ve kendini bilmezin, uçlarda gezinen bir iki yobazın hakkından gelmezlerse ne olur?
Yani bunların ileride çıkaracakları çatlak sesleri önlemezlerse…
Uçlardaki ne idüğü bilinmeyen bazı meccupların, dine yönelik sivriliklerini engelleyemezlerse ne olur?
Erbakan ve Partisi gibi bunların da gelecekleri risk altında demektir.
Dikkatimizi çeken durumlar yok mu?
Var tabii…
Erken seçimlerden sonra ezan seslerinin desibeli arttırılıyorsa..
Her zaman duyulan selanın, normalinden fazla uzatılması yoluna gidiliyorsa…
Cuma namazları, içi boş camiler yerine mescitlerde kılınıp, cemaat sokaklara taşıyorsa ve bu İslami şart “şov” noktasına taşınma eğilimi gösteriyorsa.
İçkili yer açımında ruhsat verilmesinde zorluk çıkarılıyorsa…
Başıkapalıların veya türbanlıların, laik yani başı açıklara fırlatttıkları nazarlar (bakışlar) dikkat çekecek noktaya geliyorsa…
Bu “geliyorum” diyen ayrışmanın ipuçlarını gösteriyor demektir.
Tabii, Erbakan döneminde  şeriat isteyen ve laikleri hedef alan Şevket Yılmaz gibi geçmişi gölgeli siyasetcilere benzeyen bir kaç  AKP’li aynı tür hata ve yanlışı tekrarlama teşebbüsü olursa sonucu  siz tahmin edin.
Sadece çok basit ve en son gözlemimi aktarayım:
Ünlü şekerlemeci Hacı Bekir’in adını duymayanımız yoktuır sanırım.
Bir satış şubesini altı ay önce Hoşdere Sokağın başında açtı Haci Bekir’in torunları…
Ya da mahdumları…
Kaçıncı kuşaktır bilmem.
Ama Çankaya Köşküne tam beş yüz metre mesafade…
Malum ünlü şekercimiz Osmanlı Döneminden bu yana üretimini devam ettiriyor.
1777’den beri yani.
Tamı tamına 230 yıllık maziye sahip.
Hacı Bekir dükkanının kapısının önünde, erken seçimlerden önce sadece “1777’denberi “ yazısı dikkat çekiyordu.
Seçimler oldu.
AK Parti yüzde 47 ile iktidara geldi.
İkinci Erdoğan Dönemi başladı.
Hatta Çankaya Gül’lendi.
Hacıbekir’de de değişiklik dikkatimizi çekti.
Merhun Hacibekir’in Osmanlı dönemi sarıklı halini tasvir eden gravürü, dükkanın en görünür yerine asıldı.
Sarık da sarık hani…


ÖNEMLİ NOT: Meramımı anlatmak için yazımı ne kadar uzattığımı görüyorsunuz.
Oysa iyi bir yazar, kısa yazı ile ne demek istediğini anlatan insandır.
Özetle hala büyük yazar olamadım gitti.
Üstelik hala küçük harflerle yazıyorum…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here