Vietnam sosyalizminden bana kalanlar…

Vietnam’daki günlerim vize sorunlarıyla boğuşarak geçiyor, hâlâ!

Bir Türk’ün İngilizce ders vermesini anlamıyorlar, sanırım… Yakında ne olacağını kestiremem, ama şimdilik günler böyle geçiyor. Bir yandan buraya yerleşmiş gibiyim, öte yandan her ân sınır dışı edilecek gibi…

Bu arada Vietnam halkını ve onların siyasal, sosyal anlayışlarını daha yakından tanımak fırsatını da buluyorum. İşte şimdi sizinle paylaşacaklarım bunlardır.
Ders verdiğim sınıfımda her yaş, cinsiyet ve sosyal gruplardan öğrencilerle Vietnam’ı konuşmaktayım; soruyorum, yanıtlar alıyorum… Konuşmalarımız, soru ve yanıtlarımız onların gelecekten ne beklediği, Vietnam’ın nereye doğru gittiği, hayatın ne olduğu üzerine şeylerden oluşuyor; basit sorular, basit yanıtlarla sürüyor…

Aldığım yanıtlar Vietnam’ın siyasal yaşamına dair izleri de beraberinde getiriyor.

Farkına vardım ki hemen tüm öğrencilerim Vietnam’ın geleceğiyle ilgili bir düş, bir hâyal ve beklenti içindedir. Bu birbirine çok benzeyen düşlerin ortak paydası, bireysel anlamda zenginliği yakalamak, rahat yaşamak ve gelecekte başarılı olmaya aittir; zengin olmayı ve evlenmeyi düşünüyorlar. Tuhaf olanı şu ki daha 20 yaşlarını doldurmamış ve deneyim sahibi olmayan tüm genç Vietnamlı kız ve erkekler aynı şeyi istiyor. Benim, otuzlu yaşımda hâlâ evli olmamamı, anlaşılır bulamıyorlar ve şaşırıyorlar… Sonradan anladım ki Vietnam’da çok çok genç yaşta evleniliyor, sonu ne olursa olsun evlilik yapılıyor. Bunun bir kültürel davranış olduğu açıktır.

Erkekler için evliliğin bu anlamda bir önemi yok, evleniyorlar ve bir yandan başka birkaç kadınla yaşamaya devam ediyorlar; Vietnam halkında bu yadırganmıyor.

Evli kadınlar için aynı şeyleri söylemek zor, onlar tamamen kendilerini aileye ve kocalarına adamış durumda kalmaya devam ediyor. Köylülüğün ve feodalizmin kesin çizgileri hâlen sürmekte… Bu nedenle fırsatını bulup yabancı bir erkekle evlenerek Vietnam’ı terk eden kadınları anlamak zor değil. Onları suçlamak haksızlık gibi geliyor, bana…

Bu konuları fazlasıyla onlarla konuşmak olanağı olmadığı gibi, siyasi konulara da gelince susmayı tercih ediyorlar; bir şeyden korkar gibi… Buradaki insanlar, bir başka 3.dünya ülkesinin insanlarından farklı değil, onlarla açık bir şekilde konuşamıyorsunuz, derhal içe kapanıyorlar…

Geleneksel yolları terk etmeden sosyalizm içinde yaşamaya devam ediliyor. Bir şey daha dikkat çekmekte: Toplumsal ilişkiler dedikodu ve söylenti üzerine inşa edilmiş gibidir… Bir büyük ülke bir köy çapındadır.

Birisine bir sır vermeye görün, ânında başkasının dudağındadır. Her şey her yerde konuşuluyor, derinliği olmaksızın, üzerinde düşünülmeksizin…
Herkes herkes hakkında bir fikir sahibi ve herkes bir şey söylüyor; doğru ya da yanlış, iyi veya kötü… Vietnam halkının birbirini dinlemek yerine karşısındaki için dedikoduya dayalı yorumda bulunmayı tercih ettiğine, burada kaldığım şu kısa sürede karar verdim.

Bu, bana kalırsa, onların sosyal ilişkilerini derinden yaralayan bir gerçeklik…

Aynı şeyi Vietnam’ın siyasal durumuna ilişkin sorular yöneltilince gösterilen tepkiden ya da tepkisizlikten anlamak olanaklı; ya hiçbir fikirleri yok gibi duruyorlar, ya da Vietnam’ın siyasal yapısından tümüyle memnunmuş gibi bir yalancı tavır takınıyorlar.

Yalan söyledikleri çok açık! Niyesini, nedenini anlamak da zor değil…

Vietnam Komünist Partisi adındaki tek partiyle yönetilen sosyalist halk cumhuriyeti olan Vietnam’ın sosyalizmi, The Economist dergisinde yayınlanmış son makaleye dayanıp aktarırsak, “Devlet sosyalizmi altındaki kapitalizm” olarak adlandırılmalıdır. Gerçek bir komünizm idealinden söz etmek zor, burada…
Devlet Başkanı ve Parti lideri, tek adam, Nguyen Minh Triet’in denetiminde olan 26 bakanlık, bir büyük kabine ve parlamento ile Vietnam, sosyalist ülke profilini çizmeye çalışıyor.

Vietnam Halk Ordusu adındaki silahlı kuvvetler de ikinci ve önemli bir güç; toplumsal yaşamı militarize eden bir değer olarak beliriyor. Bu ordunun, Çin Kızıl Ordusu’ndan esinlenerek, benzer bir yapılanma içinde olduğu siyasi değerlendirme yazılarında ortaya çıkan bir ayrıntı olarak aktarılabilir.
Tıpkı Çin Halk Kurtuluş Ordusu gibi,Vietnam’daki askerlerin de sadece savunma üzerine değil, üretim ve dağıtım konusunda sosyal yaşamın içinde bulunduğu her yerde kolayca görülebilir.

Endüstriden ormancılığa, balıkçılıktan tarıma, inşaattan toplu taşımaya kadar hemen her alanda askerler faaliyette…

2004 yılından sonra bir yeni rapor hazırlanmadığına bakarak ABD’nin Vietnam demokrasisi ve insan hakları üzerine o vakitler yayınladığı yazılara dikkat edilirse, Vietnam’ın 6 yıl evvel karnesi pek iyi değildir; zayıf ve kırık geliyordu. O günden bugüne çok şeyin değişmediği kanısı Vietnam halkıyla içli dışlı olunca anlaşılan bir gerçeklik olarak, ne yazık ki, ortaya çıkıyor.

İnsanın bu durumda yanılmış olması ne iyi olurdu!

Düşüncenin serbestçe yayınlanamadığı bir basına sahip olan Vietnam’da insan özgürlüğü şimdilik sosyalizm idealleri arkasında kalıyor.

Vietnam’dan dış dünyaya aktarılacak fazla bir şey de o yüzden geriye kalmıyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.