Yalnız yaşamak üzerine

Yalnız yaşamak üzerine

0
PAYLAŞ

Ev sahibim telefonda telaş içinde “Senin evden su akıyormuş alttaki daireye. Akşam Bahadır Bey’e bir uğrayıp konuşur musun Perihan’cım?” dediğinde açıkçası pek de telaş etmemiştim. Tepesine su akan bir adam, ev sahibine telefon etmek yerine üstündeki kiracının kapısını tıklatıp derdini açmayı tercih ederdi herhalde.

İş dönüşü, akşam saat dokuzda, alt kattaki dairenin yani “Bahadır Beyler’in” zilini çaldığımda evin hanımını buldum karşımda. Beni yarım ağız içeri davet etti. Nazikçe bir teşekkürle teklifini reddedip, orada bulunma nedenimi açıkladım. Uzatmayayım. Hanımefendi, site sigortasının devreye girdiğini, sorunun çözüldüğünü söyledi. Ancak iki arada bir derede de bana “Siz yalnızsınız galiba…” dedi. Bu sırada çenesi hafifçe aşağı eğilmiş, kaşları yukarı kalkmış, gözleri irileşmişti.

Sıradan bir merak mıydı bilmiyorum. Ama nedense “beni bilmeye” çalışıyordu. “Snıff! Snıff!” koklayarak “beni öğrenmek” istiyordu. Bense öğrenilmek istemiyordum. “Deşilmekten” hoşlanmıyordum. Başka soru sormasın diye “Eşim her zaman burada olmuyor, bir sorun olursa beni haberdar edersiniz. İyi akşamlar.” diye kestirip attım. Geniş zamanlı bir cümle daha kurdu, sonra. “Kahveye de beklerim.” Sessiz bir tebessümle karşılık verip asansöre bindim.

İkimiz de o kahvenin hiç içilmeyeceğini biliyorduk. O akşam, o kapıda, ormanda karşılaşmış iki farklı cins dişi canlı gibiydik. Birisi -ben- iş dönüşü yorgun ve içine dönmüş, diğeri -o- meraklı ve tırnaklarını geçirmeye hazır.

O akşam “Bahadır Beyler’”in kapısından ayrılırken bir kez daha kendim için “doğru bir hayat” seçtiğime karar verdim. Birlikte olduğum adamla koca bir haftayı dipdibe geçirmeyerek, evde pek misafir ağırlamayarak, konu komşuyla fazla selamlaşmayarak… Doğru bir hayat yaşadığıma karar verdim.

Ve tahmin edebileceğiniz gibi “İnsanlık öldü. Nerede o eski komşuluk ilişkileri?” teranelerine katılanlardan değilim. Özellikle kadınların diğer insanlardan bu kadar kaçmasının önemli bir nedeninin o eski komşuluk ilişkileri olduğunu düşünüyorum çünkü.

Ergenlik dönemimde, karşı apartmandaki Cevriye Hanım ile Şahizer Hanım’ın anneme, büyük ablamın neden sabah okula trenle gidip de akşam minibüsle döndüğünün neredeyse hesabını sorduklarını hatırlıyorum. Akşamları evlerinin önünde “erkeklerle yakantop oynayan kızları” ayıplayan, her akşam bilmemkimin kızını eve arabayla bırakan adamın evli olup olmadığı meselesini sohbetlerine konu eden diğer kadınları… Komşu oturmalarında namus parçalayan ama karıları ve çocukları Çanakkale’deki yazlıklarındayken her seferinde eve değişen kadınlarla gelen adamları, aynı adamların balkondaki saksıların arasına gizlenmeye çalışarak karşı balkondaki askılı bluzlu genç kızları iştahla izlemelerini… Öğrenci evlerinin balkonlarında “kızlı erkekli” güle oynaya ders çalışan üniversite öğrencilerinin, (taşkınlık yapmadıkları halde sadece neşeli oldukları için) uğradıkları toplu hakaretleri… Çat kapı gelen ve yemek yendiğini görmelerine rağmen gitmeyen apartman komşularının ne kadar sıkıntı verdiğini, akşam vakti gönülsüzce kabul edilen misafirler yüzünden evde ne kadar keyifsiz geceler geçirildiğini hatırlıyorum.

Bu yüzden komşularımın olmasını istemiyorum. Her hareketimi bakışlarıyla kontrol altında tutacak, kendimi kendilerine karşı sorumlu hissedeceğim, beni yargılayacak bir kalabalık bulunmasını istemiyorum çevremde.

“Yarın bir gün ihtiyacın olursa utanırsın böyle düşündüğün için,” demeyin. Geçen yaz kaynar çayla haşlandığımda evde yalnızdım ve hüngür hüngür ağlarken hastane yolunda, kimsenin kapısını tıklatmak aklıma gelmemişti.

Zaman zaman sohbetlere konu olan ve özlem duyulan eski komşuluk ilişkileridir, bugünkü yalnız hayatların nedeni. Bugünkü yalnızlığımız, “biz”likten “ben”liğe geçiş olarak da tanımlanabilir aslında.

Bir gün kendimizi bulduğumuza kanaat getirirsek, kapı komşularının özgürlüğümüzü tehdit etmediğine ikna olursak eğer… Belki o zaman asansörde karşılaştığımız zamanların dışında da birbirimizi görmeyi arzu ederiz.

Ama şimdi, komşularımın hep kendi evlerinde oturmalarını istiyorum ben. “Ben” olabilmek güzel çünkü.

BİR CEVAP BIRAK

10 − one =