Umut tükenmez

Umut tükenmez

0
PAYLAŞ

Umut tükenmez: kendini kapıp koyuvermeyen insan için her zaman umut vardır. Umutsuzlar iyiliği kendilerinden değil başkalarından bekleyen kimselerdir. Yaşamı her an yeniden yaratmayı yani kendini durmadan geliştirmeyi göze almış insan için umut istemediğimiz kadardır. Yaşamın karşımıza çıkardığı güçlükleri gözümüzde büyüterek çeşitli olumsuzluk kuramları türetmek kolaya kaçmaktır. Aristoteles “Umut uyanmış insanın düşüdür” diyordu. İnsanlar genelde derin uykudaymış gibi yaşıyorlar. Çarklar her zamanki gibi dönsün, olağanüstü bir şeyler olmasın, durduk yerde sorun çıkmasın, musluk bozulmasın, oğlanın karnı ağrımasın, kız bunalıma girmesin, kaynana söylenmeye başlamasın, komşu sinsilik etmesin korkularıyla yaşamak umudu öldürüyor. Yaşam varsa, yaşam şöyle böyle değil de gerçekten varsa umut da vardır. Dünyaya iyimser bakanlar umudu içlerinde her zaman yardıma hazır bir dost gibi duyarlar. Kötümser için umut şu berbat dünyada karşılığı olmayan bir düşten başka bir şey değildir.
Çaresiz kalmak diye bir şey yok mu? Hem var hem yok. Bir ya da birçok konuda çaresiz kalabilirsiniz, ama yaşam tükenmiş değildir. Ovidius şöyle der: “İnsanı kendini asmaktan koruyan şey umuttur.” Kim bilir umutsuzlukla kaç kişi kendini asmıştır. Mantık şöyle bir mantıktır: çıkış yolu kalmadığında yaşamanın bir anlamı yoktur. Çıkış yolu her zaman vardır, bireyler için de toplumlar için de vardır. Bir kapı kapanır bir kapı açılır. Gün gelir insan geçmişteki çaresizliklerini anımsarken acı acı gülmekten kendini alamaz. Kaldı ki yaşam çaresizlikleriyle bile güzeldir. Güneşin kocaman bir gül gibi doğuşunu, akşamın her şeyi koyu renk bir tülle örtüşünü, henüz arsız edilmemiş bir çocuğun melek gibi gülüşünü, denizin nice serüvenleri anımsatan kükreyişini düşündüğünüzde kendinizi çaresiz duyamazsınız. Fırından yeni çıkmış bir ekmeğin kokusunu, Shakespeare’in sonelerini, Descartes’ın yöntem kavrayışını, Spinoza’nın o güzelim ahlak anlayışını, Galileo Galilei’yi Newton’a bağlayan güzelliği, bir dosttan gelen haberin sıcaklığını, insanlığın ne büyük serüvenlerden geçerek bugüne geldiğini düşündüğünüzde kendinizi çaresiz duyamazsınız.
Gerçek insan soluk aldığı sürece umutlu olacaktır. Umut bize yeni yollar aramanın yeni yollar bulmanın olanaklarını sağlar. Her gerçek insanın bilinci yaşam sürdükçe umut yani tasarı üretir. Umut üretmeyi yalan üretmekle karıştırmayalım. Kendini kandırmak umutlu olmaktan çok daha başka bir şeydir. Boş umutlar yaratmak konusunda tembellerin özel bir ustalığı vardır. Bir tembel tam anlamında bir umutsuzluk üreticisi değilse çok güzel boş umutlar üreten bir sözde iyimserdir. Kötü şeylere gözümüzü dikmiş olmayalım da varsın umutlarımız bir yanıyla da düş olsun. Onun bunun zararına yaşamlarını sürdüren insanlar umutlu olsalar ne olur umutsuz olsalar ne olur. Yaşamak bize anlamsız gelmiyorsa umutlu olmanın sağlam yollarını da aramak zorundayız. Her zaman her durumda her koşulda umut kanallarını canımızı dişimize takarak açmak zorundayız. Yalnız kendimiz için değil yakınlarımız için ve giderek bütün bir toplum ve bütün bir insanlık için yapmalıyız bunu.
Yenilmedim diyebilmek kadar güzel bir şey var mı? Üstünde en küçük bir leke olmayan insanın dinginliğini düşünün. Hep doğru yollardan gitmiştir, nice engelle karşılaşmıştır, nice çirkinliklerle yüzyüze gelmiştir, en yakın dostu bildiği insanların hainliklerini görmüştür, o hain insanlara dönüp bir şeyler söylemek gereği duymamıştır, onlar için üzülmüştür ve kim ne yaparsa yapsın direnişini sessizce sürdürmüştür. Onun birçok şey yitirmiş olduğu kesindir, ama bu yitirdiği şeylerin en azından bir yaşam deneyi olarak kendisine döndüğü, onun daha çok insan olmasına katkıda bulunduğu da kesindir. Herkesin rahat rahat geçtiği o düz yollardan geçiyorsanız işiniz kolaydır, o zaman kendiniz için çokça umut üretmeniz de gerekmez. Ama engebeli yollardan geçiyorsanız ne yapıp yapıp umudu yüreğinizden ve kafanızdan eksik etmeyeceksiniz. Güç yollara umudu kırılmış olarak girmeye kalkarsanız çok zorluk çekersiniz. Anakharsis M.Ö. VI. yüzyılda “En büyük zenginlik ruh zenginliğidir” demişti. Umudun asıl kaynağı bu ruh zenginliğindedir. Bu ruh zenginliğiyle gerçek insanlar kendileri için çok bir şey istemeden ve her şeyi insan için isteyerek umutlar yaratmışlar ve bu umutların yol göstericiliğinde bütün bir dünya için yeni değerler yaratmanın güzelliklerini yaşamışlardır. Ne mutlu o insanlara, onlar küçücük umutlardan koskocaman amaçlar türetmeyi bildiler. Ne mutlu o insanlara, bütün bir dünyaya insan olmanın güzelliklerini gösterdiler.

BİR CEVAP BIRAK