Yaklaşan seçimler: MC vs. MC

ZAFER YÖRÜK – Kamuoyu yoklaması şirketleri ve haberci/yorumcular ile siyaset bilimci, siyasal iletişimci vb. unvan sahibi çok sayıda ampirist, seçim aritmetiği üzerine şeytan Rıdvan’ın dahi aklına gelmeyecek incelikte kehanetler üretmeye başlamış bulunuyorlar.

Efendim, İyi Parti yüzde şu kadar MHP’den bu kadar da CHP’den oy devşirirken Karamollaoğlu’nun adaylığı, AKP’ye gidecek muhafazakâr Kürt oylarını şu kadar oranda geri çağıracak; Muharrem İnce’nin göçmen kimliği CHP’den Akşener’e kayacak oyları şu kadar oranda durdururken Hacıbayram’da kılmış olduğu Cuma namazı Erdoğan’a gidecek oyları şu kadar etkilemekle birlikte oradan Birinci Meclis’e yürümüş olması da Kemalist/laikçileri ihya edecek; öte yandan Erdoğan’ın ekonomik paketini açması (kaçak inşaat affı, vergi hırsızlığı affı, emekliye Ramazan sadakası vb.) yüzde şu kadar oyu daha AKP’ye katarken… vb. vb. Erken seçim tarihi yaklaştıkça görünen o ki bu spekülatif alanın popülerliği ve buna paralel olarak ampirist akademisyen/yorumcu popülasyonu daha da çoğalacak.

Ampiristler izah etme iddiası taşıdıkları olguları çoğunlukla hiçbir anlam ifade etmeyen rakam ve grafiklere indirgeyip önümüze koyduklarında içinden çıkılmaz bir mistisizme dönüştürmüş olduklarının kendileri de pekâla farkındadır. İşleri, görevleri budur. Oysa hatırlatmak gerekirse, Bertolt Brecht’in çalışma masasında bir eşek biblosu bulunur ve altında şunlar yazardı: “Gerçek somuttur, bunu ben bile biliyorum.” Buradan hareketle Althusser, “somut durumun somut tahlili” gereğine işaret etmişti. Somut tahlil de soyutlama yeteneği gerektirir ki bu da olguları rakamsallaştırarak grafikleştirmenin ötesinde kuramsal araçlara başvurma gerekliliğine işaret eder. İşte ampirizmin birinci sorunu ya da görevi budur: analitik değil tasvirci olduğu için hiçbir şeyi izah edemez.

Sonra bu rakamlar, grafikler, dedikodular, nutuklar, vaatler vb. yorumlanarak kehanetlere ulaşılır. Bu yorum ve kehanetlerin son derece bilimsel o halde de objektif olduklarına yani niyetleri değil “gerçeği” aktardıklarına inanırız inanmayanlara rakamları, grafikleri vb. dayanak gösteririz. Oysa bu yorumcu ve kâhinlerin her biri ortak bir ideolojik zemin üzerinde belli siyasal kabuller ve toplumsal / kültürel normlar çerçevesinde hareket etmekte olduklarını çok iyi bilmektedirler. Kehanetler ve yorumlar farklılaşabilir ama bu sapmalar gerçekte bir müşterek payda üzerindeki nüans paylarından ibarettir. Bu nedenle bu “bilimsel” gözlem, yorum ve kehanetlerin tamamı, taşıdıkları “objektiflik” iddiasının tam tersine “normatif” olmakla malûldür. Belli bir ideolojik söylemi ya da belli bir normlar kümesi içinde üretilmiş tahminleri, topluma objektif gözlem oldukları iddiası ile sunmak: ampirizmin ikinci sorunu ya da görevi budur.

Bugün seçim öncesi anaakım medyada yürümekte olan uzman/siyaset bilimci vb. furyasını bu biçimde işaretleyerek bitirelim bugün söyleyeceklerimizi. Yarın: cepheler ve kümelenmeler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × 4 =