URFA’DAN… Bunları biliyor muydunuz?

29 Mart yerel seçimlerine sayılı zaman kala, etekleri tutuşmuşlar, elini koyacak yer bulamayanlarıyla bir haber merkezinde çalışmak nasıl bir duygu bilir misiniz? Onları seni izleyenlere, dinleyenlere, okuyanlara anlatmak. Yeni gelin gibi süslemek, onlara atfedilen cümleleri. İçi boş paragraflar düzmek. Yapamayıp yapanları gördükçe; içinden gidenleri bilir misiniz?

Seni yönetenlerin, senle yalan pazarlıklarına giriştiği görmek, inandığın her şeyin üstüne nasıl kara bulutlar kaplatır. Gördüm de anladım.

Siz hiç ajanslardan geçen kurgulanmamış görüntüleri, kasetlerden henüz aktarılmış dokunulmamış kareleri izlediniz mi? Pazarlıkların kaydını bilir misiniz?

“Bunca yalan nasıl sığıyor dünyaya ?”Bugün de bitti diyerek geçiştirdiğiniz oluyor mu bu yanıtları?

Düzeltebildiğiniz kadarının zerresi bile etmediği bir dünya da, size gelecek vaat edenlerin, aldıklarını denk getirip, yerini dolduramadığınız oluyor mu? Dolusunu boşuna, boşunu dolusuna karıştırdığınız?…

Bakın ben size anlatayım. Tüm vekillerimiz burada, aylar öncesi telefonlarını açmayanlarından tutun, yüzünüze bakmayanlarına kadar. Tüm partiler, Afrikada ki tüm açları doyururmuşçasına vaatler veriyorlar. Bir an inanası gelse insanın, dünya eminim bundan sonra tozpembe olacak. Zannediyor ki insan, her hangi birini dahi dinleyince, az kaldı artık akşamları eve dönüşlerde güle oynaya çıkılacak işten, gereksiz şeylerle cepten yemeyecek hayat. Tadı çıkacak, yaşanacak ne varsa. Tüm sevdiklerin ve sen mutlu olacaksın. İşte bu kadar, geldi geçti, Oh be!

Tam bu noktada yeni bir soru takılıyor aklıma. Bunca unutkanlık nereye, nasıl sığıyor. Şimdikilere gerek kalmadan bir öncekilerin zaten tüm bu sorunları çözmüş olması gerekmiyordu. E ben neden hala mutlu değilim. Neden hala asgari yaşam koşullarımı sağlayamıyorum. Ben değil miyim, bankalara borcu olan, çocuğunun okul taksitini düşünen, gündüzleri kombiden tasarruf eden, bir durak fazla yürüyerek, arttırmayı düşünen. Sayısız çıkar yol arayan, ben değil miyim?

Yerel seçimler bunlar diyeceksiniz, siz bu ülkede belediyeciliğin veliahtlığın kaleleri olduğunu, henüz görmediniz mi? Her parti çıkardığı, çıkaracağı belediye için bir kaleyi daha fethetmiş edasına neden bürünsün yoksa. Neden salıversinler şahlarını, vezirlerini sırtlarını sıvamak için adaylarının. Bakanlar geliyor güneydoğuya. Yıllar var ayak basmayanlar burada. Peşlerinden koşuyoruz. Henüz kayda girmeden, kameralardan “e bize ne düşecek pazarlıklarını” izliyoruz. Sonra yazılıyor haberler:

İyi akşamlar sayın seyirciler, güneydoğuya yapılan yatırımları değerlendirmek üzere sayın bakanımız, milletvekilimiz, başkanımız, -zaten onlar bizden biri- aramızdalar.

Parlayan kıyafetleri, yüzlerinin lekesini kapıyor mu bilmiyorum ama gülümseyerek yalan söylemek zor iş olsa gerek. Bu tarafı bırakıp onlar için üzülüyorum ne zor bir yaşamak olmalı, bunca yalanlı yaşamak.  

Parası olmayan birinin, bugün bu ülkede aklı da yokmuş gibi siyaset yapamayacağını anlayınca hangisi gelirse gelsin diyorsunuz. Benim irade mi pazarlıyor bunlar. Şehircilik, çağdaş yaşam, aman da ne kadar düşünceli, incelikli adaylarım var diyesi geliyor insanın.

Sahi biliyor musunuz? Sizce kimi kandırıyor bunlar? 

Biz daha büyümedik ama kirlendi mi dünya?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × three =