Utanılacak tablo

PAYLAŞ

“Önümüzde ki dönemde de iktidardayız” şeklinde savları olsaydı, bir ölçüde hayallerinde yaşattıklarının gerçeğe dönmesi isteğini, su götürür bir mantık çerçevesinde ortaya koyma çabası diye düşünebilirdik. Ancak çeyrek asır iktidarda kalması iddiası, hayalden de öte paranoya tanımına girer.


Diyelim ki ikisi de siyaseten konuştular.
Öyle olduğu da büyük olasılık. 
Peki… AKP önümüzde ki ilk genel seçimde, tek başına iktidar olabilir mi?
Önce şunu belirtelim. Olması yönünde, muhalefetteki siyasi partileri dikkate aldığınızda, rakip yönünden bir engeli yok.
Muhalefetsiz muhalefet partileri AKP adına en büyük şans!


3 Kasım 2002 seçimi darbesiyle yerle bir olan, bundan önce ki hükümetlerin temsilcileri siyasi partiler, henüz halkın gözünde umut olabilmiş değiller.
 MHP ve DYP’de görülen hareketliliği umut kıvılcımı olarak yorumlamak bu aşamada olanaklı değil. CHP’de ise “Baykal sendromu” yaşanırken mevcut durum, AKP adına mutluluk tablosu olarak devam ediyor. 


Her şeye karşın; AKP’nin, “dip dalgasının tusunamiye dönüşmesi” sonucu, seçim sandığında, azgın dalgaların önünde sürüklenerek bugünkü gücünden büyük ölçüde kayba uğraması kaçınılmaz görünüyor!


Başbakan Tayyip Erdoğan, iktidarının ilk günlerinde halka ne sözü vermişti?
“3 yıl bizden bir şey beklemeyin ama üçüncü yılın sonunda cebinizde bir şeylerin var olduğunu görecesiniz…”
Aradan 3 yıl geçti, yine cepler boş, yine yoksulluğa devam!
Kocaman bir aldatmaca!


İşci, memur, emekli, esnaf ve çiftçi kesiminden bugün hangisi gelirinden, ekonomiden ve ülkenin gidişatından memnun, söyleyin Allah aşkına?
Enflasyon ve faizler düşmüş. Düşmüş de ne olmuş? 
Millette para yok ki, çıkıp ta alışveriş yapsın!
Kimsenin mal meta satın almadığı bir piyasada, enflasyon düşer tabi!
Ama ne pahasına? Esnafın satış yapamamaktan ötürü bitip tükenmesi ve dükkanını kapatması pahasına!


Türkiye’de AKP iktidarı ile “sessiz devrim” yapılmışmış!
AKP’nin önde gelenleri böyle söylüyor. Makro ekonomik rakamlar herkesi mutlu edecek düzeydeymiş! Öyle mi?


Peki buna ne demeli?


“35 ülkede yapılan araştırmaya göre Türkiye markası sonuncu oldu.
Türkiye’nin imajı dibe vurdu. 25 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada ülkelerin kültürü, halkı ve turizm potansiyeli gibi faktörler değerlendirildi. Uluslar arası Pazarlama Şirketi GMI, ülkelerin yatırım ya da göç için ne denli tercih edildiklerini de araştırdı.
Türkiye 35 ülkelik listede Endonazya ve Estonya’nın ardından sonucu sırada yer aldı.
Araştırmaya yapan şirketin yetkilisi Anholt Türkiye’nin neden en kötü imajlı ülke olduğunu CNN Türk’te şöyle değerlendirdi:
. Bu durumu tek kelime ile açıklamak mümkün. Cehalet… Diğer ülke halkları Türkiye hakkında akla gelebilecek tüm kötü şeyleri düşünüyor. Türklerin CAHİL, TEMBEL, FAKİR, RADİKAL İSLAMCI, DELİ, BARBAR ve TEHLİKELİ olduklarını düşünüyor.
. Türkiye’nin dünyaya yayılan haberleri hep olumsuz… Pozitif imajı yok. (Haber-Türk. Com 22.2.2006)


Buyurun sessiz devrim yapmış ülke Türkiye’nin dışarıdaki imajı!
35 ülke arasında sonunculuk! Daha ne diyelim?
Ülkede böyle bir tabloyu yaşatan AKP, 20-25 yıl daha iktidarda kalacak öyle mi? Helal olsun vallahi, böyle hayal peşinde koşanlara!


Çeyrek asır iktidarda kalacağı iddia edilen AKP’nin Genel Başkanı Başbakan Tayyip Erdoğan ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkında CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman nasıl bir iddiada bulunuyor. Haberi birlikte okuyalım:


“CHP Milletvekili Arıtman; AKP’lilerin yolsuzluklarının hesabını Yüce Divan’da vereceklerini iddia ederek, şimdiden yargıyı uyarıyorum. Başbakan Erdoğan, Maliye Bakanı Unakıtan, İktidardan düştükten sonra aile boyu yurt dışına kaçacaklar. İktidardan düştükleri gün onlara yurtdışına çıkma yasağı konulsun.”(Gözcü – 22 Şubat 2006)
Ana muhalefet Partisi milletvekilinin iddiası böyle.


Önceki yazılarımızda da zaman zaman belirttik.
2006’da Türkiye, hareketli günler yaşayacak. Cumhurbaşkanlığı tartışmalarının seçime bir yıldan fazla bir süre varken hız kazandığı Türkiye’de, yarınların ne getireceğini kimse şimdiden söyleyemez. Ama herkes çok önemli gelişmelere hazır olsun! Bizden söylemesi!


Türkiye Cumhuriyeti ve onun kurucusu yüce önder Atatürk’e yönelik içten ve dıştan gelen bilinçli saldırılar, artık Cumhuriyet’e ve Ata’sına yürekten bağlı Türk ulusunun sabrını taşırma noktasına getirmiştir.


Radikal islamın, daha da açıkçası şeriat özlemi çekenlerin, hak etikleri dersi ve cevabı, ülkenin vatansever halkından gereken şekilde almalarının zamanı gelmiştir..


O nedenle, kimse gizli emelleri için meydanı boş bulduğunu sanmasın! 


Türk halkı;
Demokrasi dışı özlem taşıyanlara, zamanı geldiğinde içte, gereken dersi demokratik yollarla, dışta da hain emelli yabancı güçlere her platformda hak ettikleri cevabı Türk milletinin şiarına uygun biçimde kararlılıkla verecek ölçüde; Cumhuriyet’ine, Atatürk’üne, vatanına, bayrağına, demokrasi ve laikliğine inanç ve sevgiyle bağlı bir millettir…
Herkes bunu böyle bilsin!


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER