Van’da bir sabah

Masamız bir anda kahvaltı çeşitleri ile doldu: otlu peynir, kaymak, yumurta, zeytin, bal, tereyağı…Çatal bıçak seslerinin çınladığı salonda Reşit’in telefonu çaldı. Konuşma tarzından anladığım şey, olumsuz bir haberin iletildiği idi. Az sonra telefonu kapatıp bana döndü:”Genel Kurmay gece yarısı hükümete muhtıra vermiş, Mehmet Metiner söyledi…” dedi.
Sıcak bahar havasına inat buz gibi bir hava esti salonda. “Gece yarısı gelen muhtıra…”Bir anda zihnim allak bullak oldu. S! anki bir film şeridi çözüldü kafamın içinde ve bilinen sevimsiz bir şeyin yeniden tekrarlanabileceği ihtimali ile kahvaltı yapmaktan vazgeçip bir sigara yaktım. Bir şeyler söylemek istedim, olmadı. Darbe karşısında ne düşünebilir insan, ne hissedebilir ki! Düşünmek ikinci bir emre kadar mahpus damına kilitlenir, inlemeler dolar insanın yüreğine, düşündüğü için yargılanmak, ilgisiz alakasız iddiaların o kahreden işkencesi altında örselenip durmak…
“Endişeye Mahal Yok!”
Bir süre suskun bekledik. İkimizin de kafasında aynı kaygılar vardı. Ne yaşadık, ne gördük, nedir bizi bu hayattan vazgeçilmez kılan ki, darbe üstüne darbe yaşayıp duruyoruz? Ne veriyorlar karşılığında, k! imi hangi tehlikeden kurtarıyorlar?
Neyse ki güzel yüzlü bir adam belirdi az sonra. Sevgili üstadımız Mehmet Çelik’i görünce içimize bir ferahlık çöktü. İlk söylediği şey şu oldu: “ Türkiye bu tartışmaları aşacak güçtedir, endişeye mahal yok…”
Artos-Süphan ve Erek Dağları
Dünyada benzerine az rastlanır güzelliklere sahip Van. Sevgili Hamit Çelik, Uğur Dershaneleri Van Temsilcisi Fırat Atlıhan, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Zeki Taştan, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Şakir İşleyen Beylerin ev sahipliğinde çıktığımız şehir turunun sonunda “büyülendik” desek hafif kaçar. Edremit- Gevaş İlçeleri, Kız Kalesi,  b Artos, Süphan ve Erek Dağları ile çevrili Van’da Gölün buraya kattığı güzelliği tarif etmek olanaksız. Hele gölün ortasındaki Akdamar Kilisesi mutlaka görülmeye değer bir yer.
Akdamar Kilisesi
Yaklaşık bin yıl evvel bir Ermeni kralı tarafından inşa edilen kilisenin duvarları, kutsal kitaplarda geçen metinlerin resimleri ile dolu. Adem ile Havva validemiz, cennetten kovuluşları, Hazreti Davut, Hazreti İsa ve havarileri… inancın insanlıkla beraber var oluşunun ve dünya durdukça varlığını sürdüreceğinin birer canlı kanıtı olarak duruyorlar. Kültür Bakanlığı olabilecek en iyi şekilde restore etmiş kiliseyi. Ufak tefek eksiklikleri var ama onlar da zamanla tamamlanır. Yurdun ve dün! yanın dört bir yanından her gün yüzlerce insanın ziyaret ettiği kilise, bu toprağı ve geçirdiği evreleri anlamak bakımından canlı bir örnek sunuyor.
Yusuf Konak
Van’a özgü mekanlardan birinde gece geç saatlere kadar muhabbet ettik, şiir dinledik, birbirinden güzel türkülerle hoşça vakit geçirdik. Ünal Zorer, Kanal D’de düzenlenen “Bu Toprağın Türküsü” yarışmasında birinci gelmiş bir Vanlı kardeşimiz. Saygılı, anlayışlı ve Allah vergisi bir ses ve kabiliyete sahip. Dahası arkasında Mehmet Çelik gibi bir usta var. Yolu açık, bahtı şen olsun. Aydın Aydın, Doğu kültürü ile bütünleşmiş hem iyi bir ses sanatçısı hem de bölgenin folklörünü en iyi sergileyenlerden biri. Hele Şemamme’yi ! izleyip hayran olmamak elde değil. Diyarbakırlı Turan Deniz kardeşimiz de Dicle’nin suyu ile terbiye ettiği sesiyle alıp uzak diyarlara götürdü bizi: “Muradı böyle, akar gider kardaş muradı böyle…”
Van’da Van’a özgü mekanlar var. Mesela Türkiye’nin dört bir yanında mantar gibi türemiş yüz binlerce kıraathane adı altında sigara dumanlarına boğulmuş mekanlar yok Van’da. Genellikle çay evi şeklinde küçük yerlerde çay içilip sohbet ediliyor. Van deyip küçümsemeyin, “Doğu’nun en ücra köşesi” deyip yanılmayın, mürekkep yalamış, kendisini şiire adamış, medresenin rahle-i tedrisinden geçmiş yüzlerce insana rastladım üç gün boyunca. Bu mekanlar! dan biri de “Bak Hele Bak Yusuf Konak”. Sahibi, kabuğuna sığmayan, her geleni “Güzel insan” diye karşılayıp yanaklarından şapur şupur öpen son derece enerjik birisi. Şark usulü ile döşediği konağı Van’a her gelen şöhretlinin uğrak yeri olmuş, Duvarlarında İbrahim Tatlıses’ten tutun aklınıza gelebilecek herkes var. Bir de özellikle Van’da yediden yetmişe herkesin tanıyıp sohbetlerinde bulunduğu ve kendisine üstat kabul ettiği Mehmet Çelik köşesi. Yolunuz düşerse uğramanızı tavsiye ederim.
Van’daki Karadeniz!
Van sokaklarında gezerken Van nüfusuna kayıtlı, Van aksanıyla konuşan ve fakat baba tarafından Trabzon Çaykaralı, Rizeli insanlar görürseniz şaşırmayın. Otuz beş y u305?ldır Van’da şoförlük yaparak yaşamını sürdüren Süleyman Uysal bunlardan biri. Gevaş İlçesi’ne gitmek üzere arabasına bindiğimizde, “Amca nerelisiniz?” soruma şöyle yanıt verdi: “Babam Trabzon Çaykaralı. Yaklaşık yetmiş yıl evvel Van’a Köprü ustası olarak gelmiş, kerpiç evlerin yerine inşa edilen betonarme yapılarda çalışmış ve nihayetinde gönlünü Vanlı bir bayana kaptırıp evlenerek burada kalmış”. İnşaat ustası Yusuf Amca(90) gibi çok kimse yaşıyor Van’da. Bunlardan önemli bir bölümü gemi mürettebatı olarak gelmiş ve İskele Semti’ne yerleşmiş. Halen bu semtte yaşayan yaklaşık elli hane var! . Van’ın Özalp İlçesi
rquote nin Dönerdere ve Emek Köyleri de zamanında Karadeniz’in çeşitli illerinden göç ederek buraya gelmiş ailelerden oluşuyor. Taksici Süleyman Amca, Bu köylerin çevre köylere oranla daha yeşil ve kalkınmış olduğunu söyledi. Çiftlikler, mandıralar kurulmuş. Süleyman Uysal, Karadeniz’den gelenlerin şimdi Van’da sanayici olarak yaşamlarını sürdürdüklerini ve Van’da oto tamir, kaporta ve boya işlerinin bunlar tarafından yapıldığını da ilave etti.
Sevgi İklimi: Şiir…
Yaklaşık bin kilometre yol kat edip yorulmamıza değdi Van seyahati. Aydınlık, sıcak bir Van sabahında kahvaltı yaparken keşke şu sevimsiz muhtıra haberi gelmeseydi dediğimiz oldu. “Darbe olacak mı, asker yö! netime el koyacak mı?” tedirginliğinin seslendirildiği Van’da bu güzel iklimi doyasıya yaşayamadık. Zaten darbe böyle bir şeydir. Güzel düşlerin orta yerinde çıkıp gelir ve tüm zerrelerinize sirayet ederek adeta nefes almanızı güçleştirir, yaşamaktan bezdirir. Kimseye yar olmaz darbeler. Üzerinden zaman geçtiğinde kudretli öncülerini yiyerek başlar işe. Acılardan, sürgünlerden, işkence ve hapislerden başka bir karşılığı yoktur darbelerin.
Neyse ki Mehmet Çelik yetişti imdadımıza. İskele Öğretmen Evi’nde Ağabeyi Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş misafirlerine Üstat Sezai Karakoç’un şiirleri ile seslendi. Darb! enin zıttı sorulsa buna şiir demek mümkündür kanaatimce. Duyguların en usta anlatımlarla harman edildiği, sevgi iklimi, merhamet iklimi şiir. Hele bir de bu şiiri Mehmet Çelik’in kederli sesinden dinleyip gözlerine bakarken o dünyaya girmeye çabalarsanız şiir anlamını bulur. Kardeşi Mehmet, şiir okurken büyük bir dikkat ve saygı ile dinleyen Bakan Hüseyin Çelik, bir de Üstat Sezai Karakoç şiiri rica etti. “Sevgiliyi de okur musun Mehmet?” Şiirin hakkını verdi Çelik Üstat, her zaman olduğu gibi. Başka diyarlara göçüp gittik, o kasvetli havadan sıyrıldık bir süre. Sonra Yardımcı Doçent Doktor Metin Barlık’ı anmamak insafsızlık olur. Doğrusu, sahneye çıktığında “Bu adam ne söyleyecek! ?” diye merak ettiğim Barlık, ustalığını öylesine konuşturdu ki, sonunda mahcup etti beni. Türkü okudu, Anadolu’nun değişik yörelerinden bir seçinti yaptı. Esprileri ile salondakileri gülmekten kırıp geçirdi. İngiltere’de bulunmuş Abdullah Bey, heyeti sabah kahvaltıya davet edince ondan şöyle bir ricada bulundu¨”Sen İngiltere görmüş adamsın, haydi davetini İngilizce yap”. Abdullah Bey, İngilizce söze başladı, kimi zaman tökezledi, Metin, nüktedanlığını konuşturdu. Bakan Bey, buna çok güldü.
Arvas-Çelik Ailelerinin Mutluluğu
Van Gölü, bir de Arvas-Çelik Aileleri’nin mutluluğuna ev sahipliği yaptı. Bakan Çelik’in yeğeni Fati! h, Aysel Hanım ile hayatını birleştirdi. Göl kenarında kurulu DSİ Tesisleri’nde Türkiye’nin dört bir yanından gelip dostlarının bu mutlu gününü paylaşan binlerce insan halaylar çekti, türkülere eşlik ederek eğlendi. Bakan Çelik, bu vesile ile görüşemediği dost ve akrabaları ile tek tek ilgilendi. Özelikle bakanlığının merkeze oturtulduğu muhtıradaki iddialara CNN ve NTV’de verdiği yanıtlardan sonra gönül rahatlığı ile Vanlı hemşerileri ile hasret giderdi.
İstanbul’a Bakıp Gündemi Anlamak
Geçtiğimiz haftayı Ankara-İstanbul-Van üçgeninde noktaladık. Van’a giderken muhtıra ihtimali yoktu kafamızda. Demokratik kültürün yerleştiğine, kuvvetler ayrılığı ilkesinin aradan geçen seksen seneden ! sonra kurumsal bir ciddiyete kavuştuğuna olan inancımız tamdı sanırım. “Burası Türkiye, her an her şey olabilir” ironisini haklı çıkartan gece yarısı muhtırası bir parça ağzımızın tadını bozsa da; Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını İstanbul’da daha net gördük. Çocukluk arkadaşımız Ahmet Aydoğdu ve Sevgili Dostumuz Özcan Aksaç ile Bakırköy’de gezerken sokağın, Özgürlük Meydanı’nın, kalabalık alışveriş merkezlerinin bu tartışmaları çoktan geride bıraktığını görerek Üstat Çelik’in “Endişeye mahal yok” sözündeki haklılığını tespit ettik. G! ürül gürül akan bir insan seli İstanbul…Bağr
u305?nda her farklılığı bir zenginlik unsuru olarak besleyip büyütüyor. İnsanların öncelikleri arasında daha iyi bir yaşam en ön sırada yer alıyor. Demokratik, özgürlükçü, korkularına yenik düşmemiş, umutla yarına bakan insanların gündeminde gazetelerde yer alan endişelerin hiçbiri yok. Ankara daha resmi bir yüz. Kravatlı adamlar balosunun içinde imişsiniz havası veriyor. Endişeli, soğuk ve içe kapanmaya meyyal. Umarım, daha fazla havasını solumak imkanı bulur Ankara İstanbul’un. Kasıntılarından kurtulur, rahatlar ve rahatlatır. Ahir ömrümüzün geri kalan kısmında “Acaba sabah nasıl bir güne uyanacağız?” sorusunun o belalı ve şerli çehresini düşünmek zorunda kalmayız.
Dostumuz!  Harun Karataş’la Van’da bir araya gelmek ayrı bir keyifti. İskele Öğretmen Evi’nin bahçesinde birer cıgara tüttürüp memleketi konuştuk. Harun Bey, iyi yürekli bir dosttur. Van’daki akrabalarıyla, İstanbul ve Ankara’dan gelen heyetle tanıştırırken epey iltifat etti. Allah güzel insanlarla dost etsin. İyi bir dost, hayatın yükünü hafifletir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.