Unutmak…

Geçmişin hesabını nefret temelinde sorgulama değil de şu anı gecekte huzurla hatırlama umuduyla…

Unutmak.
Unutmanın karşıtı hatırlamak.
Hatırlamak zihnin depolama yeteneğinin bir sonucu. Geçmişte olanlar arasında nelerin biriktirildiği ve hatırlananlar yaşanan anın içeriğini –mutluluk ya da mutsuzluk halleri, gündelik seçimler…- ve geleceğin nasıl kurgulanabileceğini belirler. Kurgunu ya da hadi öngörü diyelim gerçekleştirmek için gerekli zamanı sayılara indirgeyebilir misin?

O zaman geçmişe ilişkin neyin unutulacağını ya da neyin hatırlanacağını seçmek önemli.

Nietzsche, hayvanların geçmişi hatırlamamasının mutsuzluklarını engellediğini öne sürer ama aynı zamanda da mutlu olmalarını.

Kötülük hallerinin anda sürekli hatırlanması geleceği de tıkayıcıdır. Yalın tabirle, geleceğin karartılmasıdır.

İnsanlık tarihinde yaşanan savaşların, kıyımların, sömürülerin, cinayetlerin, tensel-cinsel ayrımcılığın bugüne bir dava, bir hesaplaşma olarak taşınması, hatırlanması, çözüm üretmediği gibi toplumların mutsuzluklarının nedeni değil midir?
Geçmişin hatırlanmasının yanı sıra nasıl hatırlandığı önemli.

Olanların, gelecekte yaşanabilecek iyilerin önünü tıkayacak içeriklerinin ve öznelerinin unutulması yeğlenemez mi?

Hayatı tek boyuta indirgeyen bir aşk sürecinde yaşanan aldatmaları unutmak, gelecekte yaşanacak bir aşk sürecinin parantezini açmaz mı?

Mutluluk.

Sürekli aldatma anının hatırlanması intikam duygusunu besleyip mutsuzluk üretmez mi?

Unutmanın erdeminden kasıt geleceği katlanılabilir kılmak değil midir?
Toplumsal, bireysel bellekte olanlar, içinde yaşadığımız ideolojik gerçekliktir aslında. Ve bu ideolojik gerçeklik bireyin ve toplumların yerkürede durduğu noktayı belirler ki, bu nokta algı noktasıdır ve bu algı noktası neleri unuttuğumuzla ilgilidir.

Unutmanın en hayırlı olduğu durumların varlığı reddedilebilir mi?

Tersi bir durum da söz konusu edilebilir.

Hatırlamanın erdemi

Hatırlamanın erdeminden kasıt, insanı özgürleştirecek, evrenin her bireyde farksız cisimleştiği gerçeğini kavramak-hatırlamak.
O zaman ben ne kadar günahkâr olabilirim.
Geçmişin eksiksiz kaydının olası olmadığı bir gerçeklikse aslında unutmak ve hatırlamak kaçınılmaz bir durum. Kaydedebildiklerimizin içinden bazılarını kişisel, toplumsal gerekirliklere koşut güncelleştiriyoruz.
Aslında bir hatırlayıp bir unutuyoruz tümden unutana ve unutulana kadar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.