İNGİLTERE… Ya sev ya terket

Türk göçmenlerin yaşadığı hemen her Avrupa kentinde, iktidar partisinin destekçisi ya da maç kazanan futbol takımının taraftarı Türklerin, otomobillleriyle konvoylar oluşturup, korna çalıp, flama ve bayraklarıyla caddelerde tur attığına sıkça tanık olursunuz.

Londra’da da, ulusal bayramlarda, özel günlerde başkentin ana meydanlarında kutlama ya da protesto için toplanan, bayrakları, pankartları, atkılarıyla gösteri yapan Türklere de sıkça rastlanır.

Türkçe, Londra sokaklarında en fazla konuşulan yabancı dillerin başında gelir. Doktorların muayane salonlarında, resmi dairelerde, okullarda dağıtılan belge ve broşürlerde, diğer dillere ek olarak  Türkçe de mutlaka vardır.

İsminde Karadeniz’in bir kentinin adı bulunan futbol klüplerinin, işyerlerinin ya da lokantaların sayısı düşünüldüğünde, bu bölgeden gelen göçmenlerin İngiltere’de hiç de azımsanamayacak bir oran oluşturduğunu varsaymak herhalde yanlış olmaz.

O yüzden, ister istemez, Trabzon’un Çaykara ilçesinden ulaşan, popüler turizm beldesi Uzungöl’de, üzerinde Kürdistan yazan atkıyla fotoğraf çektirmek istedikleri için saldırıya uğrayan Iraklı Kürt turistlerle ilgili  son habere burada yaşayan Karadenizlilerin nasıl tepki verdiğini düşünmeden edemiyorum.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimini, Türkiye tanıyor ve yakın ilişkiler içinde. Resmi ziyaretlerde, Türk bayrağının yanında Irak Kürdistan bayrağı da dalgalanıyor. Buna rağmen, Uzungöl’deki  saldırı ardından Trabzon Valiliği tarafından yayınlanan resmi açıklamada,  Kürdistan yazılı atkı ile fotoğraf çektiren turistlere yöre halkının gösterdiği tepki ardından kolluk kuvvetlerinin müdahale ettiği, 9 Irak uyruklu kişinin gözaltına alınarak, haklarında adli tahkikat başlatıldığı bildiriliyor. Turistlerin daha sonra sınırdışı edildiklerini de öğreniyoruz.

Aşırı milliyetçi grupların azınlıklara ya da yabancılara linç girişiminde bulunma haberlerinin bu ne ilki, ne de sonuncusu. Bu tür suçların cezasız kalması da artık alışılmış bir durum.

Göçmen karşıtlığı ve yabancı düşmanlığı ülkenin hemen her yerinde yaygınlaşmakta. Özellikle de Suriyeli mülteciler, toplumda olumsuz duyguların hedefi durumunda.  S-400 füze sistemleri yüzünden Amerika Birleşik Devletleri ve NATO’ya, Doğu Akdeniz’deki gerilimler yüzünden de Avrupa, Kıbrıs ve Yunanistan’a yönelik tepkiler, zaten güçlü olan batı düşmanlığını daha da derinleştirmekte.

Aşırı sağın sokak sloganı ‘ya sev ya terket’ artık siyasetin en üstünde, lider konumundaki bireyler tarafından, üstelik yadırganmadan, fazlaca tepki bulmadan dile getirilmeye başlandı.

Asıl en ürkütücü olan da bu tür bölücü, ayrıştırıcı, nefret dolu söylemin, sadece demokrasi fakiri, popülist yönetimler altındaki ülkelerde değil, giderek çoğulcu demokrasinin beşiği olarak düşünülen yerlerde de rağbet bulması, giderek yaygınlaşması.

Trump’ın Amerika’sından, Boris Johnson ve Nigel Farage’ın İngiltere’sine, nefret ve ayrımcılık dilinin yarattığı kara gölge, Türkiye gibi ülkelerde, zaten çok çetin olan ifade özgürlüğü ve hukuk mücadelesini daha da zorlaştırıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI İÇİN
https://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.