Utanmazlık

Bir romanda okusaydım ya da birinin ağzından dinleseydim hadi oradan sen de derdim, atıyorsun kafadan, böyle şey olmaz, ilginç olsun diye dedikodu yapıyorsun ve yakışıksız şeyler uyduruyorsun. Olanı biteni kendi gözümle gördüm, “bizzat” derler ya, ben de olaya bizzat tanık oldum. Şaşıp kaldım, bir süre inanamadım, Afşar sen gene bir şeyleri abartıyorsun dedim, ama yanılmıyordum, yazık ki yanılmıyordum. İnsanın nereye kadar insanlıktan çıkabileceğini ancak şu seksen yaşımın eşiğinde bu olayla anladım. Karısının naşı musalla taşında ezanı beklerken adam karısının evli arkadaşını tavlamak için birileriyle işbirliği içinde çalışıyor. Bir topluluk kafayı bu işe yatırmış belli ki. Herif kafayı da çekmiş bu arada. İnsanlığımdan utandım. Yerin dibine geçtim. İnsan buraya kadar düşmemeli dedim. Belki inanmayacaksınız, insanlık adına günlerce hayal gibi dolaştım. Sonra topladım kendimi. Bu insan denen yaratıktan korkulur dedim kendime, sen aklını sağlam tut, tut ki ahiri ömründe başına kafayı kaydırmak gibi sevimsiz bir iş gelmesin. O zaman iyice anladım ki toplum değerlerini yitire yitire kolay kolay iflah olmaz bir noktaya gelmiş.

Üstelik bunlar aydın görünümünde insanlar. İşin bu yanı ayrıca ilginç değil mi? Bunu kültür düzeyi iyiden iyiye aşağıda olanlar insanlar yapsa gene hoş görmezsiniz ama cahillik böyle şeyler yaptırır der çıkarsınız. Oysa bunlar toplumun olanaklarından geniş ölçüde yararlanmış ve iyi kötü okumuş etmiş insanlar. Bunlardan birine sen aydın bir insansın deseniz bu sözünüzün bir gerçeği karşılamadığını bilir ama hayır demez. Hayır demediği gibi böbürlenmeye başlar. Bizde okumuş insanlara hemen aydın sıfatı verilir. Çoğuna okumuş demek bile yanlıştır bize göre. Onlara diplomalı deyip geçmek gerekir. İnsanlığın bilgisiyle, insanın ne olup ne olmadığıyla ve nereden gelip nereye gittiğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir kişi okumuş olsa ne olur okumamış olsa ne olur! İnsan gerçeğini tanımış ve bilincine sindirmiş olmadıktan sonra sırf ağzı söz üretiyor diye bir adamı okumuş diye nitelendirmek hele hele aydın diye nitelendirmek son derece yanlıştır, böyle bir tutum almak gerçek okumuşlara ve gerçek aydınlara haksızlık etmek olur.

Bu tip insanları okumuştan çok okumamış diye nitelendirmeliyiz. Çünkü bunların büyük bir bölümü kitap falan okumaz, kitap okuyan küçük bir kesimin insanlarına gelince onlar da ağızlarına mı okurlar burunlarına mı okurlar bilemezsiniz. Kitap okumamakla övünen yüksek okul bitirmişler bilirim. Demek ki onlar çoktan bir şeyleri aşıp öteye bile geçmişler, o durumda cahiller gibi okumaya yönelmek onları küçültmez mi! Bizim şairlerimiz romancılarımız gazetecilerimiz bile doğru dürüst okumazlar. Okumazlar ama şeytan kulağına kurşun her şeyi ayrıntısına kadar bilirler. Öğrenmeden bilme mucizesini bu toprağın insanı pek güzel göstermiştir, bu konuda kimseler onun eline su dökemez. Özneden sonra virgülü hatta noktalı virgülü yapıştırdı mı kendini bir dil uzmanı olarak görür adam ve bundan son derece mutlu olur. Bu toplumda okuyarak hiçbir şey olamazsınız, okumadan her şey olabilirsiniz.

Bu gevşeklik elbette doğrudan doğruya ahlak yaşamına yansıyor. Cahillikle ahlaksızlık arasında sıkı bir işbirliği vardır. Değerlerinizi yitirdiğiniz zaman her şeyi ama her şeyi yaparsınız. Bütün kötülükleri hiç gözünüzü kırpmadan ve en küçük bir üzüntü duymadan iyilik yapar gibi yaparsınız. Yırtıklık böyle bir şeydir. Bizler böyle durumlara toplum olarak alışığız, daha doğrusu epey zamandır alıştık. Eskiden bu konuda çok belirgin bir alışkanlığımız yoktu bana kalırsa. Bir takım çileden çıkarıcı sakatlıklar gene vardı ama yakası açılmadık ahlaksızlıklar, utanmanın iyiden iyiye ortadan kaldırıldığı durumlar yoktu. Rüşvet alanın yakalandığını, elini yüzüyle kapadığı fotoğrafının gazeteye basıldığını bilirim.

Bunca tacizci bunca tecavüzcü topraklarımıza havadan mı düştü? Bu değer tanımaz insanları evlerimizde okullarımızda sokaklarımızda stadyumlarımızda üretmedik mi? Ürettik ve yaşama saldık. Hadi rasgele kardeşler mahcup etmeyin bizi. Bildiğiniz gibi saldırın. Alttan girin üstten sarkın yandan dokunun ama yakalanmamaya bakın. Yakalandığınız zaman da inancın kanatları altına sığınıp işi soğutmaya bakın. Size güçlük çıkarmak isteyenleri tehdit edin. İçtenlikle kıza şöyle bir dokunduğunuzu söyleyin. Ne olmuş dokunmuşsanız? Ne kadar temiz yürekli olduğunuzu anlatın kızın babasına. Zaten bir süre sonra salıverirler, yeter ki yanlış kapı çalmış olmayın. Yanlış kapı mı? Öyle ya dalar da diş geçiremeyeceğiniz birinin kapısını çalarsanız, yazdıysa bozsun, işte o zaman sizi kimse kurtaramaz. O zaman ay pardon falan para etmez. Siz nemize gerek işi sağlam tutun, daha çok kimsesiz savunmasız insanlara hamle yapın. Aklınızı kullanın yakalanmamaya bakın, ne demekmiş yakalanmak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × three =