Vaşington’da curcuna ve Türk diplomasisinin değişen yüzü

Vaşington’da curcuna ve Türk diplomasisinin değişen yüzü

0
PAYLAŞ

Resmi uçağına yüklediği tente-sarayın nereye kurulacağı ve sadece kadınlardan oluşan seçkin koruma ordusuna dair tartışmalar, çoğu zaman yapılan ziyaretin siyasi ve diplomatik boyutunu gölgede bırakır, günlerce konuşulur dururdu.

Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çadırı yok. Uçağına ara sıra zırhlı aracını ama her defasında korumalarından oluşan minik bir orduyu alarak yola çıkıyor.

Giderek de, nevi şahsına münhasır diğer üçüncü dünya liderlerini andırır bir şekilde, yaptığı seyahatler, diplomatik sonuçlarından çok, yanında götürdüğü heyet ve koruma ekibinin gariplikleri üzerinden konuşulur oluyor.

Perşembe günü Vaşington’da Brookings Enstitüsünün önünde ve salonunda tanık olunan taşkınlıkların yol açtığı kargaşa, dünya medyasında geniş şekilde haber oldu. TheWashington Post ‘ın deyişiyle, “Türkiye’nin Erdoğan’ı geldi, Vaşington’da ortalık karıştı”. İngiliz The Guardian gazetesi ise Ulusal Basın Klubünün başkanı Thomas Burr’ün sözlerini aktardı: “Türkiye lideri ve güvenlik ekibi, Amerika Birleşik Devletlerinde konuktur. Görevlerini yapmaya çalışan gazetecileri ya da protestocuları bırakın, bu ülkede sahip oldukları hakları kullanan herhangi bir bireye el kaldırmaya asla hakları yoktur.”

Ne Cumhurbaşkanı, ne de koruma ekibi, bu saldırgan davranışın kendilerini misafir eden ülkede yarattığı tepkiyi umursar görünüyor.

Ev sahipleri de durumdan hoşnutsuzluklarını en azından şimdilik dile getirmeye yanaşmıyor.

Ancak, Vaşington’daki kargaşa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın korumalarının karıştıkları ilk olay değil. Bu yıl başlarında Latin Amerika ülkelerine yaptığı ziyaret sırasında, birden fazla ülkede, korumaların ev sahibi güvenlik görevlileriyle kavgaya tutuşup, protestoculara saldırdıklarını gördük.

Ekvador’da Cumhurbaşkanının bir konuşması sırasında slogan atan üç kadın, Erdoğan’ın korumaları tarafından yaka paça dışarı atıldılar. Ekvador’lu bir milletvekili ise korumaların kullandığı şiddet sonucu yaralandı. Ekvador hükümeti, Türkiye’yi bu yüzden protesto etti.

Geçen yıl Ekim ayında cumhurbaşkanının Brüksel’e yaptığı ziyaret sırasında da Belçikalı güvenlik görevlileriyle Erdoğan’ın korumaları arasında itip kakışmalar yaşandı.

Erdoğan, nükleer güvenlik zirvesi için Vaşington’a gelmeden önce, AKP’liler, Twitter’da #WeLoveErdogan -Erdoğan’ı Seviyoruz- etiketiyle bir sosyal medya kampanyası başlattılar. Başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek de “Varlığı ile mazlumların umudu, ülkemizin yapısal dönüşümünde ve yeniden inşasında Büyük Usta..” yazarak katkıda bulundu.

Etiketin sahte hesaplarla şişirildiği gerekçesiyle kaldırılması ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Twitter’ı sansür uygulamakla suçladı ve sordu: (Size) “kim talimat verdi, ‘we love Erdoğan’ ‘hashtag’ını kaldırdınız? Özgürlük ilkeleri içerisinde ‘we love Erdoğan’ mesajını kullanmak, yaymak Twitter ilkelerine aykırı mı, aykırıysa hangi ilkesine aykırı? İnsanların birine dair sevgisini ifade etmesi nasıl ‘Twitter’ı rahatsız ediyor? Bu da Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı yürütülen küresel operasyonun bir yansımasıdır.”

Her halukarda, Cumhurbaşkanına sevgi ilan etmenin tek yolunun Twitter olmadığını, çok geçmeden Vaşington sokaklarında dolaştırılmaya başlanan ışıklandırılmış reklam kamyonları sayesinde anladık.

Bu hafta içinde Vaşington’da olup bitenler başka bir şey daha öğretti bizlere.

Türkiye’de artık tehlikede olan sadece bireysel haklar ve siyasi özgürlükler değil. Korumaları her gittikleri yerde rezalet çıkaran liderler sayesinde ülkenin itibarı ve ünvanı da tehdit altında.

________________

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

BİR CEVAP BIRAK

one × 1 =