Yahya Kemal’in Bir ‘Otel Şiiri’

Yahya Kemal’in Bir ‘Otel Şiiri’

0
PAYLAŞ

2008’in yıldönümleri arasında, şair Yahya Kemal Beyatlı’nın vefatının 50’nci yıldönümü önemli bir yer alıyor.

Yahya Kemal’in herkesi sevindirecek tarafları vardı.   Mesela o zamanlarda ilk görünen Öz Türkçe’yi hemen kabul etmişti.  Hatta o kadar beğenmişti ki, soyadı kanunu çıkınca, ailesinin tarihi ‘Şehsuvar’ adının tam Farsçadan Türkçe’ye tercümesi olan ‘Beyatlı’yı yeni soyadı olarak nüfus kütüğüne resmen kaydettirmişti.   Aynı zamanda, Osmanlı ve bilhassa İstanbul tarihini çok severdi.  

Şiirlerinde yaşamla ilgili konuları, aşkı, denizi, tarihi olayları anlatmayı severdi.  Prof. H.Vehbi Eralp’in not ettiği gibi, “Hayatında bir an tabiîlikten ayrılmamış, olduğundan başka türlü görünmeye özenmemişti”.  Hiç evlenmediğine rağmen, aşka yabancı değildi.   Ve de en çok, İstanbul hakkında şiir yazmak hoşuna gelir, hatta o zamanların başka şair ve yazarların – mesela Tevfik Fikret’in – İstanbul’a karşı yazılarını her fırsatta düzeltmeği vazifesi gibi bilirdi.

Yahya Kemal, hayatının son 19 senesini İstanbul’un Ayaspaşa’sında eski Park Otelinde geçirmişti.   O harika oteli, Atatürk çok severdi.   Dolmabahçe Sarayına uzak değildi.  Garsonları esaslı centilmen idi, barmeni müthiş kokteyller yapardı.   Ve de en önemlisi, orasını kulüp olarak kullanan seçkin alem vardı.   

O alem arasında, benim Babam Jasper Streater sayılırdı.   O da, Yahya Kemal gibi, İstanbul’u çok severdi.   O da, Yahya Kemal gibi, Park Otel barında, sohbetler arasında, bir iki kadehi yok etmeği vazife olarak bilirdi.   Nadir Nadi, o anları düşünmüş olacak, tabii ki rakıdan filan hiç laf fısıldamamış, ama 1964’de o Park Otel bar sahnesini Cumhuriyet gazetesinde hatırlatmış ve canlattırmıştı:

“Yahya Kemal kendi şiirlerinden mısralar okur, Osmanlı tarihinden vak’alar anlatır, sırasına göre, politik taşlamalar yapar, adam çekiştirirdi.  Yerin dibine batırdığı birine ertesi gün rastlıyacak olsa, her şeyi unutur, adamı bağrına basardı.”

İşte tam öyle bir akşamdan bir hatıra, bana Babamdan kaldı, size burada gösteriyorum.   Eski harften korkmayın, ben okurum, modern harflere çevirdim.   Park Oteli kâğıdına, Yahya Kemal dostuna hatıra yazmış (ve İngiliz soyadımız Streater’e benzetmeye çalışarak, ‘İstiriğter’ yazmış).   Altına da imza olarak, ‘Yahya B.’ yazmış.   Geçen sene, Babamın vefatının otuzuncu yıldönümünü aile olarak hatırladık.   Ona da,1958 yılındaki vefatını bu sene millet olarak hatırladığımız Yahya Kemal Beyatlı’ya, Allah rahmet eylesin der, bütün şiirlerine yeni bir okuma ve keşif zevki verir umuduyla Babamın cebine o akşam yazıp koyduğu ‘Akşam Musikisi’ şiirini size sunarım.

Aziz İstiriğter’e Hatıra

Akşam Musikisi

Kandilli’de, eski bahçelerde,
Akşam kapanınca perde perde
Bir hatıra zevki var kaderde

Artık ne gelen, ne beklenen var
Tenha yolun ortasında rüzgar
Teşrin yapraklarıyla oynar

Gittikçe derinleşir saatler,
Dikkatle, yavaş yavaş ve yer yer,
Sessizlik daima ilerler.

Ürperme verir hayale sık sık,
Her bir kapıdan giren karanlık,
Çok belli ayak sesinden artık.

Gözlerden uzaklaşınca dünya,
Bin bir geceden birinde güya
Başlar rüya içinde rüya.

Yahya B. 

ŞİİRİN ŞAİRİN EL YAZISIYLA ORİJİNAL YAZISI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

_______________

* Yazarımız Namık Kemal’in torunun torunudur…

BİR CEVAP BIRAK

3 × 3 =