Yaşam beklemeyi bilir

Yaşam beklemeyi bilir

0
PAYLAŞ

Çok zaman çabuk sonuç almak istiyoruz. Oysa yaşamın hiç acelesi yok. Belirtiler sabırlı olun diyor bize. Belirtileri iyi okuyanlar yetkin bilince ulaşmış olanlardır. Toplumu iyi anlamak, yaşamı doğru yorumlamak, dünyada tek geçerli usun bizim usumuz olmadığını görmek zorundayız. Adama yanlış yaptığını söylüyorsunuz. Kafasına güveniyor ve doğru yolda olduğunu söylüyor. Onu yanlışına inandırmak kolay değil. Belki de, olur ya, onun yolu doğrudur. O durumda her şeyi akışına bırakmak, yaşamın yargısını beklemek gerekiyor. Gün gelecek, yanlış olan beklenmedik bir anda açığa çıkacaktır. O kadar zamana yazık değil mi, o kadar sabır gerekir mi? Gerekir. Erken çözüm tehlikeler getirir. Çözümsüzlük de bazen bir tür çözümdür. Serseri mayın gibi yaşama dalmış bir kişinin bugün olmazsa yarın bir sert kayaya çarpması işten bile değildir. Sert kayaya çarpan kişi suçlayacak kimseyi bulamazsa “felek” diye birini yani yazgıyı suçlayacaktır. Kendimizi tanımadan birilerini ya da bir şeyleri suçlamaya alışmışız. Oysa gerçekte herkes öncelikle kendinin suçlusudur. Başımıza gelenlere bakıp birini ya da birilerini suçlayabiliriz. Ne var ki asıl suçlunun başkası ya da başkaları olmadığını, asıl suçlunun biz olduğumuzu anlayabilmemiz için doğru bakmayı öğrenmemiz gerekir.

Dünyayla bildiği gibi oynayabileceğini sanan zavallı adam ahlak yolunu izleyenleri enayi yerine koyup kolay yollar bulduğu zaman güven duygusu içindedir: yaşamın yasalarını uyutabileceğine inanmıştır. Yaşam acele etmez, yaşam sabırlıdır. Olanlara ilgisiz gibidir yaşam. İki ayaklı tilki oyununu oynadıkça açılır. Foyası ortaya çıktığında yalanlar söyler. İyi adam gösterilerine girer. Sonra gene oyunlarına dalar. Gün gelir yaşamın yasaları ödenmesi gereken faturayı sunar kendisine. Zavallı tilki meyhanede patlayana kadar yiyip içtikten sonra hesabı beğenmeyen sefilin durumuna düşmüştür. Kendisi ya da birileri onun düştüğü durumdan sizi sorumlu tutmak isteyebilir. Hakkı yenen sizsiniz ama suçlu düşen de siz olursunuz. Canım bu adam biraz ahlaksızdır tamam ama sen de bazı şeyleri görmezden gelebilseydin en azından çocukları sefil olmazdı diyenler olacaktır. Benim düşünmekten çok korkan sağduyulu halkımın her zaman zarar görenden yana ve zarar verene karşı olduğunu düşünüyorsanız aldanıyorsunuz. Bizim içimizde adalet meleğine vekalet eden bir haksızlık yılanı vardır. Genç adam ehliyetsiz otomobil sürdüğü için üç kişiyi öldürdüyse onu hapislerde çürütmek doğru mu? Bir hatadır yapmış işte. Ona ceza verdiğinizde ölenler geri mi gelecek? Onlar da biraz dikkatli olsalardı canım. En tehlikeli yanlarımızdan biri kör güce inanan ama adalete inanmayan yanımızdır.

Yaşam akıp gidiyor, bu akış çoklarına mekanik ya da aptal bir akış gibi görünüyor. Oysa doğanın ya da insanın yasaları alttan alta hiç durmadan ve hiç boşluk bırakmadan işliyor. Yaşam hiç acele etmiyor. Acele edenleri de ayrıca cezalandırıyor. Hiçbir kötülük karşılıksız kalmıyor. Yaşam öyle yapıyor böyle yapıyor sonunda faturayı kesiveriyor. Haklarınızı yiyen insanların süründüğünü görüyorsunuz, en azından çocuklarından ve yakınlarından acılar yüklendiklerini görüyorsunuz. Sakın benim bu görüşümün gizemli bir temele dayandığını düşünmeyin. Gizemcilikten oldum bittim uzak dururum. Ne var ki yanlış yaşayan yanlış sonuçlar alıyor. Hesapta yoktu, nereden çıktı şimdi bu diyecektir sefil adam. Kardeş, hesapta vardı da sen göremedin. Yanlışı doğru yerine piyasaya süren yaşam kalpazanlarının neler çektiğine şu ölümlü gözlerimizle tanık olmuşuzdur. Sonu iyi olan bir tek kötü adam görmedim ben. Sonu kötü olan bir tek iyi adam da görmedim. İyi yaşam iyi biter, kötü yaşam kötü biter. Kötüler en azından iç sıkıntılarıyla kıvranıyorlar. O kadarla kurtulsalar ne iyi.

Bu yüzden bazen çözüm diye çözümsüzlüğü seçmemiz gerekiyor: biz bırakalım yaşam kendisi çözsün. Ya çözmezse mi diyorsunuz? Çözer, bal gibi çözer. Sabırsız olmayacaksınız, bugünden yarına çözüm istemeyeceksiniz. İnsanlar genelde ahlakı yalnızca soyut bir değer kavramına bağlı görmek isterler, onun bu gerçek yaşamsal yanını görmek istemezler. Çünkü yaşama inanmazlar, hırslı ve sabırsızdırlar, öfkeleri yönetir onları. Zor gününde yanında bulunduğunuz şu adam belki size yıllarca acı vermiştir. Olsun, onu kendi dünyasında erimeye bırakın. Dünyada hiçbir etki sonuçsuz kalmaz. Bekleyin, aceleniz ne. Bugün olmazsa yarın bir şeyler olacaktır. Siz o zaman da üzüleceksiniz insanın başına bu gelmeli miydi diye. Ama ne yapalım, yaşamın düzeni böyle. Onu kötü olmaya iten siz değilsiniz ki. Üstelik iyi olması için elinizden geleni de yapmıştınız. Efendilerine güvenip alay etmişti sizinle.

BİR CEVAP BIRAK