Yangın yerinde korkuluk sergisi

İki aydır gündemden düşmeyen ve Güney kıyılarında on binlerce hektar ormanı küle çeviren orman yangınlarına sanatçı tepkisi. Dokuma sanatçısı Gül Bolulu, Patara yangınında zarar gören ağaçları önce giydirdi sonra da bu alana korkuluklar yerleştirdi. Bolulu'ya göre, artık korkuluklar kargalar için değil, doğaya zarar veren insanlar için gerekli.
 
Dokuma sanatçısı Gül Bolulu'dan yanan ormanlar için anlamlı sergi. Geçtiğimiz Temmuz ayında çıkan ve toplam 100 hektar ormanın küle döndüğü Parata'daki orman yangınında zarar gören ağaçları giydirerek insanların ormanlara verdiği zarara dikkat çekmek isteyen Gül Bolulu, yanmış ağaçların arasına yerleştirdiği korkuluklarla da simgesel bir çağrı yaparak doğayı korumanın önemini vurguluyor. Keten, lif, kumaş ve doğal malzemeler kullanarak yaptığı korkuluk ve aksesuvarları ağaçlara giydiren Bolulu, yasal düzenlemeler ve insan eliyle tahrip edilen ormanların önemine dikkat çekiyor.


Patara yangınının ardından ortaya çıkan manzarayı görünce çok kötü duygular yaşadığını söyleyen Gül Bolulu, burada bir şeyler yapıp buna tepki göstermek istediğini dile getiriyor. “Çok tepkisiz olduğumuzu düşünüyorum. Bu nedenle sergiyi yanmış ormanlık alanın içinde açmaya karar verdim” diyen Bolulu, “çünkü sadece orman değil; bütün canlı yaşam zarar görüyor. Yanan ağaçlara karşı duyarlılığımı gösterebilmek ve bu duyarlılığı insanlarla paylaşabilmek amacıyla Patara'da bu sergiyi açtım” şeklinde konuştu. 


15 AĞAÇ GİYDİRİLDİ
Ağaçları giydirerek açtığı sergiyi ilk olarak İstanbul Göztepe Özgürlük Parkı'nda gerçekleştirdiğini dile getiren Bolulu, ormanlarla ilgili son dönemde çıkartılan yasalar ve ormanların  insan  eliyle yok edilerek yerine betonun getirilmesine karşı bir tepki olarak böyle bir sergi açmaya karar verdiğinin altını çizerek şunları söyledi: "Sergide simgesel olarak 15 tane ağaç kullandık. Her ağacın üzerine ayrı ayrı dokumalar yaptım. Bu dokumaların içinde tohumlar var. Tohum, her zaman büyümek ve çoğalmaktır. Kökler de koydum ayrıca, her ağaçtan diğerine sesler ulaşsın diye. Özellikle de korkuluklar var. Korkuluklar eskiden tarlalardaki ürünü korumak amacıyla yapılırdı. Ben de ağaçları insanlardan korumak için korkulukları bir sembol olarak kulandım. Bir de korkuluklar günümüzde yok oldular artık. Çünkü tarlalarda ekilecek bir şey kalmadığı için korkuluklara da gerek kalmadı. Kargalar artık kentlerdeki çöplerden doyuruyorlar karınlarını. Biraz da korkuluğun ne olduğunu anlatmak istedim; çünkü çocuklar yalnızca kitaplarda görüyorlar. Kaş Orman Çay Bahçesindeki sergide de büyük ağaçları giydirdim ve çok keyif aldım. Ancak fazla ilgi olmadı sergiye, insanları duyarsız gördüm."


ÇORAK HAYAT BÜYÜYOR…
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Sanatları Bölümü'nde öğretim üyesi olan ve yurt içi ve dışında birçok sergi açan Bolulu, ana karakterlerinin ağaçlar olduğunu dile getirdiği çalışmasıyla ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı: "İnsanoğlunun uygarlık serüveninde baş döndürücü bir hızla gelişen kentsel sahnede ağaçlar artık yaşam mücadelesi içindeler. Ne kendi başlarına var olabiliyorlar ne de bizlerle. Bizim de pek şansımız yok. Çorak hayat büyüyor. Yeryüzü kuruyor ve toza dönüşüyor. Betonların soluk yutan iki boyutlu gölgeleri altında giderek daha çok eziliyoruz. Ağaçları da kendimizle birlikte çekiyoruz bu devasa çorak hayatlara. Korumamız gerek. Ağaçların da biz insanoğlundan korunmaları gerek. Bu nedenle serginin ana karakterleri onlar. Kendimiz için onlar. Ve öylesine korunmasız, çıplaklar ki. Ve şimdi ağaçların giyinmeye ihtiyacı var. Bu kez biz insanoğlunun yarattığı acımasız koşulların altında çıplak ve korunmasızlar. Ve ben de, bana ilk konuşan bahçemdeki  o ağaçtan, sonra tüm ağaçların çağrısından yola düşerek onları giydirmek, zırhlarla donatmak, kendi yaratığımız mızraklardan korumak istedim. Ve dokumacı kimliğimle bu öykünün başlangıcına dönmek, bir zamanlar özünü, fikrini onlardan aldığımız saf liflerle, köklerle, onları, ağaçları giydirerek biz insanların tutumuna karşı doğanın bu yalnız bırakılmışlarına simgesel bir çağrı yapmak istedim. Aynı zamanda insanoğlunun kadim reflekslerine gönderme yaparak insan ve doğa arasındaki ilişkiyi bir kez daha gözden geçirmeye devam etmek istedim, bizi, modern zamanların insanını."

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.