“Veda” filmi üzerine

Hele o karakter Atatürk gibi sıra dışı bir kişilikse, yönetmenin de oyuncuların da işi çok zor, beğendirmek mümkün değil. O zaman da bu filme özgü olarak verilme kaygısı taşınan doğru mesajların değeri, film ile beraber sığlaşmaya yüz tutuyor ve kısırlaşıyor ne yazık ki… Kutlu yürüyüş yapanların yürütmelerini seyrediyoruz boş meydanlarda o zaman.

Bir mimiğin becerilememesi bile sırıtıyor ve filmin tamamını etkileyip, tadını kaçırıyor. Beş saatte yapılan makyajlar mükemmel olsa bile – ki değil – “ o keskin, delici ve derin bakışları” izleyiciye veremeyecekseniz ne kıymeti var birebir canlandırma amaçlı çabalarınızın? Silüet olarak oynatsaydınız daha iyiydi, en azından ironik olurdu…Lüzumsuz uzayan temalar var ama bütünlüğü kapsayacak destanlar verilememiş…

Resmi tarihin dogmatik sınırlarında kalmış olması ve birilerine bir takım mesajları verme kaygısı da alenen hissettirilince total kalite şansını yitiriyor film. Oysa kronik ön yargılı bir Ata karşıtı zaten gitmezki bu filme… Gitse de sadece içki sahnesini ve Fikriye’ye başını açtırış sahnesini dolayacaktır diline… Atatürk düşmanına film yoluyla bir şeyler öğretilemez ve iflah edilemez ki… Onu seven kitleyi hedefliyorsan o zaman da film malumun ilanı, körler sağırlar sınırında… Bilinmedik yeni bir boyut ve heyecan yok.

Peki o zaman bu filmin hedef kitlesi kim ve yapılış amacı ne ? diye sorarlar insana… Bu soruya, “mevcut siyasi gidişata gösterilen tepki oylarını toplama amaçlı temcitvari ve ticari bir rüzgar elde edebilme ihtimali” diye dürüst cevap verilmeli. O zaman da, Ata yine kullanılmış olmuyor mu? Güncel gaflet ve delaletlerden medet umulmuş olmuyor mu? Hem de asla tam yansıtılamadan. Aydın bunu yaparsa loşluğa hizmet etmiş olmuyor mu peki ? “Total kaliteli” bir gerçek aydınımız ışımayacak mı bizim? Tevazu maskeli bir popülizmin ve maddeye tahvil beklentinin peşinde olmayan, beğenilme güdüsü doymuş, şişirilmemiş, evrensel bir sanat adamımız parlamayacak mı? İçine tükürdükleri sanat yoluyla dahi ayar verilemeyecek mi kutlu yürütmeye? Koşa koşa iktidar kahvaltısında yer alarak olmuyor sanatçı duruşu. Kendinizi kullandırıp, çakma bir statüye asaleti satıyorsunuz, sıradanlaştırılmasına hizmet ediyorsunuz tutunulacak değerlerin.

Bu film de işte öyle, başından sonuna kadar, “ birileri ya beğenmezse, ya resmi tarihin dışına taşarsa” endişesi ile bir nevi “control frick” baskı altında, güya eleştiriye kalkanlı şekilde çekilmiş. Ana eleştiri bu olmalı oysa… Hür çalışılamamış. Engin bir adam ufuklardan taşırılamamış. Yazarla ve yönetmenle başlayan zorlama, oyunculara kadar yansıyor… Bu tür özensiz filmler, bilgilerle donanmış tahayyül gücüne dayalı imajları deforme ediyor anca… Al sana karşı mihraklara sakız…

Ya da, Atatürk karakteri başlı başına zor bir karakter ve nasıl yansıtılacağı kotarılamıyor. Yabancı yapımcıların bu işe yıllardır bir türlü soyunamamasının temel sebebi de bu olmalı. Can Dündar’ın Mustafa’sı zaten başlı başına güdümlü görünümdeydi, Zülfü Livaneli’nin Veda’sı da ona cevap kaygısıyla yapılmış ve o kaygının gölgesinde kalmış içi doldurulamamış bir rövanş görünümünde. Doğal olsun düşüncesi doğallığı deforme etmiş. İnsani yönleri yansıtılsın şartlanması gerçek kişiliği gölgede bırakmış. Buna bir Atatürk filmi demek için senaryo yavan kalmış. Bu mudur o dopdolu hayattan yansıtılabilecekler? Niye yaptın bu filmi Zülfü hocam? Niye ona yakışacak bir destanı taşıyamadın beyaz perdeye? Yapılan onun hayatından kesit desen değil, özlenen Atatürk’ü özleyenlere vermek desen o da değil. Bir Atatürk filmi hiç değil. Tüketmeye teşne ortamlarda cevher tavında dövülmezse öğütülür ve tüketilir. Tüketiciler de her zaman aportta…

Duygusal anlamda etkilenmedim diyemem, ama etkilenmem filmden dolayı olmadı, yaşadığı acılar ve ölümü sarsıcı. Zaten filmi çarpıcı yapmak için de bu sahneler direk kullanılmış. Hepimizin bildiği vasıflarının ve gerek kendi ettiği gerekse onun için edilmiş ezberlenmiş kelamların filme katık edilmesi, “yeni bir şeyler göreceğim” bekleyişini törpülemiş ve işlenmeye çalışılan “Atatürk’ün insani yönü” temasını beslememiş… Kısacası doğallık zorlanmış. Çıkan sonuç, “ ölümlü Atatürk !”

Atatürk’ün bıyık altından gülüşüne, intikam hırsıyla dolu bir bakışına aşina değiliz, bunun verilmeye çalışılması bir farklılık, ama o zaman, nerde kişiliğini yansıtan o derin anlamlı bakışlar diye de arıyorsunuz gayri ihtiyari… Bulmanız mümkün değil. O zaman olmamış Veda… Varsın olmasın Veda… Filmin ismi bile temayla örtüşmüyor.

Film özetle, resmi tarih olarak bildiklerimizin üzerine dar kurgular yapılarak kotarılmış. Tabulaştırmama çabası ile değerini verme gereği arasına sıkışılmış. Profosyonel bir yönetmenlik ve harikalar yaratan oyuncular gibi bir tad ne yazık ki alamadım. En iyi oynananlar çocuk Atatürk ve delikanlı Atatürk rolleri, bir de Fikriye… Kostümler abartısız. Bazı aksiyon sahneleri batılı emsallerinin yanında çok basit kalmış, böylesine bir filmin çapını etkilemiş ve filmin içeriğine yakışmamış. Demek ki her babayiğidin harcı değil Atatürk’ü yansıtabilmek… İyi niyet yetmiyor…

Metin Sözüçetin 27.02.2010

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.