“Vicdanı olan herkesi Kaz Dağları’na desteğe çağırıyoruz”

Çanakkale Belediye Balkan Yardımcısı, Su ve Vicdan Nöbeti Komisyonu kurucu üyelerinden Ziraat Mühendisi İrfan Mutluay, Kaz Dağları’ndaki siyanürlü maden aramalarına karşı vicdanı olan herkesi desteğe çağırdı. Mutluay, Kanadalı şirketin aldığı teşvikten katlettiği ağaç sayısına kadar pek çok üsulsüzlük de olduğunu belirterek, karşı söylemlerin yalan propaganda olduğunu, bu projenin diğer doğa katliamlarını durdurabilmek için mutlaka iptal edilmesi gerektiğini söyledi.

Geçen Perşembe görüştüğümüz İrfan Mutluay, sorularımızı üöyle yanıtladı;

-Son durumu anlatır mısınız?
– Bugün bizim nöbetimizin 14’üncü günü. 26 Temmuz’da 13 kişiyle başladık. onlar, yüzler, binler oldu. Ayın 5’inde de “Büyük Su ve Vicdan Buluşması”yla onbinler oldu. Zor şartlar altında ormanın ortasında toplandılar, su ve yaşam hakkını savunmak için maden alanına yürüdüler. Barışcıl bir şekilde bu cinayete tepkilerini gösterdiler, çok duygusal anlar da yaşandı. Sizler de tanık olmuşsunuzdur. O vahşet görüntüsünde ağlayan, gözyaşlarını gizleyemeyenler de oldu.

Biz bir farkındalık yaratmak istedik. Burası Çanakkale’ye 30 km uzaklığında bir yer. 15 yıl önce bu konuyu dile getirmeye başladığımızda soyut bir kavram gibi geliyordu. Kirazlı’da, Balaban’da siyanürlü maden arama sonucu suyumuzun kirleneceği pek umursanmıyordu. Biz buraya onbinleri taşımayı başardık. Kafilelerle insanlar geliyor. Çadır sayısı şimdiden 200’ü geçti. Gördüğünüz gibi bir sirkülasyon var. Her geleni o bölgeye götürüyoruz. Her gelen bir yerlere dokunuyor. Bu yalnız Çanakkale değil ülke sınırlarını da aştı. Şu anda dünyaca ünlü sanatçılar, sinemacılar, yazarlar, gazeteciler yanıt vermeye başladı. Bu olumlu bir gelişme.

– Ya hükümet kanadı?
– Artık bu noktada devleti yöneten erkin sessiz kalmayacağını düşünüyoruz. Bir sonuç almak istiyoruz. Çünkü fotoğraf çektirdik. Bu bölgede 30’a yakın altın ve gümüş madeni var, diğer madenlerle birlikte Kaz Dağları ve yöresinde 40’ın üzerinde metalik maden araması yapılıyor. Eğer bu felaket burada durdurulamazsa bunun arkası gelecektir.

– Hükümet kanadı sesiizi duyuyor mu?
– Kısa sürede sonuç aldığımızı düşünüyorum. Bu belki burada olmadı ama Havran’da yapılması planlanan altın madeni işletmesinin durdurulduğunu en azından toplantısının iptal edildini öğrendik, bence buradaki direnişin bir yansımasıdır. Karşılığını bulmuştur. Umarım bu karşılık burada da olacaktır. Biz bu işe kararlılıkla devam edeceğiz. Maden arama faaliyetlerini durdurana kadar… Kamuoyu desteğini almamız önemliydi. Şunun altını çizmemiz gerekir ki barışçıl kimliğimizi korumak zorundayız çünkü biz yaşamı savunuyoruz. Onun için yaşamı savunan insanlar şiddet yanlısı olamaz. Biz bu amaçla tuğlaları üst üste koyduk, kimsenin gelip tekme atmasına da izin vermeyeceğiz.

– Karşı söylemleri de özetler misiniz?
– Bir, “Kesilen ağaç sayısı 13 bin 400” dediler. Biz herkese söylüyoruz. Burada 204 hektar alan kesildiğini saptadık. Onlar da ÇED Raporu’nda 220 hektar keseceğiz diyorlar. Birbirine yakın rakamlar. Ağaç katliamı yapılacak alan iki milyon 40 bin metre kare yapar. Bunu 13 bin 400’e böldüğünüzde dekara düşen ağaç sayısı 6,5. Yani 33 m kenar uzunluğu olan olan kare düşünün. En zayıf gördükleri ağaçları sayalım. Buradaki ağaç sayısıyla net verilerimiz var. Tarım Orman İş Sendikası ve Türkiye Ormancılar Derneği’nin hazırlamış olduğu bir rapor var. Bölme bölme kesilen alanlar çıkarıldı, kesilen ağaç sayısı 600 bindir. Yalnızca 313 nolu bülgede 32 bin ağaç kesildiğini biliyoruz.

İki, “Burası Kaz Dağı değil. Kaz Dağı 40 km uzakta” diyorlar. 18 Mart Üniversitesi’nin ünemli akademisyenlerinde Murat Türkeş ve Talat Koç hocaların 2014’teki bilimsel çalışmalarına göre buralar Kaz Dağları yöresi olarak geçiyor. Başka bir şey daha söyleyeyim, ben ziraat mühendisiyim ve buranın marka değeri ürünleri var. Ezine peyniri, Bayramiç elması coğrafi olarak “Kaz Dağı ve çevresindeki hayvanlarından üretilen ürünler” olarak tescillidir. Üretim bölgesi olarak Ayvacık, Bayramiç, Çan, Ezine ve merkeze bağlı Kurşunlu, Karacaören ve Kirazlı’nın adı yer alır. Devletin resmi belgesi burayı Kaz Dağı yöresi olarak kabul eder. Eğer siz burayı metalik madenciliğe kurban ederseniz, sizin uluslararası bir markanızı yok etme gibi bir sonucunuz olur.

Üç, şirket “Biz burayı ormanlaştıracağız. 5 milyon lira da para verdik” diyor. Bu ağaca kapitalist gözle bakmanın bir yansımasıdır. Ekonomi değeri olarak bakarsanız bir ağaç sanayideki kerestedir. Fakat bir ağacın foksiyonel değerini bilim saptayamıyor bile. Solunum, karbon eminimi, iklim değişimine ve erozyona karşı yararları, su kaynakları, insan ve hayvan sağlığı, toprak ve tarıma katkıları gibi pek çok yararını üst üste koyarsanız bir ağacın değeri çok büyüktür. Yeniden ormanlaştırma sözü de bşnlerce yıllık süreçte oluşmuş bir eko sistemi ortadan kaldırıyorsunuz. Yok ettiğiniz bir yaşamdır burada. Bunun yanısıra siyanür kullanıyor ve ağır metalleri açığa çıkarıyorsuz. Su kaynaklarını ve toprakları zehirliyorsunuz. Bunu nasıl telafi edeceksiniz_ Bu söylemleri çürütülmüştür. Hüç bir haklı yanları da yoktur.

“Biz katma değer yaratıyoruz” diyorlar. Bunu da hesapladık. Bunların çıkaracakları altın ve gümüş miktarları ÇED Raporları’nda var. 495 bin ounce altın. 3 milyon 6 bin once gümüş deniliyor. Maden Yasası’na göre burada Türkiye’nin alacağı pay işletme burada kurulursa yüzde 2, kurulmazsa yüzde 4. Biz yüzde 4 üzerinden hesapladığımızda Türkiye’nin alacağı pay yalnızca 172 milyon lira. Çanakkale Belediyesi’nin yapacağı hüzmet binasının ederi kadar. Bunun karşılığında Kanadalı şirket burası 2. bölge olmasına rağmen 5. bölge teşviği 865 bin lira aldı. Kirazlı Köyünde bir mandıra kurmaya kalksam 2. bölge teşviği alacağım. Onlar burada Güney Doğu teşviği almışlar.

– Bu projenin durdurulma olasılığı var mı?
– Tabii var. Çanakkale Belediyesi olarak yargılamanın yeniden yapılması için dava açtık. Çünkü bilirkişi raporunda imza ve ağaç kesimindeki sayı ile ilgili. Bizlerinde önereceği isimlerin yer alacağı bir komisyon kurulmasını talep ediyoruz.

-Hükümet yanlılarından da size destek var mı?
– Var tabii. Resmi olarak dillendirmeseler de küçümsenmeyecek bir sayı. Biz “su ve vicdan nöbeti” diyoruz. Yapılan iş vicdansızlıktır. Vicdanı olan herkesi desteğe çağırıyoruz. “Bizim de vicdanımız var” diyoruz.

Faruk Eskioğlu ile Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı, Su ve Vicdan Nöbeti Komisyonu kurucu üyelerinden Ziraat Mühendisi İrfan Mutluay (Fotoğraf: Aykan Özener)
(Fotoğraf: Aykan Özener)
(Fotoğraf: Aykan Özener)
(Fotoğraf: Aykan Özener)

 

(Fotoğraf: Aykan Özener)
(Fotoğraf: Aykan Özener)
(Fotoğraf: Aykan Özener)
(Fotoğraf: Aykan Özener)
(Fotoğraf: Aykan Özener)
(Fotoğraf: Aykan Özener)

 

(Fotoğraf: Aykan Özener)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.