Yaşlanmamıza sebeptir bu ıssız kalabalıklar

Korkmazdık mevzili uzun sevdalardan,
dost düşman akrabaydı…
Nasıl da çocuktuk bilmem ki aklımızı başımızdan neler aldı…
Korktuk yakınlaşmalardan, ruhumuza kilit taktık…
‘hayır’ demeyi öğrendikçe, vazgeçmenin tembelliğine daldık.
Yalanlar çıktı karşımıza, önce masumdu, beyaz ve küçük….
Büyüdükçe ağırdan alır olduk hayatı.
Bir ‘boşver’ çöktü gecelerimize kaygısız mı kaygısız
ve bir kaya gibi sertleşti yüreğimize akan kırmızı sıvı…
Bizim ölmelerimiz işte burada başladı.
Yürek dediğin mıh kuyusu…
Dağılır istediğin yerden istediğin parçası…
Yeri gelir ilaçtır eller, yeri gelir gönül yarası.
Hadi kolaysa çekin vurun düşünceyi…
Tohum sürmüş fikrimize biri.
O tohum ki biz büyüdükçe serpildi.
Öğrendik bir etin ete değmesi aşk değildi…

Yaşlanmamıza sebeptir bu ıssız kalabalıklar,
mert başına bırakmıyor insanı küçük hesaplaşmalar.
Ayyuka çıkıyor sırlar, kısa vadeli artık adaklar,
bedenler yaklaştıkça uzaklaşıyor duygular …
Kendi halinde yaşayıp gitmelerin tadına varamıyor insanlar.
Filinta gibi bir beyin ama dipsiz ama derin mi derin.
Biz bunun için mi büyümeyi bekledik?
Başım demeyi bildik de saçım demeyi beceremedik?…
Hadi çekin vurun şimdi, hadi tek kurşunla yatırın yere,
Hadi çizin yüreğimizi, bıçak sizin elinizde.
Hadi be buymuş verip vereceğimiz filiz,
kim dayanır böylesine sessizliğe? Susmak ve susmak için midir tüm kelimeler?

29 harfin 29’u bir araya gelse,
hangisi anlatır içinin kifayetsizliğini?
Bir bakış, bir akıllara ziyan ses değil midir ömrün tesellisi?

Sustuk… Susmayı başarabildik…

Otuz iki diş bir gece de çürür mü? çürüdü…
Artık susmayı değil, konuşmayı da başarabilirdik.

Hadi şimdi kurşunlayın… hadi bıçaklayın… hadi dişinizle, etinizle bölün bizi..
hadi üzün bizi… yalan söyleyin… hadi durmayın öldürün bizi..
Sizden önce hüzün bizde çoktan demlenmişti…

sibelbengu@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

ten − 7 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.