Varlıkları davul zurna ile açıklanmalıdır!

bu konuda açıklama yapan liderler arasında…


Başbakan,(kendisinden) beklenen açıklamayı, salı günü yapacağını ifade etti. Bir muhabirin sorusu üzerine; “mal varlıkları davul zurna ile açıklanmaz” şeklinde beyanatta bulunan Sayın Başbakan’ın düşüncesine, yazımızın başında hemen belirtelim, katılmıyoruz.


Neden mi?
Evet, Türkiye’de başbakanların ve ilgili zevatın mal varlıklarını “davul ve zurna ile açıklamaları” gerektiğine dair, mevcut yasa ve yönetmeliklerde bir hüküm yok. Doğru. Ancak, asıl böyle bir hükmün yasa ve mevzuatta yer almamış olması doğru değil!


Nasıl mı?
Şöyle ki ;  “davul zurna ile açıklama” tanımlaması; fiili olarak yapılması gereken bir eylemi değil,  eylemde ki aleniyeti (açıklığı) ifade ediyor olması açısından söylenen ve kullanılan bir sözdür. Tabi ki açıklama, yani mal bildirimi yapılırken, davul – zurnanın yeri olamaz, ancak toplumumuzda “davul zurna” tanımlaması ile ifade edilmeye çalışılan; aleniyetin yani açıklık, şeffaflığın kastıdır…


Devleti üst makamlarında temsil eden siyasi ve bürokratik erke mensup yöneticilerin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, üst düzey bürokratların vs.; mal varlıklarının bildirimini şeffaf, açık ve aleniyet içerisinde yapmaları amaca, akla, mantığa ve vicdanlara uygun gerçekçi bir davranış olmaz mı?


Tayip Erdoğan’ın mal varlığını açıklayacağı konusundaki demecinin, çeşitli yorumlara neden olduğunu öğreniyoruz?  Gelişmelerden anlıyoruz ki, Başbakan başlangıçta Salı günü kişisel mal varlığını açıklama konusunda söz vermemiş, ancak demeci o yönde anlaşılmış. İşin giderek ülke sorunu haline gelmeye başlaması üzerine, Sayın Başbakan; “söz vermemiştim ama madem iş o noktaya geldi mal varlığımı Salı günü açıklayacağım” şeklinde yeni bir demeç vermiş.


Olayla ilgili değerlendirmelerimiz:


-Konu bu noktaya gelmeden Başbakan mal varlığını bir vesile ile kamuoyuna    açıklamış olsaydı daha inandırıcı olabilirdi. Salı günü yapacağı açıklamanın; olayın geri dönülmez noktaya gelmiş olmasından ötürü doğan zaruret nedeniyle, çaresizlikten yapılmış olacağı konusunda ki, peşin toplum ve kamuoyu yargısını ortadan kaldırmayacaktır.


-Başbakan mal varlığını, bu aşamaya gelindikten sonra istese de açıklamaktan kaçınamaz. Aksi durum, kendisi ve partisi adına müthiş puan kaybı demektir. Ancak, şimdiden söylüyoruz, her ne şekilde olursa olsun; Tayyip Erdoğan’ın mal varlığı konusunda yapacağı açıklama vicdanlarda, alkışlı değer olarak, kendisi ve AKP adına yer bulmayacaktır.


-Sayın Başbakan’ın mal varlığını açıklaması, kitlelere büyük olasılıkla inandırıcı gelmeyecektir. Çünkü insanlar açıklamayı her ne şekilde olursa olsun yeterli bulmayacaktır. Tabi, olağanüstü bir servet açıklaması olmazsa…


-Eşi, çocukları ve diğer yakınlarının mal varlıkları; açıklamada önemli rol oynayacaktır. İnandırıcı olması için, mutlaka onların mal varlıklarının da tatminkar biçimde açıklanması gerekir. Bu yapılmazsa açıklamanın hiçbir anlamı ve inandırıcılığı olmaz.


-Açıklamada gayrimenkuller, yer ve arsa olarak değil, günün rayiçleri üzerinden bedelleri belirtilmeli ve ne zaman alındıkları tarih olarak açıkça zikredilmelidir. Ayrıca mal mülk satışları yapılarak başkaca değerlere tahvil söz konusu ise, tahvili gerektiren satış işlemlerinde gerekli olan vergilerin yatırılıp yatırılmadığı belirtilmelidir.


-Başbakan, kızını ve oğlunu büyük katılımlı törenlerle evlendirdi. Yedi ile on bin arasında söylenen davetlilerin takı armağanları; Türk toplumunda yıllarca sürecek tartışmaların en büyük kaynağı durumundadır.
Davetli sayısıyla altının gram fiyatının birlikte mütalaa edilerek yapılacak hesaplamalar ve bunun Erdoğan’nın mal varlığına yansıması ayrıca takı karşılığı armağanların toplam tutarının en azdan en çoğa kadar herkese göre farklı rakamlardan oluşacak olması uzun yıllar tartışma zeminlerinde yerini bulacaktır. Bulmaya da devam etmektedir. Çocuklarının sünneti nedeniyle gelen hediye altınların hesabının bugüne kadar hala tartışıla geldiği gibi…


                                                      xxx


Burada, şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz. Kimseyi yargı kararı ile kesinleşmedikten sonra, hiçbir konuda zanlı ve suçlu ilan etmek hukuken ve vicdanen doğru olmaz.
Bu satırların yazarının da, mal varlığı konularında kimse hakkında şu ya da bu şekilde peşinen zanlı duruma düşürme ve suçlamaya dönük ima yoluyla da olsa iddiası ve çabası olmamıştır ve böyle bir çaba içerisinde de değildir.
Yukarıdaki değerlendirmeler, toplumdaki olası düşüncelerin fikir platformunda yansıtılmasıdır. Şeffaflık, açıklık ve dürüstlük adına her zaman, her zeminde ve herkes adına aranılan öğelerdir. Değerlendirmeler doğrudur yanlıştır, kararı herkes kendine göre verecektir.


Biz ısrarlıyız…
Siyasi ve bürokratik erkte olsun, devlet yöneticilerinin mal varlıkları; “davul zurna ile açıklanmalıdır”. Yani Aleniyet ve şeffaflık içerisinde kamuoyuna yansıtılmalıdır.
Tozlu raflarda, hiç açılmayacak mühürlü gizli kapaklı zarflardaki mal beyanlarının; devlette 25 yıla yakın süre müfettişlik-başmüfettişlik yapmış ve konuların içinde olmuş eski bir denetim elamanı olarak iddia ediyoruz ki; şekilcilikten öte HİÇ BİR ANLAM VE YARARI YOKTUR!


İran vatandaşı olmadığımız halde İran Devlet Başkanı Ahmedinejat’ın mal varlığını biliyoruz. Nereden biliyoruz. Açıklık ve şeffaflıktan yani mal varlığının davul zurna ile açıklama tanımına uygun olarak açıklanmış olmasından.
İran’da devlet yöneticilerinin mal bildirimlerinin yargı erkine açıkça yapılması zorunluluğu var. Ahmedinejat’ın mal varlığı:
“Müstakil bir ev, 1979 model (27 yaşında) peguot (pejo) marka binek otomobil, üniversite hocalığından gelen aylıklarının yer aldığı bankadaki parası(hesabı).” (haber basından) Kısaca İran Devlet Başkanı’nın bir evi ve bir arabası var.


Yolsuzluklar konusunda, halen dünyada ilk sıralardaki ülkeler arasında yerini koruyan bir ülkenin bireyi olarak; tabandan tavana bürokraside (namussuzlar, karaktersiz ve şerefsizler dışında) nasıl milyonlarca çalışan, devletin vermiş olduğu sınırlı aylıklar ölçüsünde yaşamlarını düzenlemiş ve hayat boyu dürüst ve şerefli kalmışsa;


Ülkeyi yönetenlerin, bizi temsil edenlerin, halkın geleceği ve kaderi konusunda karar verenlerin ve her şey için meclis kürsüsünden “namusu ve şerefi üzerine yemin etmişlerin”; en az biz sıradan vatandaşlar kadar; dürüst, namuslu, güvenilir ve onurlu olmalarını beklemek hakkımız değil mi? 


Bunu kanıtlamak ta; tabi ki seçip başımıza getirdiğimiz  yeminli siyasetçilerin birincil görevi olmalıdır!


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here