Çuval krizi ve -şimdilik- büzülen ağızlar

Çuval krizi ve -şimdilik- büzülen ağızlar

0
PAYLAŞ

4 Temmuz 2003 tarihinde Türk-Amerikan ilişkilerinde eşi görülmemiş ve Türklerin ortak toplumsal belleklerinden hafızasından hiç silinmeyecek bir olay yaşandı. 4 Temmuz günü ABD’nin “Kurtuluş Günü” münasebetiyle ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde kutlama töreni yapıldığı sıralarda Kuzey Irak’ın Kürdistan Yurtseverler Birliği tarafından kontrol edilen Süleymaniye kentinde “çuvalların ağzı büzülüyordu.”

100 civarında Amerikan askeri kentte bulunan Türk İrtibat Timi binasını basıp 3’ü subay, 8’i assubay 22 kişiyi gözaltına aldı. Aynı anda Kerkük’te Irak Türkmen Cephesi’ne ait kurumlara baskınlar düzenlenecekti. Bu baskınlarda 19 Türkmen gözaltına alındı. Türk askerleriyle bölgede yaşayan Türkmenler gözaltına alındıktan sonra askerî kurallara ve uluslarlarası hukuka uygun olmayacak biçimde “terörist muamelesi” görmüşlerdi. Amerikan askerleri tarafından başlarına çuval geçirilerek, Bağdat’a götürüldüler. Askerler ve siviller 60 saat gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldılar. Böylece siyasi tarihe yazılacak ünlü “Çuval Krizi” ortaya çıktı.

NE olmuştu, neydi istenen? ABD, Türk askerlerin bölgede ortalığı karıştırmak ve yeni atanan Kerkük Valisi’ne suikast yapmak istediğini öne sürmekteydi. Bu ciddi iddiaya zemin oluşturacak tek şey TSK’nın oradaki bulunuş nedeni, PKK terörüydü. PKK ile mücadelede kullanmak için getirilen patlayıcı maddeler, ateşleme sistemleri, uydu ve haberleşme sistemlerine el konuldu. Bunlar Vali’ye düzenlenecek saldırıya gerekçe gösterildi. Türkiye’de kamuoyu bunlar olurken büyük bir şaşkınlığın içine düşüverdi. Yılların dostu Amerika’ya ne oluyordu, bu dostluk hânesine sığar mıydı? Türkiye’nin bazı kurumları konuya büyük tepki gösterirken, bazıları da durumu sakinleştirmeyi tercih etti. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök olayı “iki ülke arasındaki en büyük bunalım” olarak nitelendirdi. Başbakan R.T.Erdoğan olayı yatıştırmaktan yana bir açıklama yaptı. Olayla ilgili verdiği demeçte “Yanlışlık yapıldı diye ortaklık bozulmayacak, ABD ile aramıza virüs sokmayınız. Bu olay ABD ile daha güzel gelişmelere gebe olsun,” diye yanıt vermesi tarihî bir kayıt olarak yine ortak belleğe yazılmıştır.

ABD’nin, Kuzey Irak’taki Türkmenleri Türkiye’nin bölgedeki uzantısı görmesi, 1 Mart Tezkeresi sonrası dönemde Türkmenlerin siyasal yapılanma sürecinden dışlanmalarına neden olmuştur. ABD bununla yetinmeyip, Türkiye’yi cezalandırmak istediği zaman Türkmenlerin bulunduğu bölgelere, kurum ve kuruluşlarına saldırılar düzenlemiştir. ABD askerlerinin 4 Temmuz günü Kerkük’te Türkmen kurumlarına operasyon düzenlemesi Türkiye’ye gözdağı göstermesi olduğu düşünülebilirdi. Türkiye, ABD’nin özür dilemesini talep etmesine karşın beklenen özür gelmedi ve Washington üstü örtülü biçimde Türk askerlerini ortalığı karıştırmakla suçlamaktan geri adım atmadı. Tartışmalar özellikle Türk medyasında büyük bir sarsıntıya yol açmıştır. Medya neredeyse Amerikancı ya da Ulusalcı gibi ikiye bölünecekti.. Ancak Türkiye tarafının tercihi ilişkileri normalleştirmekten yana olunca, tansiyon zaman içinde düştü. Bununla beraber beklenen iyileşme süratle gerçekleşmeyecek ve 2007 yılının sonuna doğru Türk-Amerikan ilişkilerinin normalleşme sürecine girecine girecektir.

Amerikan’ın Bağımsızlık Günü’ne denk düşmesi yüzünden talihsiz bir olay olması ayrı bir trajedi olan Çuval Meselesi, bağımsızlığı elinden alınmış Türk ve Türkmen halkının üzerinde ayrı bir trajedi olarak da kaldı. Çuvalın büzülen ağzı gibi şimdilik susan, susmak zorunda kalan Kuzey Irak’ın göz ardı edilmiş bu insanlarının çuvaldan başlarını çıkaracakları günün özlemi, bölgede yaşayan bu insanların ajandasından başka bir şey değildir. Bu ajanda ise çuvalın içinde bile azıcık karanlıkta yazılmaya devam etmektedir.

Açık Gazete notu: Sorunlu ve güvenlikten yoksun dünyamızın bize komşu olan bir yakın bölgesinden Kerkük-Musul’dan bundan böyle yazılarını gönderecek olan Mehmet Sarıkâhya’ya hoşgeldin, diyoruz. Akademisyen bir yaşamın hazırlığında bulunan genç Türkmen-Kerkük Türk’ü dostumuzdan aynı zamanda bölgeye ait güncel haberleri de alacağız. Açık Gazete’nin dünyanın onlarca yerindeki muhabir ve yazarlarından biri olacaktır. 4 Temmuz Amerikan Bağımsızlık Günü’ne denk gelen ilk Açık Gazete yazısının bu rastlantı üzerine kurmuş olması, yazılarında dikkatimizi bölgeye çekeceğini gösteriyor. Kendisine başarılar ve bölgede “kazasız belasız günler” diliyoruz.

BİR CEVAP BIRAK