Vay high one why?

Vay high one why?

0
PAYLAŞ

Kazlar, tüm göçmenler gibi, uzun V uçuşları boyunca, menzillerini 2 misli arttıran enerji paylaşımını nöbetleşe uygulayıp, arkalarında uçanlara havanın kaldırma kuvvetini sunarak, total ekip enerjilerini eşdeğer kuvvette tüm bireylere yayıp, üzerine şefkat ekleyerek üleşirlerken… Arılar, giderek nesillerini bitirip tüketmekte olan şu obur gezegende tutunabilmek adına, üreyebilmek için onca serüvenleri ve mücadeleleri soyları adına paylaşırlarken…
Ve hepsi, mükemmel bir takım ruhuyla hayatın zorluklarına göğüs gerip, bundan hayata tutunacak enerjiler üretebilirlerken,
Ne menem bir hayvanlıktır, şu soysuz insanoğlu insanın enerjiyi paylaşamaması? Kendi egoları, kendi refahı, kendi keyfi için, diğerine yaşam, barınma, vatan, toprak, su, yiyecek, içecek hakkı tanımaması… İnsanlıktan nasibini almayanların, insanlığı ayaklar altına almaları, insaniyeti öldürmeleri ne menem bir girdaptır?
Oysa ekip çalışmasıdır, mutlak ruha birlik, beraberlik kuvvetini veren. Ekip başarısıdır sonunda paylaşılan keyif…
Öğretmenlerine yem bekleyen güvercin benzetmesi yapan o kafanın, 30’un üzerinde öğretmeni çaresizlikten intihara sürükleyen o mankafanın, halkını katleden eski Esad, yeni Esed’den ne farkı vardır? Hedeflediği ülkeyi ele geçirebilmek için, masumların, bebelerin ölmesini planlayan hayvanlardan ne farkı vardır Ramses’in, Nemrud’un, Hitler’in?
Şehitlik mertebesine erişsin diye cevaz verip, birileri istiyor diye, elalemin ülkesine askerini yollamaya kalkmaktan başka ne haddi vardır, uzaktan kumanda kabadayılığın? Kendi canlarını yeşillikler içinde saklarken, başkasının can’ıyla savaş naraları atmanın, elalemin neyiyle fasla girmekten ne farkı vardır?
Kalpten pompalanan sevginin, kılcal damarlara kadar yansıyabileceği bir bütünleşik dokuda, yoldaki tüm organların, beyin gücünden yararlanabilmesi kadar, bilekte atan nabzın, kalbe ritm vermesidir iki yönlü sevgi paylaşımı.
Sevginin paylaşılabildiği yerde, zaten bindirilmiş savaşlara, enerji katakullilerine, boyunduruklara, taşeronluklara, kanadı kırık güvercinlere ve atmacalara yer olmaz.
Çünkü paylaşıldıkça büyüyen tek şey, hava, su, toprak ve ateşten sonra 5’inci element olan sevgidir…
Ve sevgisizlerdir, kendileriyle barışık olmamalarının acısını, daha güçsüz olanlardan çıkaran hayasızlar… Dünya’yı dünyevi hırslardan dolayı bu hale getirenlerdir sevimsiz sevgisizler. Kainatın ücra köşelerinden çekim yasası gereği, başka başka kılıklara girip, gezegene sızan şer güçleri, teker teker deliğe süpürülmedikçe, değil baş döndüren şu yuvarlak Dünya’ya, tedricen büyümeye çalışan Kainat’a bile rahat yok, içi çıfıt dolu negativizm’den…
Sevgiyle zengin olamazsınız… ama hiçbir mevkiyle sevgiye bürünemez, hiçbir zenginlikle sevgiyi satın alamazsınız… Sevgi sadece, en azından, yukarıda ismi geçen hayvanlardaki kadar, insani değerlere sahip olmayı öğretir insansılara…
Hava, su, toprak ve ateşin olmadığı nice gezegende sevgi yeşerebilir… Kainatın her yerinde aynı kalitesiyle barınabilir… Ulaşabilene sevgi enerjisi yeter…

BİR CEVAP BIRAK