Yağmurdan kaçarken…

“Yağmurdan kaçarken, doluya tutulmak” buna dense yeridir.
Hem de ne biçim.
Bu sözlerim, AK Partililere ve de bu parti ideolojisini savunan medya kuruluşlarının temcilcilerine.
İşleri zor.
YÖK Başkanı atandı ya, bu atama herkesin başını ağrıtacağa benziyor.
AK Parti yönetimi kadrolaşma konusunda tırmanan gerilimi arttıradursun, yeni YÖK başkanı Prof. Dr. Yusuf Özcan, bugüne kadar yapılanları katbekat arattıracak.
“Nerden çıktı bu YÖK Başkanı Özcan”  demeyin.
Piyangodan değil, hükümetten çıktı.
Daha baştan kafalar karıştı.
Hocanın önce, kısa biyografisi dahi akıl tutulmasına yol açtı kimi çevrelerde.
“Nedir bu” derseniz hemen konuya girelim.
Hocamız üniversitede (ÖDTÜ) 1989 yılında doçent oluyor.
Bu bir aşama.
Ama gelin görün ki 2003 yılında profesör olmuş.
Bu bir aşama değil, soru işareti.
Akademik kariyerde aşama yapmak için doçentlikle profesörlük arasında 14 yıl beklemek pek duyulmuş değil.
Hocamız gerçi Malezya İslam Üniversitesinde de görev yapmış.
Bilim adamı, her dalda görev yapabilir. Hele sosyoloji bölümündeyse bir çok alana kayabilir.
Ama bundan sonrası önemli.
Hocamın prof. olduktan sonra kıblesini din üzerine çevirmiş.
Din konusundaki araştırmalara ağırlık vermiş.
Malezya esintisi var ya, hadi olabilir diyelim.
Dini dergilerde yazılar yazmış.
Bu dahi mümkün.
Laik dergiler kapılarını açmayacaklarına göre.
Tabii ki İslami dergilerde yazı yazacak.
Peki, TUBİTAK danışmanlığı sırasında  Pollmark Araştırma Şirketinin kurucusu olarak, yaptığı bir ankette Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasında etkili rol üstlenmesine ne demeli?
Bu da olabilir.
Neticede bilim adamı.
Zaten araştırmaları ve anketleri ile öne çıkmış bir öğretim üyesi.
Bir Prof.’un YÖK Başkanı olması için YÖK yasasına göre rektörlük yapmış olması gerekiyor ama hocamız bırakın rektörlüğü, 14 yıl bekleyip ancak prof. olabilmiş.
Üstelik profesörlükte çiçeği burnunda sayılır.
Neticede 4 yıllık prof.
Bütün bunları bir kenara koyalım.
Ama unutmayalım.
Kenara koyalım derken “kafamızın bir yerinde kayda geçirelim” demek istiyorum.
Gelelim hocamıızın koltuğa oturur oturmaz verdiği demece.
Prof. Yusuf Özcan’un vurucu cümlesi şöyle:
“Görev yapacağım süre içinde iki vizyonum olacak. Biri üniversitelerde bütün yasakların kalkması, ikincisi üniversitelerin asli görevi olan bilimselliğe daha fazla önem vermesi.”
İşte yeni YÖK başkanımız…
İşte iki vizyon.
Türban yasağı kalkacak.
Türk Üniversiteleri dünya üniversiteleriyle bilimsellikte yarışacak.
Hocamıza göre üniversitelerimiz belki de başa güreşecek.
Hemen yanıt vermek gerek.
İkinci vizyondan başlayayım.
Türk üniversitelerinin dünyadaki 100 üniversite arasında girmesi için 50-60 yıl biçilmişti. Daha yeni. Üstelik bunu YÖK üyeleri değil, yabancılar araştırıp açıklamışlardı.
Birincisine gelince. Üniversitelerdeki tüm yasaklardan kasıt sadece türban yasağı olsa gerek.
Bunu da kaldırmak  zor be hocam..
Çok zor…
YÖK Başkanlığı süren yetmez be hocam.
Yetmez.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 2 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.