Yapıbozuculuk

Yeni anayasa hazırlama projesi ile AKP ne yapmaya çalışmaktadır, neye alet olmaktadır?

En son cümlemi hemen başta söyleyeyim: AKP, küreselleşmiş dünya kapitalizminin (yâni, sömürgeciliğin) kendisine yüklediği misyonu, bilerek ya da bilmeyerek, çok yetenekli bir biçimde ve büyük bir özenle yapmıştır ve misyon hemen hemen tamamlanmıştır! Bundan sonraki gelişmeler güçlerin nisbî durum ve güçlerine göre şekillendirilecektir. AKP’ye verilmiş olan misyon yeni bir anayasa yapmaktan çok, yeni anayasa yapılıyor toz-dumanı içinde toplumsal güçlerin göreceli durumlarının saptanması ve bunun üzerinde güçlerin  oynayacağı manipülasyon alanlarının  genişletilmesidir.

AKP’nin yüklendiği misyon ve davranışını misyona uyarlı yürütme   niyeti, iktidara güçlü olarak geleceği (ya da getirileceği) öngörüsü ile,  parti olarak bir anayasa hazırlığını bir gruba ihale etmesinden anlaşılmaktadır. Oysa,  siyasi etiğe riayeti ilke edinmiş bir partinin parlamentoya bu denli güçlü geleceğini öngörmesi durumunda yapması gereken, anayasa hazırlığını ihale etmek olmayıp, eğer gerçekten böyle bir gereksinme hissediliyorsa ve bunda samimi ise, anayasa hazırlayacak bir tür kurucu meclis oluşumuna önayak olmaktır. Zira, bir toplumun en temel kurallar manzumesinin, toplumun tüm kesimlerinin özel komisyonlarda uzun süre ve ihtimamla çalışması sonucunda ortaya çıkabileceği açıktır. Amaç ile aracın, siyasal ahlak açısından kesinlikle uyuşmadığı, ama biçilen misyon açısından ise kesinlikle örtüştüğü nokta işte burasıdır. Ama ne hazindir ki, taslağı hazırlama komisyonu başkanı dahî, bir TV programında, herkesin anayasa taslağı hazırlayabileceğini, sivil toplum örgütlerinin de böyle bir yetkisi olduğunu, dolayısıyla bir siyasî partinin de böyle bir girişimde bulunabileceğini söyleme gafletini gösterebilmiştir. Hocanın, bir sivil toplum örgütü ile parlamentoya hakim bir siyasî partinin yasama gücü arasında bir fark görmemesi doğrusu hayreti muciptir!

Anadolu sermayesinin ideolojik tabanını oluşturan, 1950’lerden itibaren büyük bir sabırla beslenerek olgunlaşan muhafazakar siyasal dinciliğin yükselişine karşıt olarak laikliğin yükselişi yanında, iç hatalar yanında dış çevrelerin de kaşıyarak yükselttiği etnisiteye karşıt olarak da milliyetçiliğin yükseliş dönemi, uluslararası emperyalizmin Türkiye üzerinde uygulayacağı sosyal mühendislik için kıvam dönem olarak görüldü. İki hat üzerinden beslenen sosyal çatışma alanlarının kaderini, ulusal ekonominin ve yurt topraklarının özelleştirmeler ve satış yoluyla yabancı uyruklu kişi ve/veya kurumların eline geçiyor olması belirleme durumundadır. Şu hale göre, toplumsal evrilmenin düğümünü sosyal nitelikli kültürel ya da dinsel açılımlar değil, ekonomik açılım çözecektir. Diğer bir ifade ile, toplumsal sorunlarımızı çözebilmenin yanında bireysel özgürlüklerin sağlanmasında da ekonomik seçişler ve özgürlükler  sosyal ve kültürel seçiş ve özgürlüklere önceliklidir.

AKP iktidarı uluslar arası emperyalistlerin ve emperyalizmle kenetlenmiş olan içte burjuvazinin emellerinin gerçekleştirilmesine yönelik anayasayı topluma kabul ettirebilmek için gerici tabanına da mesaj vermekten kaçınmamaktadır. Ancak, AKP’nin dayattığı halk oylamasında zorlandığı nokta da işte burasıdır. AKP bu zorluğu halkları hazırlıksız yakalama stratejisi ile aşmaya çalışmaktadır. 

Karşı güçleri hazırlıksız yakalamak askerî alanda ya da şok maliye politikalarında savunuluyor olabilir. Ama, bir ulusa yeni bir anayasa hakkındaki fikri sorulacaksa ve böyle bir oylamaya onbeş gün gibi çok kısa bir süre kalmış da iktidar partisi hâlâ sus-pus vaziyette ise buna halka yarar strateji değil, halkı kandırma stratejisi denir. AKP’nin uyguladığı bu  halkı kandırma stratejinin kendince bir nedeni olmalı. Böyle bir neden, tabiatıyla, var. Nedeni anlayabilmek için süreci izlemek gerekiyor. Bu anayasa oylaması, AKP’ye yönelik güven oylaması niteliğindedir. Sandık başına gideceklerin anayasa taslağını okumuş olmaları ya da olmamaları hiç önemli değil. Çünkü, oylama AKP’ye “evet” ya da “hayır” şeklinde tecelli edecektir. Son seçimde AKP’ye % 47 oy çıktı. Bu oran bir seçim sonucu olarak fevkalâde yüksek, ama güven oylaması için kesinlikle yeterli değildir. Böylesi kaygan bir ortamda, AKP hem anayasada istediği değişikliği yapmak, hem de güvenoyu almak istiyor. AKP’nin anayasada istediği değişikliği gerçekleştirmesi, yâni gerici kesimlerin tercihlerini taslakta yansıtması “evet” oylarını % 47’den aşağı çekebilir. Diğer bir deyişle, güven oylaması sonucu seçim sonucundan daha düşük çıkabilir. AKP’ye bazı nedenlerle oy vermiş olan marjinal seçmenler taslakta hoşa gitmeyecek maddeleri gördüğünde oylarını “hayır” olarak kullanabilirler. İşte bu nedenle, AKP, seçimlerde olduğu gibi, bu aşamada, yâni henüz ürün ortada yok iken, başbakan aracılığı ile anayasaya “evet” oyu isterken, taslağı olabildiğince tartışmanın dışında tutmaya çalışmaktadır. Bu çok çirkin ve ayıplı bir siyasettir!     

Halkımız şaşkın ve ne yapacağını bilmez durumdadır. Belki de halkın ne yapmasını kendisinin bilmesine gerek yok, çünkü başbakan her fırsatta halkın “evet” oyu kullanmasını telkin etmeye çalışmaktadır. Bir siyasal kadro işi resmî olmayan bir gruba havale ediyor ve bir anayasa yazdırıyor, sonra da, ortaya çıkan anayasayı açıkça sahiplenmediği halde, ortada dolaşan taslağa “evet” oyu verilsin diye halka telkinde bulunmaktadır. Böyle bir siyasal saygı anlayışı sivil toplum anlayışı ile bağdaşmaz.

Sivil toplum kuruluşlarına geldiğimizde, onlar da böyle bir karartma ve halkı aldatma siyasetine karşı halkı uyararak, karşı çıkma politikası geliştireceğine, bulduğu her fırsatta, göstermelik demokrasi havası içinde konferanslar düzenlemekte, akıllarına göre anayasayı tartışmaya açarak, halkı aydınlattıklarını kanıtlamaya çalışmaktalar. Acaba kendileri bu davranışlarının samimiyetine inanıyorlar mı!

Türkiye dünya emperyalizmine bu denli göbekten bağlanmış iken, halkın çıkarlarına karşın uluslararası sömürgecilerin ve içte burjuvazinin çıkarlarını öne çıkaran politikaları gerçekleştirme aracı olan anayasayı halka yedirebilmek için siyasilerle sivil toplum örgütlerinin elbirliği yapmaları hiç şaşırtıcı değil!

__________________

* İÜ Prof. Dr.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 − four =