Vermek vermemek

Vermek vermemek

0
PAYLAŞ

Sevdiklerime armağan vermeyi pek severim. Almayı bilene canım feda. Bu yolda garip işler de gelmiştir başıma. Ona çok sevdiği çiçeklerden bir kucak götürüyorsunuz. Kapıyı açar açmaz soruyor: “Bu pahalı çiçekleri ne diye aldın?” Öldürse daha iyiydi. Alnınızın tam ortasından vursa. O zaman birilerine bir şey alırken çekinmeli miyiz? Sizi bilmem ama ben bildiğim gibi yaşamaya alışmışım ve başkalarına göre yaşayan insanlardan hep tedirgin olmuşum. Ben kurallarımı kendi bilincimden, kendi dünya görüşümden, kendi bakış açımdan türetirim. Altmış sekiz yaşına kadar böyle yaşamış birinin bundan sonra değişeceğini ummak boşunadır. Armağan vermek toplumsal bir gerekliliktir kimileri için. Yıldönümlerini unutmamak gerekir. Bir yakınınıza olmadık zamanda bir armağan verdiğinizde sevineceğine şaşar da doğum gününde armağan almadıysanız yüzünü bir hafta devirir. İnsanoğlu içtenliklerin yerine yapaylıkları koyup rahatlamıştır. Ben içimden geldiği gibi yaşarım. Bakarım önümde pek ama pek güzel bir bardak pırıl pırıl parlıyor. Bunu ona almalıyım derim, alır çıkarım. Aldığım şeyin ucuz mu olduğu pahalı mı olduğu beni hiç ilgilendirmez. Param varsa ucuzdur, param yoksa pahalıdır.

İnsanların birine armağan verirken “Gerçekten hiç önemli değil, gördüğünüz gibi maddi bir değeri yok” demeleri çileden çıkarır beni. Bana bunu yaptıkları zaman, bağışlayın, eşek yerine konmuş duyuyorum kendimi. İyi de bana armağan vermek zorunda değilsin, bana armağanın ucuzunu yakıştırman ayıp olmuyor mu? Çok mu değersiz gördün beni de sana senin için en uygun olanı yani en ucuzunu veriyorum gibi havalara giriyorsun. Bana ne verdiğin şeyin kaç para ettiğinden. Sen ver, ben üç kuruşluk da olda üç liralık da olsa onu senin elinden almanın heyecanını yaşayayım. “Ah ne güzel, Hüsam bana çok pahalı bir armağan verdi, su içinde kırk milyon eder” gibi tepkiler gösterirsem eşeğim. Yani dostlarım, bir insanın bir insana ucuz armağan vermekle şişinmesi kadar aptalca bir şey düşünemiyorum. Korkunç bir saygısız insan davranışı. Ben senden armağan mı istedim ki gidip ucuzunu ya da pahalısını getiriyorsun.

Bazı dostlarımız biliyorum armağanı rüşvetle karıştırıyorlar. Armağan vermek nasıl büyük bir güzellikse rüşvet vermek o kadar büyük bir çirkinliktir. Rüşvet almanın çirkinliğiyle rüşvet vermenin çirkinliği arasında bir ayrım yoktur. Rüşvetle armağanı birbirine karıştırdınız mı ahlaklılıkla ahlaksızlığı birbirine karıştırmış olursunuz. “Kaz gelecek yerden tavuk esirgememek” denen bir iğrençlik vardır. Bir de bakarsınız adam size paketi uzatıvermiş. Ben hiç böyle bir durumla karşılaşmadım. Rüşvet getirecek yerde olmadım pek. Mimar Sinan Üniversitesi’nin Devlet Konservatuarı’nda görev yaptığım yıllarda bir ara kültür eleme sınavı koymuştuk, o zamanlar can sıkıcı öneriler geldiği oluyordu. Çocuklardan biri sınavı geçememiş. Ana oğul karşıma dikildiler. Güzel bir kadın hem de süslü. Kardeşim olsun. “Yıllarca ben oğlumun bu okula gireceğini düşledim durdum. Bu düşümün gerçekleşmesi için veremeyeceğim bir şey yoktur.” O güzel hanımı bir güzel kovaladım. Ben rüşvet almadığı için süründürülmüş bir babanın oğluyum. Bana rüşvet vermeye kalkacak adamın alnını karışlarım. Kendi çocuğunuza armağan verirken bile onu sevindirmenin dışında bir amacınız varsa, örneğin onu kendinize bağlamak için armağan veriyorsanız, hiç savunmayın kendinizi, çok çirkin bir iş yapıyorsunuz. Ayrıca o böyle bir amaçla ona armağan verdiğinizi anlarsa ahlakını gevşetebilir. Bir ikincisini elde edebilmek için size kumpaslar kurabilir.

Ben birine armağan verdiğimde o bunu rüşvet diye algılıyorsa son derece çirkin bir konumda demektir. Demek ki işin içinde benim bilmediğim bir şeyler var. Adam size yemeğe geliyor, önüne koyduğunuz yemeği istemeden yiyor, rüşvet yer gibi zorlama yiyor. İyi ama sevgili kardeşim senin de görevlerini bir doğallıkta gerçekleştirmen gerekmez mi? Her neyse, ne yaparsa yapsın. Kimseyi gereğinden çok düşünecek değilim. Bazı ilişkiler zor ilişkilerdir. Ben apaçık bir adamım. Neremden bakarsanız öbür yanımı çok rahat görürsünüz. Birileri öyle istedi diye ben yaşam biçimimi değiştirecek değilim. Ben de onlar gibi mi yapayım yani? “Rüstem’ciğim, sana bir armağan aldım ama, eğer yalanım varsa şuradan şuraya iki adım atamayayım şeker kardeşim, bu o kadar ucuz ve o kadar değersiz bir şey ki, tıpkı senin gibi canım kardeşim, bu yüzden armağanımı rahat rahat alabilirsin iki gözüm biraderim…” Yaşamı ahlaksızlığa göre değil de ahlaka göre, güvensizliğe göre değil de güvene göre, sevgisizliğe değil de sevgiye göre düzenlemediğiniz zaman çok sıkıntı çekersiniz, kendi dünyanızı da başkalarının dünyasını da kepaze edersiniz. İnsana inanmanın getireceği iyilik insana inanmamamın getireceği iyilikten çok daha değerlidir.

BİR CEVAP BIRAK