Ulus devlet

PAYLAŞ

Günümüzün yıkıcı sonuçlarına sebep olan ulus devlet, nasıl ortaya çıktığını hiç merak ettiniz mi? Neden ‘toplum sözleşmesi’ bu kadar önemli oldu?


Sorular sorular, kişinin günlük yaşayışını belirliyor! Soru sormadan her şeyi kabul edip kaderdir diyenler daha mutlu, çünkü başına gelenler hep başka güçlerin işleri olduğunu düşünür. Felaketlerin en büyüğünü insanlığa yaşatan ulus devlet, günümüzde eski gücünü kaybetmiş, yeni biçimlere doğru dönmektedir. Global politikaların günlük yaşantımıza hakim olması ile birlikte, ulus devlet sınırları da kalkmakta, yeni sınırların oluşmasına doğru gidilmektedir.


Günümüzde devam eden ulus devlet savaşları da verilmektedir. Bunu sol adına yapanlar dahi gözükmektedir. Dünyanın değişimini teorik olarak kabul edenler hala değişimin farkında dahi değiller.


Ulus devlet tüm yıkıcılığı ile tarih sahnesinde yerini alırken, yerine gelen ve gelmekte olan sistem daha mı kanlı bir gelecek hazırlıyor bizlere?


Yoksa refah mı?


Bize neler sunuyor?


Şu anda gözle görülür, elle tutulur bir olumlu gelecek sunmadı, sadece ‘enseleri karartmayalım, güzel günler gelecek!’ söylemi önümde durmaktadır. Elbette, karanlık dönemlerin sonunda güzel günler gelecek! Bu güzel günlerin uzunluğu ne kadar olacak orası belli değil!


İkinci dünya savaşı sonrası insanlık hızlı bir gelişim ile karşı karşıya kaldı, göreceli olarak geçmiş yüzyıllardan daha iyi ve daha demokratik ve de huzurlu günlerini yaşadı. Şimdi o güzel çikolata günleri sona ermiş ya da ermekte olduğunu hissetmekteyiz!


Yeni bir çalkantılı bir döneme giriyoruz ya da girdik! Bu dönemde kimler ayakta kalacak, kimler tarih sahnesindeki yerlerini alacak?


Ulus devlet başlarda sermaye birikimi için gerekliydi. Gerekli sermaye birikimi yapan kapitalistler, yeni sömürgelerini daha iyi kontrol edebilmeleri için kendi ideolojilerini ve örgütlenme yapılarını diğer ülkelere ihraç etti ve etmeye devam ediyorlar!


Doğal sürecini yaşayamayan üçüncü dünya ülkeleri ise bu dışarıdan gelen baskılara daha fazla dayanamadan, ne olduğu belli olmayan değişimler yaşadı. Bu değişimler geçmiş kültürlerini içinde barındırmıyordu. Renksizdi! Kültür şoku yaşamaktaydı. Bir anda milyonlarca ifade edilen metropol şehirler kurulmuştu. Gerçi onlara şehir denmez, büyük köyler! Bu büyük köyler kendi kültürünü ortaya çıkaramadı. Yağma ve kapkaç toplumun her bir hücresine işledi. Bu kültür, ne geçmişin izini taşıyordu, ne de yaşanan dünyanın!


Farklı bir doku almıştı. Bu doku değişimi içinde barındırıyor, fakat yıkıcı bir durumda sergilemeye devam ediyordu. İşsizlik tüm toplumun yıkıcı atardamarı olmuştu, işsizlik toplum içinde kaba gücün çekim noktası yapmasını da beraberinde getiriyordu. Kısa yoldan köşe dönmeler, kısa yolda refaha kavuşma hayalleri tüm toplumu sarıyordu.


Ekonomik kriz içinde olanların şans oyunlarına dönmeleri tesadüfî değildir! Görülmeyen güçlerden medet ummalar yeni tarikatların oluşması kaçınılmazdı. Bu yeni tarikatlar, üyelerine verdikleri refah kadar gelişebiliyorlar. Dini bir görüm sergilemelerine rağmen, esas itibari ile dini değildirler.


Ülkemizdeki yeşil sermayenin oluşumu incelendiğinde bu gerçek ile karşı karşıya kalacağımızı görebiliriz!


İşsizlik doğal olarak sanayi toplumlarına doğru göçü hızlandırdı. Şimdi dünyada kontrol edilemeyen bir göç dalgası olmaktadır. Göç dalgası elbette kontrol edilmeyen kara parayı da yanında taşımaktadır. Global dünya politikaları kendi ideolojilerini tüm dünyaya uygularken, yunan demokrasideki gibi, sadece efendilerin söz hakkı olacağı düşünülmüştü. Kölelerin ve hizmetlilerin söz hakkı olmayacaktı.


Efendiler, kendi yeni kölelerine bunu kabul ettirmek için dünyanın her yerine açık ya da gizli bir şekilde müdahale etmektedir. İşçi sınıfını ve onun ideolojisini kapkaç kültürü ile izole ederek, günlük yaşamdan uzaklaştırmayı başarmıştır. Sol kendisini hala ulus devlet sınırları içinde tanımlamaya devem ediyor, kısaca geçmişinden daha geri bir konuma düşmüş durumdadır.


Sol evrenseldir. İdeolojisi evrenseldir. Duruşu ve mücadele alanı tüm dünya olması gerekirken, günlük tartışmalar içinde nerede ne diyeceğini şaşırmış şekilde gelişmeleri izlemekle yetinmektedir. Gelişen teknolojiye yabancıdır. Üreten kendisi olmasına rağmen, kendi amaçları doğrultusunda kullanmaktan şimdilik yoksun durumdadır.


Gerekli sermaye birikimi yapan kapitalizm ise, ulus devleti parçalamaya devam etmektedir. Ulus devleti ne zaman çıktı ve ne zaman ömrünü tamamlıyor? Sorular sorulmaya başladın mı, adımlar da atılmaya başlanmış demektir!
_____________
http://www.cemoezkan.de

CEVAP VER