Vietnamlı’nın günlük sıradan işleri…

Vietnamlı’nın günlük sıradan işleri…

0
PAYLAŞ

Sanırım artık,V ietnamlı’nın, sokaktaki Vietnam insanının ne yaptığı, nasıl yaşadığını, kadınlı erkekli nelerle uğraştığını merak ediyorsunuzdur!
Açık Gazete’deki Vietnam’dan size gelen bu üçüncü “mektubumda” biraz onlardan söz etmeliyim.
Pekâla…
Burada, başlangıcından beri günlerim gelip geçerken, Vietnamlılar üzerindeki gözlemlerim biteviye devam etti ve nihayet bir sonuca yaklaştım; galiba…: Her şeyden evvel halkın her kesiminin birbirinden çok değişik yaşam tarzı var!
Mesela, ilk olarak söylenebilecek bir şey şudur: Bizim kahvaltı diye adlandırdığımız tarzda bir beslenme tarzı yok; halk, sabah ne yiyorsa, öğlen ve akşam aynısını yiyor. Dolayısıyla kahvaltı keyfi denilen bir toplumsal alışkanlıktan söz edilemez. Peki, ne yiyorlar sabah kahvaltısında, işte bunları: Midye sosu, pirinç ezmesi, balık suyu, tavuklu şehriye vesaire… Hepsi besleyici, ama bununla bir kahvaltı yapıldığını söylemek zor: Zira aynısını öğlen ve akşama da tekrarlayacaklar. Güne enterasan bir başlangıç; ama öyle…
Genellikle Uzak Asya halklarının ve Vietnamlı’nın bize ilginç, hatta biraz mide kaldıran şeyler yediğini de söylememiz gerekir: Haydi salyangoz neyse, ama solucan, deniz kurtçukları, suda yaşayan türlü böcekler, bazı haşarat cinsi… Bunlara son zamanlarda ucuz olduğu için kedi-köpek mamasının eklenmiş olduğunu da eklemeliyim! Bu yiyeceklerle günü kahvaltı-öğle ve akşam yemeği olarak geçiriyorlar… Eh, ölmediklerine göre demek besleniyorlar da…
Pazar ve piyasalarından söz edersek, önceki gün biraz meyve sebze almak üzere kent pazarındaydım; işte gözlemlerim…
Öncelikle itiraf etmeli ki, hayatımda hiç bilmediğim ve tatmadığım lezzetle tropikal meyveleri var; şaşırtıcı, etkileyici… Bunları bilmemek, tatmamak açıkçası bir eksiklik gibi geldi! Bu lezzetlerin sergilendiği yerlerin hemen yanı başında kasap kadınların, elde satır tavuk, piliç, koyun ve kuzu, keçi ve dana boğazlayıp katır kutur kestiğini görmek biraz iştah kapatıyor ama olsun…
Bir parça ürkütücü ve pek tavsiye edilmeyen görüntüler var, pazarda; bizdeki Kurban Bayramı daha az kanlı…
Bir vejetaryan olarak o sahnelere dayanamadım ve bakmadım; başımı çevirip yürüdüm.
Ayrıca, zaten anlamakta zorlanıyorum, et yiyiciler o tezgâh başlarında etlerini alırken ya da hemen orada pişirip yerken üşüşen sinekler, çevrede dolaşan kocaman böcekler arasında bunları nasıl yer, diye! Her neyse, daha fazla kanlı şeylerden söz etmeden belirtebilirim ki, hemen yeşilliklerimi ve lezzetli meyvelerimi aldım, Vietnam halk pazarından kaçar adım uzaklaştım… Bisikletler arasından kendime yol bula bula, aça aça… Zira her yer bisiklet dolu. Vietnamlı her yere bisikletle gittiği gibi, pazarına da bununla gelmiş… Sosyalist rejim bisiklet kültürünü anlaşılan düzenleyememiş, Pazar yerinin içinde motorsikletler, bisiklet ve mopetler kaynaşıyor; çarpıyorlar, düşüyorlar, akrobasi yapıyorlar, gırla gidiyor…
Bisiklet gibi bu iki tekerlekli vasıtaları niye Pazar dışında bırakmazlar, anlaması zor; demek bir kuralsızlıktır hükûm sürüyor.
Meraka düştüm, bu bisiklet cinsi ulaşım araçları olmasa bu ülkenin insanları ne yapardı, nasıl yaşardı?
Erkekler kızmasın! Genel olarak Vietnam halkına bakınca, erkeklerini tembelce yaşam içinde görmekteyim, çalışmayı pek sevmiyorlar; kadınları daha çalışkan!
Bizim erkeklerimizi andıracak biçimde kahveden dışarı çıkmıyor, “Cha da” adı verilen bir tür soğuk çay ya da bira içerek oyun oynuyor, spordan söz edip laklakla zaman geçiyorlar. Bizdeki tavlaya benzen bir tarz oyun merakındalar…
Kahvede, tavla benzeri bu oyunu oynarken, hiç konuşmuyorlar, sessiz ve düşünceliler. Sanırsınız ki dünyanın en önemli işini yapıyorlar…
Gülünç bir şeyi aktarmalıyım: Buradaki spor salonlarına yazılmış erkeklerin, içeri girdikten sonra ilk beş dakikada hızlı hızlı biraz spor, jimnastik ve benzer şeyleri yaptıktan sonra, bir kenara çekilip sigaralarını yakarak kendi aralarında sohbete daldıklarını söylersem, yeterince durumu anlatmış olurum. Spor salonunda sigara içip, iddialı konuşmalara dalan Vietnamlı erkekler!
Vietnam’ın beyler bunu yaparken kadınları, son derece meşgul görünüyor: Ev, tarla, bağ ve bahçe işleri onların üzerinde, çocuk bakımı, alışveriş, hükümete ait sorumluluklar, hepsi onların elinde… Ama onlar da Vietnam erkekleri elinde…
Vietnam’da nereye giderseniz gidin, en ufak kahvehaneden lokantaya kadar her yer kadınların işletmesi altında, ama sahipliği erkeklerde…
Kadın kadına konuşunca öğreniyorum ki genel söylentiye bakılırsa, kadınlar evlendikten sonra erkeklerinden yeterince –her anlamda- ilgi görmemekteydi, “Evlenmeden evvel verdikleri sözleri tutmuyor erkeklerimiz” denmekteydi. Ama kadınlar bunları kabullenmiş, boyun eğmiş durumda…
Ne var ki Vietnam kadınlarının, aydın ve entelektüel olanları dışında, sokaktaki kadının bu durumun farkında olmadığını söylemiyor da değiliz; her şeyin farkındalar, ama çaresizlik içindeler…
Olanağını bulan kadınlar, farkında olan kadınlardan bazıları hatta büyük bir kısmı Vietnam’a şu ya da bu nedenle gelmiş Batılı, Amerikalı erkeklerle evlenerek yaşamlarını değiştiriyor, değiştirmenin yollarına bakınıyor; bu da bir başka gerçek!
Zira, Vietnam’da her şey olabilir, her şey olanaklıdır, düşüncesi sürüyor.
Burası umursamazlığın, sadelik ve kolay yaşamın, içinde bir parça yanıltıcı, aldatıcı bir hayatın ülkesi…
Tamam, artık bir sonraki yazıda, Vietnam’ın siyasi yaşamından kesitler vermeye sıra geldi: Buraya kadar Vietnam’ın genel havasını aktarmaya çalıştım…

BİR CEVAP BIRAK