Venezüela’da vaziyet boktan!

Venezüela’da vaziyet boktan!

0
PAYLAŞ

Popülist lider Chavez’in ölümü ardından Başkan seçilen halefi Nicolas Maduro Moros‘un bugünlerde baş ağrısı Venezüela halkının def-i hacet sonrasına dair ¨popo temizliği¨ oldu.
Başkanın işi gücü sosyalist devrimi tamamlamak olduğu için halkının ¨kıçıyla¨ uğraşacak zamanı yoktu, elbette…
Bu kadar ¨boktan bir mevzuda¨ siyaset yapıp ekonomik kararlar almak burjuva işiydi, kapitalislerin ekmeğine yağ sürmekti, ayrıca o kahrolasıca Amerikan Emperyalizminin oyununa gelmekti; o yüzden tuvalet kâğıdı sıkıntısını göz ardı etti.
Tuvalet kâğıdı deyip geçmeyiniz, alimallah hükümet devirir, isyan çıkartır.
Venezüela’da tuvalet kâğıdı karaborsaya düşer düşmez bu mevzu da uluslararası medyanın diline hemen düşecekti; zira dişe dokunur bir haberdi.
Aylar evvelinden belliydi tuvalette temizlik sıkıntısının çıkacağı…
Muhalefet uyarınca iktidar, iktidar olmanın gereğini yerine getirip karşı tarafı susturdu.
Önce süt, ardından tereyağı ve mısır ortadan kalkmıştı, raflarda bulunamıyordu.
Raflarda bulunamıyan bir sürü malın arasında KAHVE’nin de yoklar arasına karışması kafaları karıştıracaktı.
Venezüela, ki dünyanın ciddi anlamda kahve üreticisi bir ülkesiydi, nasıl olur da halkına kahve arz edemezdi?
Ama iktidara bakılırsa, bunların karaborsaya düşmesi ve ortalıktan yok oluşu hep kapitalistlerin suçuydu.
Zira kapitalistler Venezüela’da Bolivarcı bir Latin sosyalist devrimini istemiyordu, hükümeti zora sokup devirmek için elbette piyasada mal sıkıntısı yaratacaklardı; iktidarın propagandası işte bu yönde bir süre devam etti.
Fakat, iş gelip de halkın poposuna dayanınca feryat figân olan ahaliyi susturması kolay olmayacaktı.
30 milyon nüfuslu ülkede aylık tuvalet kâğıdı tüketimi 120 milyon adet rulodur. Demek herkes ayda en az 4 rulo tuvalet kâğıdı tüketmektedir; haftada bir rulo…
Kıyas meselesi!
Haftada bir rulo bu işe yeter mi, bu rulosuna bağlı diye konuşulacak ciddi bir soru işaretidir; geçelim…
Demek Venezüela halkı günde birkaç kez hela ziyareti yapıyordu.
Bir kere bu kadar çok tuvalete çıkmak zaman kaybıdır, toplumsal üretim sürecinin içine eder; olmaz, sosyalizme aykırıdır!
¨Bu kadar çok kaka yapmak sosyalizme zarar verir¨ diye bir Leninist, hatta Stalinist, ve dahi Maoist vecize var mıdır amacıyla literatür karıştırıldı, lakin bulunamadı.
Bir bulunsaydı, ¨Mao diyor ki fazla kaka yapmak küçük burjuva hastalığıdır, iyi bir sosyalist az kaka yapar!¨ diye ferman salınacaktı; ama olmadı.
¨Tütün devrimcinin arkadaşıdır!¨ diye yazan sosyalist romancı Jack London oldukça, buna benzer ferman duymak da mümkün değil midir?
Tuvalete giden Venezüela halkı temizlik için Osmanlı usülü ibrik kullanmak ve suyla tâharat almak gibi bir alışkanlığı da bilmediğinden artık eline ne geçerse ona buna silinip durdu; ortalığı lâğım kokusu kapladı.

Tefessüh hâd safhadadır ve hükümet petrol gelirinden karşılanmak üzere pahalıya tuvalet kâğıdı ithaline razı olmuştur.
Venezüela’da şimdi aylık 120 milyon ruloyu karşılamak üzere Chavezci hükümet ithalata razı olmaktan başka çare bulamıyor. Ülkenin tuvalet kâğıdı üretici bir fabrikası dahi yoktur.
Sadece tuvalet kâğıdı değil, 760 bin Ton gıda maddesini de ithal etmek zorundadır.
Tuvalet kâğıdını kullanmak için önce 760 bin Ton gıdanın gırtlaktan geçmesi, sonra midede hazmedilmesi, ardından barsaklarda emilmesi gerekir ki güyâ sosyalist olduğunu söyleyen halkçı Başkana oy vermiş asil ve nâdir Venezüela halkının ¨toptan kakası¨ gelsin…
Yemeyen çıkaramaz!
Şu günlerde, Venezüela kahrolası emperyalist Amerika’da tuvalet kâğıdı üretici firmaların kapısını aşındırıyor, acilen ucuza ve Başkent Caracas Limanı’nda teslim edilecek mal siparişi için fiyat veriyor.
Lakin Amerikan emperyalistleri de hazır kucağımıza düştüler diye ne zamandır petrol fiyatlarıyla habire oynayan, böyle yaparak güyâ devrimcilik hâzzına ulaşan Venezüela’nın Bolivarcı-Halka bol keseden vaat veren siyasetini cezalandırıyor.
Benzer bir durumu T.C’nin 40. ve 42. hükümeti olan Ecevit iktidarları zamanında biz yaşamıştık. Ortalıktan yağ, şeker, tuz, un, tüpgaz, mum, ampül, gibi temel ihtiyaç malları kaybolmuş, iktidar işverenler örgütü TÜSİAD‘ı karaborsacılıkla suçlamış, TÜSİAD ise hükümeti devletçi politikalar yüzünden bu duruma düşülmekle itham etmişti.
Benzer şeyin bugün Venezüela’da yaşandığı aşikârdır, zira serbest piyasaya ait fiyatları halk lehine ucuz tutmak için denetleyen bir iktisadî siyasetin sonucu budur.
Halk ucuza alsın diye düşük tutulan fiyat, o malın ortadan kalkmasına neden olacaktır.
Bu basit ekonomi sorusuna cevap veremiyen talebeyi, dünyanın her yerinde, her hangi bir İktisat Fakültesi’nde, hemen sınıfta bırakırlar.
Şimdi sınıfı geçemeyip ikmale kalan Caracas Hükümeti, dersini çalışmak üzere yaz tatiline girmiştir.
Umarız ki dersini iyi çalışır ve şunu aklından çıkarmaz:
Tuvalet kâğıdı sıkıntısını gideremezse, öyle böyle değil, ¨vaziyet boktandır!¨

________________________

* Mahout ŞENOL, msenol34@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK