Yahudi medya İsrail’e karşı mı?

Yahudi medya İsrail’e karşı mı?

0
PAYLAŞ

Basın Kralı olarak tanınan Rupert Murdoch ‘ın, son İsrail-Gazza&Hamas çatışmasının külleri daha soğumadan, tweeter sayfasında yolladığı kısa ileti ortalığı karıştırdı.
Murdoch, Kasım ayının 18’inde bir ¨tweet atıp¨ şöyle yazmıştı:
¨Yahudilerin sahip olduğu basın, niye her defasında bir kriz ortaya çıkınca ısrarla İsrail karşıtı kesiliyor?¨
Bu cüretkâr bir seslenişti, açıkçası…
Zira dünya basınını büyük ölçüde kontrol altında tutan Murdoch, aynı zamanda sosyal medya paylaşımını dahi kullanıyor, elindeki gazeteler yetmezmiş gibi belli ki bundan ayrıca kişisel zevk alıyordu; cüretkârlığıyla ortalığa meydan okumuştu.
Derhal, saniyesi sektirilmeden Murdoch’un tweet’ine cevaplar geldi; yandaş ve karşıt mesaj trafiği artış gösterdi.
Tweet’leşmeye devam edilince, mesela, The New Yorker dergisinin siyasal yorumcusu Ryan Lizza ‘nın bu kadarına da pes denilecek biçimde ¨Wow¨ -Vay anasını! diye not göndermesinden tutunuz, ¨Bu tweet’i derhal geri çeksin, yahut düzeltsin!¨diye tahammülsüzlük gösterenler de çıktı.
Amerikan ve Kanada basını bir anda konuya değişik açılardan yaklaşacaktı; geçtiğimiz haftanın basın kulisinde kazanlar bu haberle masalara çorba taşıdı, kepçeler daldırıldı çıkarıldı…
İşin ilginç tarafı şuydu ki Murdoch’un Yahudi medyası diye üstü kapalı dil uzattığı meslektaşlarından çıt çıkmıyor, onların yerine medyada Yahudi olmayan yazarlar birbirlerine verip veriştiriyordu.
Alınız, mesela, dünya basının kâbesi sayılacak The New York Times gazetesi iyice sessizdi; sahibi 1896’dan beri Ochs-Sulzberger ailesiydi, Alman Yahudi göçmeni bir aile…
Alınız, yine, The Los Angeles Times ve kardeş yayın organı Chicago Tribune gazeteleri başyazarlar-editör seviyesinde bir karşılıktan uzak durdu; sahibi Sam Zell adlı bir Polonya Yahudisidir…
Alınız, NBC kısa adıyla bilinen National Broadcasting Corp., dilini yutmuşa döndü ki her meselede pehlivan cazgırı gibi bağırır, yayın yapardı; elli yıldan beri Ralp ailesi tarafından yönetiliyordu, Rusya Yahudisiydi..
Alınız, misal, CBC olarak tanınan Columbia Broadcasting System medyası, tweet üzerine koparılan fırtınadan uzak durdu; sahibi Murray Rothstein ve ailesi Ukrayna Yahudisidir…

Yahudi karşıtlığının bir önyargı olarak belirdiği karikatürler basına dolaşmaya başladı…

Saymakla bitmez görünüyor ama yine alınız, mesela, ABC olarak izlenen American Broadcasting Corp., susmayı tercih etti; sahibi Bob Iger adlı bir Yahudiydi…
Dünya basınını büyük ölçüde kontrol edip yönlendiren bu medyanın Yahudi sahipleri gerçekten Ortadoğu’da her zaman savaş tamtamları çalınınca birden anti-Semitik, Yahudi düşmanı gibi anti-İsrail tarafına mı geçiyordu, mesele dallı budaklı bir hâlde olduğu için yanıtlarını verebilmek zorlaşıyor.
Açıkça bilineni şu ki yukarıda saydığımız bu dev medya kuruluşları sahipleri olan Yahudi ailelerin sigortacılık, bankacılık, finans dünyası ve endüstri kuruluşlarına ya sahip oldukları yahut en azından ortaklık veya işbirliği içinde bulunduklarıdır.
Yahudilerin kapitalist sermayenin temerküz ederek emperyalizm döngüsünde, şimdiyse global-küresel ekonomik yapılanma içinde Batılı işdünyasında gayet güzel teker çevirdikleri, başkasının tekerine de çomak sokmaya uzak durdukları biliniyor. Bu ilişkiyi ne İsrail’e olan yakınlıklarıyla bozmak isteyeceklerdir, ne de bütün bütün Tel-Aviv’den uzak durup kutsal kent Kudüs’teki Ağlama Duvarı ‘na sırt çevireceklerdir.
Arap dünyasına çelme takmak, hamasî ve cesurâne lakırdılar yaparak düşman kazanmak yerine, İsrail’in uluslararası hukuk açısından kimilerince haklı görülen karşılık vermesi, kimilerince hemen Amerikan bayrağının yakılıp tekbir sesleriyle protestolara kalkışılması gündeme ne zaman gelse, dev medya gerçekten İsrail’i yalnız bırakmaktadır.
Bu görünüşte olan, zahirî el etek çekmenin perde arkasında bu yönlü sürmediği, asla İsrail’le köprülerin yakılmadığı da gün gibi aşikârdır.
Nazilerin 6 milyon civarında Yahudiyi toplama kamplarında katlettiği sırada The New York Times gazetesinin Almanya’dan gelen haberleri sümen altına attığı, eğer yayımlamak zorunda kalırsa en azından ¨Okuru böylesi şiddetle karşı karşıya bırakmamak için Basın Ahlakı kurallarına uyuyoruz¨ gibi bir gerekçeyle haberi kuşa çevirip, cepheden ulaşmış fotoğraflar arasında en masumâne bulunanları matbaaya vermesi ‘Basın Tarihi’nde unutulmamaktadır.
Bugün İsrail’in ısrarlı bir biçimde muhalifi olarak duran bu gazetenin Thomas Friedman ve David Brooks gibi çok ünlü gazetecileri yeri gelince, İsrail yönetimine açıktan pala sallamakta tereddüt göstermez.
Kısacası Yahudi medyanın İsrail’e her kriz döneminde sırt döndüğü yahut en azından yalnız bıraktığı bir gerçeklik olarak yer almaktadır. O hâlde Murdoch’un gönderdiği tweet mesajı, asılsız da değildir!
Durum böyle olunca, paranın dini imanı yoktur misali Yahudi sermayesinden medyaya girmiş olanların bu iki yüzlü, hipokratik tavrını anlamak zor olmuyor.
Paranın yüzü sıcaktır ve Fransız atasözü gereği, ¨Bir güvercini dahi kendinize düşman etmeyiniz!¨ sözü Yahudi medyanın kulağına küpedir.

BİR CEVAP BIRAK