‘Uzlaşma olası ama kesin değil’

Dergiye göre bu açıklamada, Amerikan Yönetimi’nin çabaları etkili olduğunu belirterek, “Türkiye, daha önce Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış sağlanmadan Ermeni sınırını açmayacağını söylüyordu. Ama Nisan ayında yöntem değiştirdi. Bunun ana nedeni Amerikan Kongresi’nin 1915’te Ermenilerin topluca katledilmesini soykırım olarak niteleyen karar tasarısını kabul etmesini önlemekti. Bu işe yaradı ve Obama, katliamın yıldönümü olan 24 Nisan’daki konuşmasında bu tanımlamayı kullanmadı” yorumunu yaptı.

“Ama Erdoğan daha sonra Ermenistan’la barışın ancak Karabağ sorununun çözümüyle mümkün olduğunu söyleyerek eski politikaya döndü. Bu dönüş hem içerindeki milliyetçi tepkiden hem de Azerbaycan’ın yüzünü Rusya’ya dönmesi tehdidinden kaynaklanıyordu” diyen The Aconomist’teki değerlendirmede “Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, bu açıklamaya, Türkiye’yi ancak sınırların açılmasının eşiğine gelinmesi halinde ziyaret edeceğini söyleyerek karşılık verdi” denildi.

Bu haftaki açıklamayla hem Sarkisyan’ın Türkiye ziyaretinin önünün açıldığını hem de anlaşma perspektifinin korunduğunu belirten dergi şöyle devam etti:

“Ama anlaşmaya iki ülkede de ciddi muhalefet var. Ermenistan’daki koyu milliyetçiler hükümetin soykırımı tahlikeye atacak ortak tarih komisyonu kurulmasını ve şimdiki sınırları kabul etmesi nedeniyle öfkeli. Milliyetçiler, ayrıca Sarkisyan’ı Karabağ’ı satmakla suçluyorlar.

22 Nisan anlaşması kabul edilse bile yeni bir engel daha ortaya çıktı. Anlaşmaya iki ülke parlamentolarının da onay vermesi gerekiyor. İçerideki öfkeyi bastırmak ve belki de Türkiye’yi zor durumda bırakmak için Ermenistan Nisan’daki anlaşmaların metinlerini yayımladı. Bu metinlerde Dağlık Karabağ’dan bahsedilmiyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, sınırın bu yılın sonuna kadar açılmasını umduğunu söylüyor. Ancak Davutoğlu, Ermenistan’la barışın ancak Erivan’ın Azerbaycan’la barışması durumunda sürdürülebilir olabileceğinde ısrar ediyor. Azerbaycan’la Ermenistan arasında uzun zamandır süren görüşmelerde ilerleme sağlanamadığı görülüyor. Davutoğlu’nun belki de en doğru saptaması Türkiye ile Ermenistan’ın uzun bir sürecin başında olduğu gerçeği. Bunun ne kadar süreceği ise belli değil.”

TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ?

Economist’teki bir başka yazıda ise Türkiye’nin AB üyelik perspektifi şöyle değerlendirildi:

“2005’te üyelik müzakereleri başladığında şöyle bir döngüden söz ediliyordu. Türk reformcular, üyelik sürecini, Türkiye’de dönüşüm yaratacak değişiklikler için kullanacak, bu Avrupalıları rahatlatacak, AB üyeliğini yakınlaştıracak ve reformcuların elini güçlendirecekti. Gidilecek yer kadar, yolculuğun kendisinin de önemli olduğu söyleniyordu. Ama şimdi anlaşılıyor ki, yolculuğun devam edebilmesi için yolcuların gidilecek yere inanmaları da şart.

Türkler gazete okuyor. Nicolas Sarkozy gibi Avrupalı liderlerin, tam üyelik konusunda artık Türklere yalan söylenmemesi gerektiğini düşündüğünü biliyor. Sarkozy Türkiye’nin Küçük Asya’da olduğunu, Fransız öğrencilere, Avrupa’nın sınırlarının Suriye ve Irak’a dayandığını söyleyecek kişinin kendisi olmadığını söylüyor. Bu söylem de Avrupa Birliği’nin samimiyetiyle ilgili şüpheler yaratıyor ve olumlu döngü, yerini kısır döngüye bırakıyor.”

“AVRUPALI LİDERLER SUSMALI”

The Economist, Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari başkanlığındaki Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun Türkiye’nin Avrupa Birliği süreciyle ilgili olarak 7 Eylül’de bir ilerleme raporu yayımlayacağını anımsattı.

Dergideki değerlendirme şöyle:

“Raporda, bazı Avrupalı liderlerinin eylemlerinin, süreci hemen hemen raydan çıkarttığı belirtilerek Türkiye’de reformların üzüntü verici şekilde yavaşladığı vurgulandı.

Komisyon, Avrupalı liderlere susmalarını tavsiye ediyor ve Türkiye’nin Avrupa Birliği kuralları ve değerlerine ne kadar uyum sağladığıyla değerlendirilmesi gerektiğini kaydediyor. Ahtisaari ise, Sarkozy’nin sonsuza kadar o koltukta oturmayacağını ve üyelik görüşmelerinin yıllar alabileceğini söylüyor.

Ama Sarkozy, kararlı görünüyor. Bazı kaynaklar, Sarkozy’nin gelecek yıl Türkiye’ye üyelik dışında bir alternatif sunulmasına ilişkin tartışma başlatılması konusunda ciddi adımlar atmaya hazırlandığından söz ediyor. Fransa böyle bir adım atmadan önce Almanya’nın desteğini almak isteyecektir. Almanya’da yapılacak seçimlerde büyük olasılıkla şimdi olduğu gibi sandıktan Türkiye meselesinde bölünmüş bir koalisyon çıkacak. Koalisyon, görüşmelerin şimdiki gibi devam etmesini isteyeceğinden, bu Türkiye’nin işini kolaylaştırabilir.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.