Yaşamak bir sanattır

Yaşamak bir sanattır

0
PAYLAŞ

Yaşam sanatı ince iştir, yürekli insanın işidir, bir bilge bilincini bir savaşçı inancını gerektirir. Düz yaşam verimsizdir sıkıntılıdır. Kimileri gerçekten yaşar kimileri yaşadığını sanır. Gerçek yaşam kavgayı göze almışların sanatıdır. Gerçek yaşam bir gönül zenginliğini gerektirir. Gerçek yaşam ben’ini öldürmeyi başarmış insanın işidir. Gerçek yaşam bencilliklerin bittiği hırsların tükendiği yarışmaların son bulduğu yerde başlar. Onun etiketlerle tantanalarla gösterişlerle ilgisi yoktur. Gazete sayfalarında ve ekranlarda ve “mekan”larda görünmekle hele hiç ilgisi yoktur. O sessiz bir güzelliktir, korkusuz bir yöneliştir, insanı anlamaya ve sevmeye dayanır. O beslenmekten ve üremekten daha başka amaçları olanların sevincidir. O kendi dışına düşmez, kendi dışında bir şeyi gereksinmez. O apaçıklıktır, içi dışı bir olmaktır, hesapların dışında olmaktır. O yalındır sağlamdır tutarlıdır biraz da serseridir.

Yaşamı sırtımıza vurulmuş bir yük saydığımız anda yapaylığın çukuruna düşeriz. Bu yükten kurtulamayanlar bir çarka takılmış gibi yaşarlar. Hep aynı şeyleri yapmak ya da dönüp dönüp aynı noktaya gelmek, tasarladıklarıyla değil edindikleriyle mutlu olmak. Herkes gibi yapmak, herkes gibi düşünmek, yalnız kendi için iyi olanın peşine gitmek, çıkışı düşünmeden bir dehlizde oyalanmak. Bir dam altına sığınmak, orada uydurma bir korunmuşluk duygusuyla kendini aldatmak ve her türlü olumsuzluktan korunduğunu sanmak. Bir takım üstünlük koşulları yaratmak, bu arada seçkin insan sayılmak. Her şey yarara göre düzenlenmiştir. Yarar mantığının kuralları şöyle buyurur: senin işine yaramayacak olan şeyin hiçbir önemi yoktur, bu dünya verimsizse sen onu verimli kılmakla yükümlü değilsin. Yaşamayanlar uyumlu kimselerdir: yapay dünyalarında aykırılıklara yer yoktur, orada eleştiri de geçmez. Uyumlu olmak orada toplumsallığın birinci koşuludur. Bilinçler basitleştikçe ve birbirine benzedikçe yaşam tekdüzeleşir, bunu görenler büyük sorunları olmamak her zaman iyidir diye düşünürler.

Bazı şeylerin önemini abartmak yanlıştır diye de düşünür onlar. Örneğin bilginin de çoğu zararlıdır: ölçüsüz bilgi insanı dünyadan koparır ve aykırı bir konuma iter. Bilgiyi yalnızca yarar için öngörmek ve ölçülü kullanmak gerekir, her sorunu bilgiyle çözmeye çalışmak doğru değildir. Bilime aşırı güven toplumsal düzene büyük zararlar verir. Şöyle düşünürler: felsefeyi zamanın gereklerine uydurmak hem yararlı hem doğrudur, bu dünya yalnızca filozofların yönlendirdiği bir dünya olamaz, filozoflara ayrılmış bir dünya olamaz. Zararlı filozoflardan uzak durmak ve özellikle Bergson’u okumak gerekir: bu her şeyi içimizin zenginliğine indirgemiş olan yahudi filozofu tüm bozguncu toplumsal düşüncelerin panzehiridir. Hele felsefeyi bilime dayalı ussal bir etkinlik olarak görüp onu kitlelere yaymaya kalkmak iyiden iyiye yanlıştır. Dostlarım, böyle düşünür yaşamayanlar ya da yaşamı gündeliğin çemberlerine indirgemiş olanlar. Onlara göre yalnız işini bilenlerin mutlu olduğu bir dünya kurabilmeliydik. Yaşamayı beceremeyenler mutluluğu hak etmiş olduklarına inanırlar.

Onlar için ne önemlidir? İyi şiir yazıyor olmak değil şair diye bilinmek önemlidir. Yaşamı tartışmak ve yaşam koşullarını herkes için iyileştirmeye ve insana yaraşır kılmaya çalışmak değil kitleleri boş umutlarla avutmak önemlidir. Üç dört kişiyi rahatça barındırabilecek bir evde oturmak değil bazı bölümleri hiç kullanılmayan kocaman köşklerde oturmak önemlidir. Kitap yazmış olmak önemlidir, kitapta ne yazıldığı önemli değildir. Hem demokrasiye canla başla bağlı olmak hem de çıkarlar doğrultusunda zalime övgüler düzmek ve zalim öldüğünde annen iyi ki seni doğurmuştu diyerek cenazesine çelenk göndermek önemlidir. Bilmek önemli değildir, yalan yanlış bir avuç bilgiyi allayıp pullama ustalığını göstermek önemlidir. Pahalı “mekan”larda yemek yemek önemlidir, yemeklerin lezzeti önemli değildir ya da ikinci derecede önemlidir. Eleştirmek değil eleştirir gibi yaparken ona buna övgüler düzmek önemlidir. Araştırmak değil adını araştırmacıya çıkarmış olmak önemlidir. Edebiyat bilgisiyle donanmış olmak değil edebiyat üzerine ileri geri konuşabilmek önemlidir. Bir yabancı dilin inceliklerini bilmek değil o dili çatlata çatlata konuşmak önemlidir. Kişilikli olmak değil ünlü olmak önemlidir. Kısacası dostlarım bazı insanlar için yaşamak değil yaşar gibi yapmak önemlidir. Yaşamayanlar yaşamı durmadan tüketirler. Üretir gibi yapan, doğru dürüst bir şey üretmeden hep tüketen insan hem kendi için hem başkaları için tehlikelidir. Yaşamı dişiyle tırnağıyla yaratan yaşam emekçilerine, o güzelim yaşam ustalarına selam olsun!

BİR CEVAP BIRAK